Suriye Rezaletinde Bölgeden Tık Yok - Emin Çölaşan

SEVGİLİ okuyucularım, AKP hükümeti ABD ve AB den gelen emirler doğrultusunda. Suriye’yi düşman ilan etti. Bunun en büyük nedeni de orada Alevi azınlığın Sünni çoğunluğu yönetiyor olması. Suriye laik bir devlet, İktidara AKP’nin desteklediği şeriatçı Müslüman Kardeşler örgütü talip.
Suriye’yi bu nedenle düşman ilan eden hükümet, terör örgütünün başı olan Öcalan’ın yıllar boyu o ülkede yaşadığını, örgütü oradan yönettiğini, emirlerini oradan verdiğini ne yazık ki unutmuş durumda.
Suriye’yi bir kez olsun bu nedenle kınamak, eleştirmek, doğrudan veya dolaylı bir biçimde sert çıkmak akıllarına gelmedi. Çünkü kafaları hep parasal ilişkilere basıyordu. Suriye ile ticaretimiz vardı ve o ülkeyi karşımıza alamazdık!
Suriye ile 900 kilometreye yakın sınırımız var. Tüm sınır boyunca akrabalık ilişkileri güçlü, İnsanlar vizesiz girip çıkardı ve Türkiye bu işlerden çok büyük para kazanırdı.. Özellikle Gaziantep, Kahramanmaraş, Kilis ve Hatay İlerimiz her gün Suriyeli işadamları ve turistlerle dolar, otelciler, esnaf, aklınıza kim gelirse bu ziyaretlerden para kazanırdı.
Suriye’de yatırım yapan, işyerleri ve fabrikalar kuran, konut inşa eden, ihracat ve ithalat yapan binlerce yöre insanımız vardı. Ayrıca sınır ticareti yapılırdı. Türk TIR’ları Suriye üzerinden para kazanırdı. Bir yıl öncesine. Tayyip o ülkeyi düşman ilan edene kadar durum böyleydi.
***
Gün geldi. ABD yönetimi Esad rejimini devirmeye karar verdi, bizimkini uyardılar:
“Tayyip sen de bu konuda elinden geleni yapacaksın!”
Tayyip bu konuda ABD den bile hızlı çıktı, Suriyeli rejim muhalifi kimler varsa Türkiye’ye çağırıp toplantılar düzenledi, onları devlet parasıyla İstanbul’un en pahalı otellerinde ağırladı. O heriflere yapılan büyük harcamaların parası bizim ceplerden çıktı.
Suriye’de olaylar çıkıyordu. Bazdan rejime başkaldırıp silahlı direnişe geçti. Şu anda 18 bin dolaylarında Suriye vatandaşı sınırı geçip Türkiye’ye sığınmış durumda. Bunların çoğu aslında Suriye’nin işsiz güçsüz insanları. Çoluk çocuk geldiler.
Hatay ve Kilis başta olmak üzere pek çok yerde çadırkentler prefabrik konutlar kuruldu. Van’daki depremzede yurttaşlarımız oradaki çadırlarda soğuk altında inim inim inlerken. Suriyeli sığınmacılar Hatay ve öteki kamplarda krallar gibi ağırlanıyor. Kamplara giriş çıkış yasak!
Kahvaltı dâhil günde üç öğün yemek, sıcak salonlar, okul, hastane, mescit, her şey emirlerinde! Rejim karşıtı rolüne bürünen Suriyeli işsizler hayatlarından son derece memnun. Bizim vergilerin önemli bir bölümü bu sığınmacılara pompalanıyor.
***
Ancak işin çok, ama çok önemli olan bir başka boyutu, Türkiye’de bugüne kadar hiç tartışılmadı.
Bölgenin Suriye ile ticareti sıfırlandı. Halkın, esnafın ve işadamlarının zararı çok büyük…
AKP hükümetinin düşman ilan ettiği Suriye, Türkiye tarafından ablukaya alındı. Bu ülke. Gaziantep’teki başkonsolosluğunu aylar Önce kapattı. Suriye’de Türkler tarafından büyük paralar harcanarak başlanan ve bazıları bitirilen fabrikalar, işletmeler ve öteki projeler durduruldu, donduruldu.
Suriye ‘den Türkiye’ye insan girişleri sıfırlandı. Ticaret hayatı felce uğradı.
Bu ülkeye geçen yıl 1 milyar 700 milyon dolar ihracat yapmışız. İthalatımız ise sadece 336 milyon dolar! Zarara bakar mısınız?
Şu anda Türk işadamlarının Suriye’de 1 Milyar 400 milyon dolar donmuş yatırımı var. Paralar gitti gider.
Suriye’deki bütün Türk işletmelerinin kapısına ne yazık ki kilit vuruldu.
Şimdi hep birlikte anımsayalım… Bundan yaklaşık bir yıl kadar önce Esad ailesi, Tayyipgillerin en büyük dostlarıydı. Karşılıklı birbirlerini ziyaret ederler, sarmaş dolaş hatıra resimleri çektirirlerdi. Ne zaman ki Tayyip‘e ABD’den “Sil bunları defterden” emri geldi, işte o günden beri Tayyip Suriye ve Esad’a posta koymaya başladı.
***
Şimdi şu kaybettiklerimize, bölgedeki illerimize, insanlarımıza neler kaybettiğine çok kısaca bakalım:
TOKİ ile Suriye’nin ilgili kuruluşu arasında, orada 30 bin konut yapımı için başlatılan görüşmeler iptal edildi.
Suriye’de iplik, plastik, pencere, televizyon ve çeşitli gıda maddeleri üreten tüm Türk tesisleri kapandı.
Rönesans İnşaat Halep’teki tüm işlerini durdurmak zorunda kaldı. Bu yatırım kapsamında 180 milyon dolarlık alışveriş merkezleri, sinemalar, eğlence merkezleri, oteller vardı.
Güriş Holding iki çimento fabrikasını kapatıp 50 milyon Euro zarar etti.
Tat makarna fabrikasının kapısına kilit vuruldu.
Şu anda Suriye’de yüzlerce Türk firması üretimi durdurmuş durumda. Sahipleri ise can güvenliği nedeniyle oralara gidemiyor. En az bir milyar dolarlık Türk yatırımının ne olacağını bilen yok. İhracat bitti.

