Adına Kürt sorunu ya da terör sorunu denilen konunun, sadece iç dinamiklerle ortaya çıkıp gelişen ve yine iç dinamiklerle çözülecek bir sorun olmadığını bilmiyorsanız, Öcalan ile sürdürülen görüşmeleri çok büyük bir gelişme zannederseniz.
Anadolu'nun yoksul çocuklarını şehit eden, ülkenin geleceğini karartan ve bu topraklarda yaşayan farklı etnik ve dini gruplardan insanları birbirine düşman eden terörün bir an önce bitmesini isteyenlerin arasındayım. Yazımı lütfen bu düşüncenin ışığında okuyun ki, ne demek istediğim daha iyi anlaşılsın.
Dış faktörler ve aktörlerin etkili, hatta belirleyici olduğu Kürt sorununun çözümü için önemli bir aşama sanılan PKK'ın silah bırakması, terör örgütü yöneticilerinin tek başlarına karar verebileceği bir konu değildir.
Yeniden gündeme gelen İmralı görüşmelerinin şeffaf bir şekilde yapılacağının söylenmesi, öncelikle Suriye'deki iç savaşla ilgilidir. İkinci neden ise Irak'ta, Barzani ile Bağdat yönetimleri arasında çatışmaya dönüşen petrol paylaşımı sorunudur. Çünkü bu gelişmeler, Amerika Birleşik Devletleri başta olmak üzere bazı batılı ülkeler için yaşamsal önem taşımaktadır.
Suriye'den başlarsak, Batılıların, Beşar Esad'ın işini bitirmek için, “Yürü be Aslanım” dedikleri Türkiye'ye ihtiyacı vardır. Bu nedenle de, PKK'nın Suriye'deki kolu PYD'nin daha doğrusu Suriye'deki PKK güçlerinin Türkiye'ye sorun yaratmaması, AKP İktidarını zor duruma düşürmemesi ABD için önemlidir.
Aynı şekilde, Irak'ın kuzeyinden petrol ve doğalgaz ihracatı yaparak sorun yaratan Barzani yönetiminin, Başbakan Maliki ile olan sürtüşmesinin kapsamlı çatışmalara yol açma ihtimali büyürken, Türkiye'nin, Barzani'ye daha sıkı destek vermesi istenmektedir. Bunun için de Kürt bölgesindeki PKK güçleri eylemsizlik içine çekilerek, Türkiye'de, AKP İktidarının rahat hareket etmesi, adına Kürt sorunu dedikleri krizi bitiriyormuş gibi görünmesi sağlanmalıdır.
Öcalan da bunu bildiği için, sömürgecilerin çıkarlarının ön planda olduğu bir dönemde başlatılan görüşmelerde, AKP Hükümetini kamuoyunda zor duruma düşürecek taleplerde bulunmadı. Yumuşak isteklerle geçiştirdi.
Bu süreçte, Örgüt içinde muhalefet, sert tartışmalar, çatışmalar ve öldürmeler olacaktır. Bu durum, PKK'nın hastalıklı yapısıyla ilgilidir. Çünkü örgütün içinde birçok emperyalist ülkenin eli, desteklediği adamları ve çıkarları vardır.
Öcalan'ın dışarıda olduğu dönemlerde de, örgütün gelen isimlerinin infazları fazlasıyla yaşanmıştır. Bu tür cinayetlerin ardından Örgüt içindeki farklı akımlar, infazları asla üslenmemiş, itibar kaybetmemek için tabanına ve kamuoyuna başka çevreleri hedef göstermiştir.
Terör örgütü PKK konusunda 20 yıldır çalışan, kitap yazan biri olarak (kendime uzman demiyorum), bugünküne benzer süreçlerde, örgüt içindeki önemli isimlerin öldürüldüğü 4-5 olay biliyorum. Paris'teki olayın da bunlardan farkı yoktur. Orada öldürülmek istenen sadece PKK'nın kurucularından Sakine Cansızdı. Ancak diğer 2 kadın, olay yerinde bulundukları ve geride şahit bırakılmak istenmediği için öldürüldüler. New York Times gazetesi, benden telefonla aldığı bu yorumu, 11 Ocak'taki sayısında, aynen yayınladı.
Suriye'de Esad rejimi düşürülünceye ve Irak'ta, Barzani-Bağdat arasındaki sorun çözülünceye kadar Apo ile görüşmelerin bu şekilde sürmesi, hatta çözüme ulaşılıyormuş havasının yayılması olağan karşılanmalıdır. Ancak Suriye ve Irak'ta, ABD ve Batılıların bekledikleri çözüme ulaşıldığında bile, bu güçler, PKK'nın tamamen silahsızlandırılmasına ve bitmesine razı olmazlar. PKK, İsrail ve ABD'nin bölgedeki operasyonları için, özellikle de İran'a karşı olası bir savaşta kullanacağı silahtır. Ortadoğu'yu yeniden düzenlemek isteyen Batılılar, çıkarları için büyük önem taşıyan bu örgütü niye tasfiye etsinler ki?
Ayrıca Ermeni İddiaları ve Kürt Sorunu, ABD'nin Türkiye'ye karşı kullandığı 2 temel karttır. ABD, bu sorunları tamamen çözerek, kartları niye elinden çıkarsın ki?
Daha açık söylemek gerekirse, Türkiye, Kürtlere, “Alın size bağımsızlık” dese bile, buna önce ABD ve diğer Batılı güçler karşı çıkar.
Barzani liderliğindeki Kürt devletinin kurulması ve güvenliğinin sağlanması süreci tamamlamadan, Türkiye sınırları içinde PKK denetiminde yeni bir bağımsız oluşumun, bölgedeki hesapları bozacağını, Kürtler arasında çatışmalara yol açacağını biliyorlar. Öcalan da bunu gördüğü için, bir süredir Özerklik kavramını ağzına almıyor. Çünkü her şeyin zamanı var. Acele eder de hesapları bozarsa, kendisini dönemsel çıkarlar için Türkiye'ye paketleyen emperyalistlerin işini bitireceğini biliyor.
Kürt sorununda “Dış Faktörler ve Aktörlerin” de ne kadar belirleyici olduğunu merak ediyorsanız, görüşmelerde konu edilenlere bakmanız yeterlidir. Apo ufak tefek şeyler ister, karşılığında da Başbakan televizyon verir. Daha fazlasına “Dış Aktörler” şimdilik müsaade etmez.
Not: Bu yazı, birkaç yabancı gazete için 10 Ocak Cuma günü yazdığım ve verdiğim demeçlerin özetidir.
Kanal B'de hazırlayıp sunduğum, Cuma akşamları saat 21.30'da yayınlanan Bekleme Odası programında (18 Ocak), okuduğunuz yazının içeriği konu olacaktır.

Yorum Gönder