Gerçekten Anladılar mı? - Güray Öz

Gemi azıya almış gidişatın kimilerinde soğuk duş etkisi yaptığını, kendilerine gelir gibi olduklarını ibretle izliyoruz. Yazdıkları, söyledikleri bir tür günah çıkarma gibidir. Kendi akıllarına ihanet etmişlerdi, şimdi kendilerini aldatılmış, kandırılmış hissediyorlar.
AKP’ye duydukları güvenin boş olduğunu, ona verdikleri tavizlerin hiçbir işe yaramadığını gördükçe sinirleniyor, hırçınlaşıyorlar. Oysa atı alan Üsküdar’ı geçmiştir. Bu gidişte üstlendikleri görev için, geleceği önceden gören aydınlara bir borçları var. Bu borcu, aydın olarak var olabilmek istiyorlarsa ödemeleri gerekecektir.
***
Hangi konularda güvenmiş, sınırsız destek vermişlerdi?
Ayrıntılarda boğulmayalım, birincisi laiklik konusudur. AKP’nin laikliği gerçek anlamına kavuşturacağına, “devletçi laiklikten, gerçek laikliğe” geçişi sağlayacağına inanıyor, “bu eşyanın tabiatına aykırıdır” diyenlere öfkeleniyor, onları Ergenekonculukla suçluyorlardı.
Şimdi acı gerçeği görmüşlerdir. Ülkenin artık fetvalarla yönetildiğini görmemek için beyinlerin dumura uğramış olması gerekiyor çünkü.
***
İkincisi Kürt sorunudur.
Kürt sorununda takıyyeci “açılımlara” öylesine kof bir güven duydular ki, o açılımların dinci arka planına ve milliyetçi özüne gözlerini kapatmayı tercih ettiler.
Şimdi acı gerçek, artık kendilerine ihtiyacı kalmayan, çok beğendikleri, yere göğe koyamadıkları “lider” tarafından sert bir şekilde gösteriliyor.
CHP’nin Kürt sorununun çözümü için henüz içi doldurulmamış yol yöntem önerisinin gecikmişliği ise, bugüne kadar gerçekleri görenlerin bu sorunu tabu bellemelerinden, teröre duydukları haklı öfkeden kaynaklanıyordu. Umalım ki bu ötekiler gibi bir “açılım” değildir ve soruna gözlerini kapatmamayı esas almaktadır. CHP’nin önerileri kuşkusuz AKP’yi yolundan çevirecek değildir. Ama CHP’ye yararı büyük olacaktır.
AKP’nin Kürt sorununu çözmek gibi bir derdi yoktur. Sorunun Türklerin ve Kürtlerin birlikte, din temelinde değil, sömürüye karşı birlik temelinde, Ortadoğu’nun pek karmaşık coğrafyası içinde çözülebileceğini biz anladık, dinci partinin “iyi niyetine” kendilerini kaptırmış arkadaşlar anlamadılar.
***
Üçüncüsü demokrasidir.
Özü gereği sorunlu olan “temsili” demokrasinin AKP eliyle asker vesayetinden kurtarılacağını ağızlarından bal damlaya damlaya anlatıyorlardı. Siyaset sahnesindeki egemenliğin hızla sivil, ama “civil” olmayan, askeri de yedeğine almış bir başka vesayete dönüştüğünü görmek, kim bilir ne kadar acı geliyordur şimdi arkadaşlara.
***
Ve nihayet kapitalizmin dinciliği ehlileştireceğine ve onların “modern” hayatlarına dokunmayacağına inanıyorlardı. En temel gerçeği unutmuş, kapitalizmin dincilikle, dincilerle değil, örgütlenmek isteyen, grev hakkı isteyen emekçilerle, gittikçe yoksullaşan halk kesimleriyle sorunu olduğunu es geçmişlerdi. Genişleyen ve özellikle THY’de kendini gösteren sert grev yasağı da dinci iktidarın içeride ve dışarıda kurduğu yoğun ve işlevsel sınıf işbirliğini göstermediyse daha başka ne gösterebilirdi ki?
***
Görüyorlar ama anladıklarını sanmıyorum doğrusunu isterseniz.
Anlamış olsalardı günah çıkarmayı bir kenara bırakır, gerçeğin yanında yer almak için harekete geçerlerdi. Geçemiyorlar. Dönüp dönüp geriye bakmaları, hâlâ o umutsuz aşkla içlerinin yanması bundandır.
Bir zamanlar kral olmayı, el üstünde tutulmayı öyle sevdiler, sudaki akislerine hayranlıkları öylesine koyulaştı ki, ruhlarındaki kıpırtıyı, aldatıldıklarını anlamanın sıkıntısını, yüreklerinde büyüyen isyanı nasıl teskin edeceklerini bir türlü bilemiyorlar.

Yorum Gönder

[blogger][facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget