Çocukları Korumuyoruz - Erdal Atabek

Cumhuriyet yazarı Erdal Atabek, in 5 Mart 2012 yazısı :
Çocukları Korumuyoruz
Yurdun her yanından feryatlar yükseliyor:
“Tecavüze uğrayan kız çocukları”nın feryatları.
Aslında sesleri çıkmıyor. Sesleri kısılmış.
12 yaşında.
13 yaşında
Tecavüz edenler mi?
Yaşları değişiyor. Yirmi de oluyor, altmış da.
Bu topluma ne oluyor?
Hani edep, hani terbiye, nerde din, nerde gelenek?
Hiçbiri yok mu? Hiçbiri kalmadı mı?
Çocuk yaşta evlenen gelinler konusunda da toplum dilsiz kesiliyor.
Evlenince sorun yok mu?
Bu mudur bu toplumun ahlakı?
Yöneticiler neden ilgilenmiyor?
Doğu’nun, Güneydoğu’nun ağalarının sesi neden bu konularda çıkmıyor?
Evet, Aile ve Çocuk Bakanı olumlu çabalar gösteriyor ama bu iş sadece bir bakanlığın işi mi?
Bütün toplum ayağa kalkmamalı mı?
Bu kadar duyarsız mı olduk?
Biz çocuklarımızı koruyamıyoruz.
Acı gerçek budur.
***
Eğitim deyince “tablete geçtik”.
4+4+4 formülü uygulanacak.
Her şeyden önce “eğitim ne içindir?”..
Nasıl çocuk yetiştirmek istiyoruz?
Yanıtı verilecek soru budur.
Tarih boyunca iki temel yanıt bulunmuştur.
Birisi, gelenek ve teokrasinin “itaat eden çocuk” savı.
Diğeri, aydınlanmanın “kendi kararlarını veren çocuk” savı.
Sade gerçek bu ikisinden birisinin seçimidir.
Cumhuriyetin kuruluş felsefesinin seçimi, aydınlanma devriminin “kendi kararını verebilen özerk çocuk eğitimi” olmuştur.
Şimdi anlaşılan yol değiştirilmekte, “itaat kültürü içinde çağdaş dindar çocuk eğitimi” amaçlanmaktadır.
Aslında, günümüzün tüketim kültürü içinde, kendini yönetemeyen, her türlü yanlış etkiye açık, başıboş çocuk kültürü de istenen bir sonuç değildir.
Bugün, toplumlarda görülen değer kaybı ve norm yokluğu elbette doğru önlemler alınmasını zorunlu kılmaktadır.
Ancak bunun yolu, “kendisine söyleneni tartışmasız kabul eden, itaat kültürüne dayalı eğitim” değildir.
Konu, “dindar mı, kindar mı?” tartışmasının çok ötesinde önem taşımaktadır.
İtaat kültürüne dayalı eğitim elbette “karşı çıkmayan, tartışmayan, soru sormayan, sadece söyleneni yapan çocuk” yetiştirebilir ama böyle yetişen çocukların geleceğin karmaşık dünyasında etkin olma olasılıkları düşüktür.
Geleceğin dünyası, küresel rekabet ortamında mücadele edebilecek, çok yönlü düşünme becerisi kazanmış, duygusal zekâsı yüksek insanlara başarı şansı tanımaktadır.
Parlak sözlerin yanıltıcı rahatlığı kimseyi şaşırtmamalıdır. Geleceği robotlar yönetmeyecektir.
Geleceği robotları kullanan beyinler yönetecektir.
Bunu bugünden göremeyen toplumlar “geçmişle hesaplaşmak hırsı” içinde geleceği harcamış olurlar.
Gelişmiş dünya ülkelerinin eğitimine bakınız.
Harvard Üniversitesi’nin çekirdek eğitimine bakınız.
Köy Enstitülerinin felsefesine bakınız.
Kinle değil, soğukkanlılıkla bakınız.
Geniş bir açıyla bakınız.
Önyargılarınızdan kurtularak bakınız.
Gerçeği göreceksiniz.
***
Biz, kırk yıl öncesinin çocuk kültürünü eleştiriyoruz.
Bugün daha doğru bir çocuk kültürü istiyoruz.
Ama ne görüyoruz?
Çocuk kültürümüz kırk yıl öncesinden daha kötüye gidiyor.
Çocuklarımızı koruyamıyoruz.
Çocuklarımıza sahip çıkamıyoruz.
Çocukla ilgili herkese sesleniyorum.
Annelere.
Babalara.
Öğretmenlere.
Eğitmenlere.
Doktorlara.
Hukukçulara.
Kuruluşlara. Vakıflara. Derneklere.
Çocuklarımıza sahip çıkalım.
Görüşlerimizi açıklayalım.
Yetkililere sesimizi duyuralım.
Her çocuk hepimizindir.
Çocuklarımızı koruyalım.
Geleceğimiz buna bağlıdır...

Yorum Gönder

[blogger][facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget