Cumhuriyet yazarı Orhan Birgit, in 7 Mart 2012 yazısı :
28 Şubat Devam mı Ediyor?
Yapanlar, 28 Şubat’ın bin yıl süreceğini söylemişlerdi de, 12 Haziran seçimlerinde seçmenin oyunun yarısını alarak tek başına iktidar olan AKP ve lideri, o müdahalenin sözcüsü olan emekli orgenerale adeta nispet verircesine, eski camların bardak olduğunu hatırlatmamış mıydı?
Ne demekti eski camların bardak olması? Çok partili parlamenter demokrasinin bütün ayrıntıları ile, ülkemizde geçerli olması demekti.
Yani Batı’nın demokratik ülkelerinde olduğu gibi sadece iktidar partisi liderinin değil; öteki partilerin genel başkanlarının da ülke sorunları üstüne söylediklerini, özellikle görsel haber medyasının hakkaniyetle iletmesiydi.
Parlamentoda grubu bulunan partilerin her salı yaptıkları toplantılarda, aynı zamanda grup başkanı da olan genel başkanların kürsüye çıkıp konuşma âdeti var.
Bana sorarsanız, Meclis gruplarında liderlerden çok milletvekilleri söz almalı, yasa teklif ve tasarıları üstünde görüşüp tartışmalılar. İktidar partisinin milletvekilleri, mesela şu 4+4+4’lü eğitim düzenine karşı tabandan gelen eleştirileri Milli Eğitim Bakanı’na iletmeli, tartışmalıydılar. Elbette kapalı olarak yapılacak o tür tartışmaların sonucunu bir sözcü haber haline getirerek kamuoyunu da aydınlatır.
Ama her defasında yinelediğim ve patenti benden daha çok sevgili dostum Oktay Ekşi’nin milletvekili seçilmeden gazeteci olarak kullandığı o gerçeğin yüzde yüz anlatımı olan lider vekili tanımlaması, parti gruplarında da teksesliliğin egemenliğini değiştirilemez bir yasa hükmü olarak sürdürüyor. O nedenle de gruplar lider konuşmaları ile başlıyor. Onlar kürsüden inince de tamamlanmış oluyor.
Ve o liderler arasında AKP’nin patronu olan Sayın Başbakan’a haber kanallarımız VIP muamelesi yapma âdetini sürdürüyor! Erdoğan’ın nefes alışlarını da, el kol işaretlerini de, konuşmasının tümünü “Halkın bilgi edinme hakkını” yerine getirmekle yükümlü haber kanalları aynen veriyorlar.
Sıra CHP, MHP ve BDP’ye gelince, editörlerin makasları çekmecelerden çıkıyor. Halkın bilgi edinme hakkı bir yana bırakılarak âdet yerini bulsun denircesine üç beş dakikalık canlı yayında spikerlerin, “oldu da”, “dedi de”, “söyledi de”li kısaltmalarla adeta kimi imamların teravi namazlarında yaptıkları gibi başlaması ile bitirilmesi birkaç dakikada tamamlanmış oluyor.
TV kanallarını ve özellikle haber emisyonlarını kronometre tutarak izleme âdeti olanlar, bu yazdıklarımın salt bir iddia olmadığını ve daha birkaç ay önce özellikle salı günleri Meclis gruplarında geçen karşılıklı tartışmalarda aslan payının iktidar partisine ayrılmış olduğunu göreceklerdir.
Tamam. Çevik Paşa, çoktan emekli olmuş, köşesinde oturup kendi aktif döneminin muhasebesini yapmaktadır. Belki de anılarını yazmaktadır. Kısaca artık buyurgan değildir.
Şimdi apoletsiz, üniformasız buyurganlar egemendir televizyonlara da, yazılı medyaya da!
Giysileri haki renkli de değildir.
Ama hangi renkli elbiseleri sevdiklerine dikkat etmesem de siyahı tercih ettiklerini söyleyebilirim. İçindeki gömlekler mi dediniz?
Yok henüz kara gömlek giymediler.
Yorum Gönder