‘Ruhumuz Silivri’de Kaldı’ - Nilgün Cerrahoğlu

Cumhuriyet yazarı Nilgün Cerrahoğlu,nun 17 Mart 2012 köşe yazısı:
‘Ruhumuz Silivri’de Kaldı’

Gün gelir devran döner….
Faşist yönetimler altında yaşamış olan halklara sorulur: “Vaktiyle neden hiçbir şey yapmadınız?”
Yanıt hiç şaşmaz: “Bilmiyorduk. Haberimiz yoktu. Konu komşunun toplarlanıp götürülüşünü görmedik…”
Özgürlük bir gün bu topraklara uğradığında biz bu yanıtı veremeyeceğiz…
Çünkü biz “biliyoruz”.
AKP iktidarıyla özdeş hale gelen “Silivri dehşetini”, biz baştan bu yana günbegün izledik.
“Neyle suçlandıkları anlaşılmadan” cezaevlerine doldurulan gazeteci ve akademisyenlerin evlerinden derdest edilişlerini, TV’ler başında her gün takip ettik.
Yargı sürecinde yaşanan hukuksuzluklara milletçe tanık olduk…
Yetmedi…
Tutukluların yüz yüze kaldığı insanlık dışı şartları tüm ayrıntılarıyla keşfettik…
İnsanlığın çürütüldüğü yer…
Tuncay Özkan “Hapiste Yatacak Olana Öğütler” kitabında -en basitinden!- yemeklerden zehirlenmeden ve hastalığa yakalanmadan hayatta kalmanın dahi Silivri şartlarında başlı başına ne büyük mücadele gerektirdiğini anlattı...
Gözler önünde tutukluluğunun dördüncü yılına giren Mustafa Balbay “Silivri Toplama Kampı Zulümhane”, “Düşünüyorum O Halde Sanığım”, “Demokrasi Tanrısı Zulümdar” kitaplarında; çektiği “hükümsüz cezayı” her türlü boyutuyla sergiledi. Yazılarında her gün sergilemeye de devam ediyor. Bizi Silivri’nin “tecrit güncesiyle” yüz yüze getiriyor!
375 gün neden yattığı muamma olan Nedim Şener, gözlerinde yaşlarla canlı yayında Silivri’nin nasıl bir “insan çürütme merkezi” olduğunu anlatıyor…
Nedim Şener - Ahmet Şık ikilisiyle beraber salınan genç meslektaşlarımız Coşkun Musluk ve Muhammet Sait Çakır; “canlı mezarda yalnızlığımızı paylaştık” sözleriyle anlattıkları “tecrit koğuşu” deneyimlerini aktarıyor ve “Biz çıktık ama ruhumuz cezaevinde kaldı!” diye konuşuyorlar.
Dışardan bakan şaşıyor
Faşizmin kök saldığı ülkelerde, zulümlerin böyle çıplak dökümü ancak genelde demokrasiye geçiş sonrasında, zaman farkıyla gecikmeli olarak ortaya çıkar.
İnsanlar neden sonra karşılarına konan acı gerçekler karşısında; “Bilmiyorduk!” bahanesine sarılarak vicdanlarını rahatlatabilirler..
Bizim için böyle bir bahane yok. Silivri zulmünün ne olduğunu biz artık kapsamlı biçimde biliyoruz...
Ancak bilmek hiçbir şeyi değiştirmiyor.
Seçmenler, Silivri cenderesini Türkiye’nin başına geçiren partiye fütursuzca oy vermeye devam ediyorlar.
Anketler, iktidar partisinin hâlâ her iki seçmenden birinin oyunu almaya devam ettiğini gösteriyor.
Türkiye’ye yurtdışından bakan gözlemciler, olan bitenin vicdanlarda hâlâ “AKP’ye fatura ödeten” bir yara açmamasına hayretle yaklaşıyor…
ABD’nin etkili dış politika dergisi “Foreign Policy” yakın dönemde yayımladığı bir yazıda örneğin; “Bu (hukuksuz) tutuklamalar, Türklerin vicdanında hâlâ şok etkisi yaratmadı” diyor; ardından bunun dinamiklerini şöyle açıklıyor:
“Erdoğan’ın AKP’si haziranda (tabloya rağmen!) ezici zafer kazadı. Çünkü yurtiçi - yurtdışındaki hâkim anlatı, Türkiye’nin gelişen ekonomisi ile bölgede yükselen gücü üzerine kurulu. Arap dünyasında hayranlar, AKP’nin dindar duruşuna kapılıyor. Batı için ise Erdoğan Müslüman demokrasi modeli olarak yüceltiliyor. Bölge ve Suriye üzerindeki İran etkisini zayıflatmak peşinde olan ABD’ye göre de Türkiye’nin stratejik önemi her zamankinden daha ağır basıyor...”
Başbakan’a demokrasi ödülü
Batı tarafından sürekli sırtı sıvazlanan AKP’den esirgenmeyen bu iltifatlar ve “dünyanın 16. büyük ekonomisi” masalıyla tavlanan seçmenler; fareli köyün kavalcısını izler gibi, “vicdan” filan dinlemeden, AKP’ ye oy vermeye devam ediyor.
Erdoğan’ın dış dünyayla ilişkilerini sürdüren ekibi bu arada AKP adına dur durak bilmeyen bir büyük lobi faaliyeti sürdürüyor...
En son, artık kim (Egemen Bağış mı, Kalın mı?) ayarladı bilinmez… Almanya’dan Başbakan’a bir “demokrasi ve hoşgörü” ödülü verileceğini haber aldık örneğin…
Bu şartlarda Erdoğan’a demokrasi ödülü!
Almanya’nın Kuzey Ren Vestfalya eyaletinde verilecek ödül; Başbakan’a “Türkiye’de demokratik dönüşüme harcadığı çabadan ötürü” takdir edilmiş!
Batı, AKP Türkiyesi’ni parmağında çeviriyor…
Bir yandan uluslararası kamuoyunda aşırı gündem haline gelen birkaç gazetecinin salıverilmesi için baskı yaparken…
Beri yandan göğsüne “(Müslüman) demokrasi madalyası” iliştiriyor…
Tavşana kaç, tazıya tut hesabı….
Biz kendi vicdanlarımızla yüzleşmedikçe, daha çok bu oyunlara geliriz.

Yorum Gönder

[blogger][facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget