Milli İstihbarat Teşkilatı yetkililerini Oslo’ya yollayarak PKK temsilcileriyle masaya oturtan, Apo ile görüşmek için İmralı’ya devlet görevlilerini gönderten, Kandil’den gelen teröristleri sınır kapılarında karşılatan, “Kürt açılımı” diye tutturarak terör çetesini şımartan o değil sanki...
Başbakan Erdoğan şimdi, kendi hatalarını görmeyip medyaya hücum ediyor ve diyor ki:
“Biliniz ki, yazdığınız her cümle onların (teröristlerin) arayıp da bulamadığı bir propaganda unsurudur... Ve bilesiniz ki, biz de kendi defterimizin notları arasına bunları düşüyoruz!”
Başbakan kime söylüyor bunları? Medyanın yüzde 10’una... Bugün yazılı ve görüntülü basının yüzde 90’ı Başbakan’ın emrinde zaten... Onun canını sıkacak hiçbir şey yazamıyorlar!
Basının bağımsızlığını koruyan yüzde 10’u bile Başbakan’ı çok rahatsız ediyor demek ki...
Muhalefet yapabilen son birkaç gazete de teslim olursa, ülkede gerçekleri dile getirecek tek yayın organı kalmayacak!
Başbakan’ın sözlerinden bir de şunu öğreniyoruz:
Onun bir defteri varmış, aleyhte yazılan her şeyi o deftere kaydediyormuş! Neden? Hesabı görülmek için...
Bu kadar net, bu kadar açık bir tehdit olamaz!
Medya patronlarını ağır vergi cezalarıyla korkutup işten attırdığı muhalif yazarlar ortada...
Demokrasinin işlemediği sıkıyönetim dönemlerinde bile basın üzerinde bu kadar ağır bir baskı uygulanmamıştı!
Tokmak/SÖZCÜ
Yorum Gönder