Cumhuriyet yazarı Orhan Birgit, in 6 Mart 2012 yazısı :
Hedef Tahtasındaki Kuruluş
İktidar yanlısı gazetelerin gündem saptamalarının tek merkezden oluşturulduğunu gösteren güçlü kanıtlar var.
Bu kanıtların en yenisi, Türkiye Sanayiciler ve İşadamları Derneği TÜSİAD’ın hafta sonunda AKP sözcülerinin ve medyasının hedef tahtasında, 12’yi gösteren orta noktasına oturtulmuş olmasıdır.
Top, hafta sonuna kadar iktidar partisinin 1 numaralı Genel Başkanvekili ve Adana Milletvekili Ömer Çelik’in ayağındaydı. Muhtemelen bugünkü grup toplantısında pası kale önünde Çelik’ten alacak olan Erdoğan, topu Bayan Boyner’in file bekçiliğini yapmakta olduğu kaleye göndermek isteyecektir.
İktidar partisini kızdıran ve ilahların gözünde suçlu duruma düşüren girişim, TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner’in eğitim sistemimize 4+4+4 olarak getirilen düzenlemeyi eleştiren bir açıklama yapmış olmasıdır.
TÜSİAD, bir işverenler sendikası değildir.
Ama ülkenin belli kesimindeki sanayici ve işadamlarının çatısı altında toplanmış olduğu laik, çoğulcu demokrasiyi savunan bir sivil toplum örgütüdür.
Daha önceki yıllarda da yürütme erkinin kimi icraatını kendi açısından eleştirmiş, en acımasız tenkitler de rahmetli Ecevit’e gazetelerde tam sayfa ilanlar yolu ile ve Başbakanlık’tan istifaya çağrılarak yapılmıştır.
İktidarlar, demokrasinin vazgeçilmez ayaklarından olan sivil toplum kuruluşlarınca zaman zaman yapılan eleştirilerden nasiplerini almıştır.
Bugünkü iktidar STK’leri tanımasına tanıyor. Ancak onları sadece her icraatını desteklemekle yükümlü kuruluşlar olarak görmek istiyor. Kazara içlerinden birisi, yanılır da bir icraatı eleştirmeye kalkışırsa; ona haddini bildirmek için AKP sözcüleri devreye giriyor.
O sözcülerin Sayın Hüseyin Çelik ya da Ömer Çelik olması da ilginç bir rastlantı. İktidar partisinin “çelik”leri demeçler vererek bu sivil toplum örgütlerine “Ala AKP” demokrasimizin nasıl olması gerektiğini öğretiyorlar. Ömer Çelik 2012 Türkiye’sinde iktidarı eleştirmeye cesareti olan STK’lere “Haddinizi bilin. Yerinize oturun. İstiyorsanız parti kurup karşımıza çıkarsınız” diyor!
Yüzde 10 barajlı bir seçim sistemini, “yönetimde istikrar” masalı ile kaldırmaya yanaşmayan AKP, kendisine ana muhalefet görevi biçen büyükçe bir muhalefet partisi ile gününü gün etmeye çalışıyor. Öteki iki partinin birisi etnik saplantılardan vazgeçmek niyetinde olmadığı için, seçimlere yine bağımsız adaylarla girecek ve Güneydoğu’nun feodal yapısını güçlendirmiş olacak!
O feodal düzen içinde 4+4+4’lü eğitimin özellikle kız çocuklarının bir an önce evlerine dağdan odun taşımaya, oğlanların da iş bulamadıkları için dağa çıkmalarına dur denemeyecek!
Dünkü gazetelerden birisinde, “Sözcü”de yer alan habere göre, 4+4+4’lü eğitim sistemini yasalaştıracak olan teklifin TBMM Milli Eğitim Alt Komisyonu’ndaki görüşmelerinde “eğitim için yapılacak mal ve hizmet alımları ve inşaat işleri, ihale sistemi dışında tutulacak”mış!
Bunun, bu tür hizmet alımları ve ihale alımlarında Ömer Çelik ya da Hüseyin Çelik’leri, çelik gibi kayırma kararları anlamına geldiğini anlamamak için aptal olmak gerekir.
Ve de “Yiyin efendiler yiyin. Bu hanı iştiha sizin/ Tıksırıncaya kadar/Patlayıncaya kadar yiyin” diyen Fikret’i okumamış olmak gerekiyor.
TÜSİAD, sadece eğitim sistemimizin yozlaşmasına, özellikle kızlarımızı okul yerine ev işlerine bağlayan düzene değil; sade yandaşlara açık ballı ihalelere de karşı çıkma suçunu işlediğini bilmiyor mu?
Yorum Gönder