Gerekçesiz şike kararı - Rıza Zelyut


Gerekçesiz şike kararı
3 Temmuz 2011'de büyük tantana ile başlatılan şike operasyonu, fiyasko kararlarla sonuçlandı. Mahkememenin sözde gerekçeli kararı açıklandı ama kimse 'Bu nasıl gerekçe? Birisine öyle birisine böyle olur mu?'  diye kararları sorgulamadı .  
Okuyun göreceksiniz: Gerekçeli karar denilen karar; şike iddianamesinin tekrarından başka bir şey değil. O iddianameyi düzenleyen özel savcı Mehmet Berk ne düşünmüş ise mahkeme başkanı Mehmet Ekinci de aynı şeyi düşünmüş gibi. Yargıç Ekinci herhalde iddianameyi önüne koymuş; sekretere, 'Yaz kızım!' demiş. İddianamede yazılanları birazcık  değiştirerek 'gerekçe' diye nakletmiş.  Sözde suç örgütü lideri Olgun Peker takip edilirken, dönemin TFF Başkanı Mahmut Özgener ile konuştuğu görülmüş. Mahmut Özgener izlenirken Aziz Yıldırım  ile konuştuğu tespit edilmiş.  Mahmut Özgener; Aziz Yıldırım'dan gelen her türlü talebe olumlu cevap vermeye çalışıyormuş. Bu yüzden takip başlatılmış imiş.
Gelin görün ki soruşturmanın göbeğinde bulunan Mahmut Özgener ne şüpheli olarak ne de şahit olarak mahkemeye çağırılmadı... Çağrılmadı; çünkü Özgener konuşsa idi bu dava çökecekti...
Mahkemenin elinde cezalandırmaya yol açacak kesin, inandırıcı, şüphelerden uzak ve yeterli belge yok. Sadece uzun uzun aktarılan telefon konuşmaları... Bu konuşmaların tümünü mahkeme heyeti; Aziz Yıldırım'ın aleyhinde kullanıyor. Bu yüzden konuşmalarda olmayan suçu; yorum yaparak imal ediyor.

DOĞRU ÖLÇÜ BELLİ
Mahkeme heyetinin; Aziz Yıldırım'a ve Fenerbahçe'ye karşı olan hasmane  tutumu gerekçeli kararda daha bir belirginleşiyor.
Şikede 1 numaralı ismi gibi gösterilen Olgun Peker ile ilgili olarak alınan bir kararda şöyle deniliyor: '... kamu davası açılmış ise de, sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin, yeterli ve inandırıcı delil elde edilemediğinden bu suç yönünden 5271 Sayılı CMK nun 223/2-e maddesi gereği BERAATİNE...'
Görüldüğü üzere; burada mahkeme heyeti, 'sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin, yeterli ve inandırıcı delil' aramıştır. Eldeki deliller bu ölçüye uymayınca da şüpheli hakkında beraat istemiştir.
Doğru olan da budur.

DEĞİŞTİR ÖLÇÜYÜ
Ama iş Aziz Yıldırım ve onun çevresindekiler olunca birden bire bu adil ve küresel ölçü değiştirilmekte; yargıçların kanaatleri ve hisleri devreye girmektedir.
Mahkeme heyeti; bir sanık için 'her türlü şüpheden uzak, kesin, yeterli, inandırıcı delil' arar iken; Aziz Yıldırım için karar verilirken bu ölçüyü çiğnemekte. Elinde her türlü şüpheden uzak, kesin, inandırıcı, yeterli delil olmayan mahkeme;  Aziz Yıldırım'ı hasım gibi gördüğünü  ceza verir iken şöyle ortaya koyuyor: '6259 sayılı Kanun ile değişik 6222 sayılı Kanun'un 11/1. maddesi uyarınca takdiren alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle İKİ YIL HAPİS VE ON BİN GÜN ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA... '
Bu kararda ne var, demeyin. Şike mahkemesi, söz konusu Aziz Yıldırım olduğunda alt sınırdan ceza vermekten uzaklaşıyor? Bu duruma biz hasmane tutum dersek, yanlış mı olur?
Devamı var: O kadar cezalandırma sevdalısıdır ki mahkeme heyeti; 'spor müsabakalarını SEYİRDEN YASAKLANMASINA...' bile diyerek Aziz Yıldırım'ı  günlük hayatta bile hapse koymaya kalkışmaktadır.
Ama iş Göksel Gümüşdağ olunca, 'yüklenen suçlardan cezalandırılmasına yeter her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı kanıtlara ulaşılamadığı ve bu bağlamda yüklenen suçların sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince BERAATİNE...' demektedirler.
'Verdim kararı, oldu bitti; git sen derdini dağlara taşlara yan arkadaş! En çok altı ay tartışır, sonra unutursunuz!'
Fenerbahçeli yöneticilerin Göksel Gümüşdağ'ın arkası gibi bir arkaları bulunmuyor ki gerekçeleri tamam olsun...
Unutmayın! Burada şike mahkemesi var ise Ankara'da da Yargıtay var...

Yorum Gönder

[facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget