İstikrara zarar! - Güngör Mengi

“Bir bildirinin Türkiye’ye sadece faiz maliyeti 2 milyar lira” dedi. Sonu gelmeyen tutuklamaların, o kasvetli havanın istikrar için risk oluşturmadığını kim söyleyebilir?

İstikrara zarar! - Güngör Mengi
Başbakan Erdoğan MÜSİAD toplantısında, öfkesini yenememiş bir mağdur gibi konuştu.
“İntikam” ve “cadı avı” gibi söylemlere kulak vermeden darbeleri sorgulayacaklarını ve o karanlık dönemleri aydınlığa çıkaracaklarını söyledi.
MÜSİAD büyük çoğunluğu muhafazakâr olan ve AKP iktidarı döneminde yıldızı parlayan işadamlarının örgütüdür.
Başbakan’ın burada bir “iman tazeleme konuşması” yaptığını söylemek yanlış olmaz.
MÜSİAD üyelerine aynı takımın oyuncuları olarak hitap eden Erdoğan, eziyetli bir geçmişi paylaştıklarını belirtip aynı hedeflere birlikte yürüyeceklerini söylemiştir.
“Yeşil sermaye” ve “irticacı şirketler” diye itilip kakıldıkları dönemi hatırlatarak önümüzde gerginliklerin eksik olmayacağı günler bulunduğunun işaretini vermiştir:
“28 Şubat’ta neler yaşadığımızı bir biz biliyoruz, bir de Allah biliyor. Eğer bunu yapanlar deşifre olmazsa, bunlardan hesap sorulmazsa aynı felâketi biliniz ki çocuklarımız da yaşayacaktır, torunlarımız da!”

Vesayet ve iktidara övgü


Darbeler bir yandan yargıda yoğun olarak soruşturuluyor, bir yandan da Meclis’te özel bir komisyonca inceleniyor.
O zaman Başbakan bu konuyu, yargıyı etkileme ve yönlendirme yanlışına düştüğünü bile bile niye konuşmalarının bir numaralı konusu yapıyor?
Hedef kitlesini bir arada tutan ortak heyecanı acaba bu şekilde üreteceğini mi düşünüyor?
Askeri vesayete karşı sürdürülen kavgada elde edilen sonuçlar iktidarın övünmeye en değer başarısı kabul edildiği için de yurtta ve dışarda bu gündemin kesintiye uğramamasını gözetiyor olabilir.
Eğer öyleyse, siyaseti sürekli gergin tutmanın tehlikelerini unutmamak lâzım.
Başbakan dün kendisi söyledi:
27 Nisan e-muhtırasından bir gün önce borsa rekor kırıyor, bir gecede yüzde 9 kaybediyor. Başbakan “Bir bildirinin Türkiye’ye sadece faiz maliyeti 2 milyar lira” dedi.
Sonu gelmeyen tutuklamaların, o kasvetli havanın istikrar için risk oluşturmadığını kim söyleyebilir?

Abdülaziz uçakla gitti!


Sürekli kin ve intikam söylemleri kullanan bir siyasetçinin kendi ayağına ateş etme hatasına düşmesi ihtimali az değildir.
Başbakan’ın “hesap sormak” bağlamında ortaya koyduğu hedefler pek çok çevrede yargıya talimat olarak algılanacaktır.
Etkilenen bir yargının, aceleye getirilen soruşturmaların ne kadar büyük haksızlıklara sebep olduğunu görüyoruz.
Son örneği dünkü VATAN’da yer aldı:
Balyoz davasına delil olarak sunulan CD ve hard diski inceleyen Amerikan Arsenal Consulting’in Başkanı Mark Spencer, delillerin sahte olduğunu söylemiş.
Mark Spencer 2003’te kaydedildiği söylenen belgelerde 2007’de çıkan Mircosoft programına ait yazı karakterinin tespit edildiğini belirtiyor.
Sultan Abdülaziz’in Fransa ve İngiltere’ye uçakla gittiğini iddia etmeye benziyor.
Edemezsiniz.
Çünkü 1867’de uçak yok.
2003’te de o yazı karakteri yok.
Hukuku ve adaleti siyaset uğruna bu kadar zorlamamak lâzım!

Yorum Gönder

[blogger][facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget