“Ayasofya Camisi müze haline getirilmiştir. Bizim dönemimizde böyle bir şey olamaz. Camiler Allah’a ibadet etme yerleridir.”
Sözler Bülent Arınç’a ait.. Laik Türkiye Cumhuriyeti’nin 21. yy’daki Başbakan Yardımcısı Trabzon’da diyor ki:
“Geçen Kurban Bayramı’nda İznik Ayasofya Camisi’ni ibadete açtık. İkinci müjdemiz Trabzon’daki Ayasofya’nın ibadete açılmasıdır inşallah..” (Cumhuriyet-24 Temmuz)
Osmanlı coğrafyasındaki 10 Ayasofya’dan 6’sı sınırlarımız içinde. İstanbul’daki muhteşem Ayasofya’dan daha yaşlı olan “Küçük Ayasofya”, cami işleviyle yaşatılıyor. Trabzon, İznik, Enez ve Vize’dekiler ise ya müze ya da anıtsal mimarlık mirasımız.
İznik’teki ‘Oyun’lar
İznik Ayasofyası, 2011’in Kurban’ında “bayram namazı” kılınarak “fiilen” cami olarak kullanılmaya başlandı. Dahası, bu işlevine yönelik hiçbir kurumdan izin, onay ve yasal karar olmadığı halde “imam”ı bile atanarak, hukuk dinlemeyen “dinci” eyleme siyasi destek sağlandı.
Oysa müzenin Bursa Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’ndan alınan “restorasyon” izni, yine “müze” olarak kullanılmasına yönelikti. Onaylanan projede cami için gerekli ayrıntılar yoktu! “Yıkık” minaresinin tamamlanmasına ise ezan okunması için değil, Osmanlı dönemindeki, “kiliseleri yıkmadan” yine “ibadet için” kullanma geleneğinin “simgesi” olduğu için izin verilmişti...
Ne var ki Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün kurula sunduğu proje ile “asıl niyeti”nin farklı olduğu sonra ortaya çıktı. “Simge”sel minareden ezan okunarak kılınan namazla yasadışı cami kullanımı başlatılmış oldu.
Şimdi de benzer bir durum 13. yy’da Komnenos Kralı I. Manuel’in yaptırdığı Trabzon Ayasofyası için düşünülüyor olmalı ki Arınç’ın yalnız olmadığını gösteren açıklamalar da var...
Anıtın bulunduğu Fatih Mahallesi muhtarı ile semt sakinlerinin ve kentteki aydınların şiddetle karşı çıkmalarında rağmen, örneğin KOBİDER Genel Başkanı Nurettin Özgenç bakın neler söylüyor:
“Trabzon Ayasofyası’nı, Fatih camiye çevirmişti; 60’lı yıllardan beri (müze olarak) vakfiyeye aykırı olarak kullanılmakta.. KOBİDER olarak bu tarihi miraslara sahip çıkmaya çalışıyoruz; Ayasofya ibadete açılmalıdır.”
İnsanın sorası geliyor; KOBİDER yöneticileri, Osmanlı’dan miras “esnafa değer veren” kent kültürümüzün şu AVM salgınıyla yok edilmesine karşı da neden tepkili değiller? Dahası şimdiye kadar hangi kültür mirasını restore ettiler; hangi tarihi yapımızı kurtardılar?
‘Kutsal Bilgelik’
Ayasofyaların Batı dillerindeki adı “Sainte Sophie”. Tarihçiler, “sofya”nın Hıristiyanlıkta Tanrı’nın ana niteliği “bilgelik” olduğunu belirtirler. “Aya” ile birlikte “kutsal” ya da “ilahi” bilgelik anlamında..
Türkiye Cumhuriyeti, hem laikliğin hem de tüm inançlara saygılı bir hukuk devletinin gereği olarak, İstanbul’daki eşsiz Ayasofya’yı 1934’te müze haline getirip insanlığa armağan etti... Aynı çağdaş düşünce içinde İznik ve Trabzon Ayasofyaları da müze olarak hem bulundukları kentin kültürel zenginliğine hem de turizme katkılarda bulunmaya başladılar.
Şimdi Arınç “bizim zamanımızda müze olamazlar” diyerek acaba Cumhuriyet çağdaşlığının terk edildiği bir “zaman”ı mı tanımlamak istiyor?
Soruya yanıt beklerken, başta Vakıflar’ın bağlı olduğu Başbakanlık ile müzelerden sorumlu Kültür ve Turizm Bakanlığı olmak üzere, tüm ilgili kurumlarımızdan, Trabzon Ayasofyası’nın uygarca süregelen müze işlevinin değişmeyeceğine dair güvenceler duymak istiyoruz.
Tabii İznik Ayasofyası Müzesi’ndeki yasadışı dinciliğin de bir an önce sona ermesini..

Yorum Gönder