Günübirlik ticaret ve Suriyelilerin sıfırlanan gidiş gelişleri nedeniyle yıllık kaybımız üç milyar doları aşıyor. Gaziantep, Kilis, Şanlıurfa ve Hatay’a ayda ortalama 130 bin Suriyeli şu veya bu nedenle gelip para bırakırdı.
***
Bunları niçin yazdığımı, bu inanılmaz rezaleti niçin gündeme getirdiğimi şimdi anlatmaya başlayacağım.

Suriye’ye komşu ve yakın illerimizde, on binlerce insanımız gelirlerini yitirdi, bazıları işinden oldu.
Fabrikatör, işadamı, sanayici, ihracatçı, ithalatçı, otelci, taksici, lokantacı, simitçi, turist rehberi, otobüsçü TIR’cı, aklınıza kim gelirse…
Gelelim işin püf noktasına, en acı yarana:
Bu durumda bölge illerinden, bölge insanından, özellikle işadamlarından yükselen herhangi bir tepki duydunuz mu?
Duymadınız!
Peki, ama niçin?
Çünkü herkes korkutulmuş durumda. Türkiye’nin bu iktidar dönemindeki sindirilmişliği, işte oraya da yansıyor.
Sıkıysa bir işadamı, ya da herhangi bir vatandaş çıksın ortaya ve AKP’nin Suriye düşmanlığı nedeniyle kendisinin ve bölgenin uğradığı zararları gündeme taşıyıp eleştirsin! Onu birkaç hafta içinde mahvederler. Üzerine polisi, ya da vergicileri gönderdiler mi, işi bitiktir.
Bölgenin valilikleri, belediyeleri, sanayi ve ticaret odaları, esnafı, ahalisi var. Sadece “Ses ve tepki” yok!
Bugünkü rezaletin binde biri o beğenmedikleri geçmiş iktidarlardan birinin zamanında olsaydı kıyametler kopar, herkes demokratik tepkisini özgürce ortaya koyar, durum kamuoyunda ve medyada tartışılır, hatta mitingler düzenlenip hükümet protesto edilirdi.
Şimdi ise tık yok!
Geçenlerde Ankara’da rastladığım ve bölgede büyük zarara uğradıklarını anlatan bir işadamı, bana yakınmaya başladı. Niçin örgütlenip tepki göstermediklerini sorduğumda ise, verdiği yanıt çok ilginçti:
“Kolay mı tepki göstermek Emin Bey bizi mahvederler.”
Daha önce tanımadığım, ismini bile duymadığım bu işadamının bana ismini “Namusuma havale ederek” verdiğini söylesem, acaba inanır mısınız?
ABD bastırdı, onların bölgedeki jandarması ve taşeronu kimliği ile Tayyip uygulamaya geçti, ceremesini bizim insanımız ve bizim ülkemiz çekmekte!
Ama tepki sıfır, ses veren yok.
Bu kadar korkaksınız kardeşim, o zaman hiç ağlaşmayın.

Kaynak: Kemalistler.org
http://www.kemalistler.org/suriye-rezaletinde-bolgeden-tik-yok.html/

Yorum Gönder

[blogger][facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget