Rezalet boşa gitti - Güngör Mengi

Vatan yazarı Güngör Mengi,nin 16 Mart 2012 köşe yazısı:
Rezalet boşa gitti

Sekiz yıllık kesintisiz eğitim düzenini değiştirme amaçlı yasa teklifi uğruna yaşadığımız kıyameti düşünün...

28 Şubat’ın rövanşı diye, eğitim gibi hassas bir alan altüst edilmiş, şüphe ve endişe duymak için yeni sebepler yaratılmış, Meclis’te parlamenter geleneğin yüz karası çirkinlikler yaşanmıştır.

Neymiş?.. Muhalefet gereksiz konuşmalarla komisyon çalışmalarını uzatıyormuş!

Komisyon, bir uzmanlar zeminidir. Yasalar yaşamın gerçekleriyle burada bütünleşip olgunlaşır.

Buradaki haklar, engelleme yapmak ve yasama sürecini geciktirmek için de kullanılabilir. Parlamenter gelenekte pek çok örneği vardır.

Ama muhalefet milletvekillerinin komisyona girmesini imkânsız hale getirecek biçimde salonu zınga zınk doldurmaya örnek yoktur.

İktidar grubunun göze aldığı çılgınca güç denemesinden etkilenenler, eğitim düzenini değiştiren teklifin 2-3 gün içinde TBMM genel kurulunda ele alınacağını bekledi.

Ama salı günü Başbakan’ın grup konuşması, yeni bir sürpriz yarattı. Başbakan Erdoğan yasa önerisinin iki hafta sonra görüşüleceğini haber verdi.

İktidarın iki hafta beklemeye sabrı varsa, komisyonun pazar günü işini tamamlaması için onca rezalet niçin göze alındı?

İki haftalık zaman pekâlâ muhalefetin, yapacağı en uzun konuşmaları bile kaldıracak imkânı bahşediyordu.

Anlaşılıyor ki acele işe şeytan karışmıştır.

Ve iktidar grubu, teklifin kalan 20 maddesini 20 dakika içinde müzakere edip oylayarak sırtladığı sorumluluğun ayıbı ile baş başa kalmıştır.

İktidar önderleri, önümüzdeki iki hafta Meclis’i yönetecek başkanvekillerinin CHP’li ve MHP’li olduğunu gördükleri için AKP’li başkana göre bir takvim yapmışlardır.

Yanlışlar peş peşe geliyor.

“İki yanlıştan bir doğru çıkmaz” gerçeği en yüksek düzeyde test ediliyor!

Önce kafa değişmeli

Nedim Şener ve Ahmet Şık’ın tahliye kararları inanılmaz bir rahatlama yarattı toplumda.

Bu tahliyeleri rövanşist bir dönemin kapanışına işaret sayanlar az değil.

Aynı beklentileri, Şener ve Şık gibi bırakılmayı hak etmiş yüzlerce tutuklu, aileleriyle birlikte paylaşıyorlar.

Bu tahminlerin doğru çıkmasını, beklentilerin gerçekleşmesini diliyoruz.

Çünkü mağduriyetin asıl kaynağı ceza çektirme amaçlı tutuklamalardır çoğunlukla.

Mahkemenin tahliye kararı verirken “suç vasfının değişmesi ihtimali”ne dayanması iyimser beklentiyi yükselten sebep olmuştur.

Uzun tutuklulukla ilgili şikâyetleri giderecek reform tasarısının mahkemeyi etkilemiş olacağına inananlar da var.

Evet, iyimser beklenti mantıklıdır ama gerçekçi değildir.

Çünkü hayatımızın intikamcı sayfasını kapatma vaktinin gelip gelmediğine iktidar çoğunluğunun karar vermesi gerekiyor.

Kanuna uyan ama hukuka aykırı tutuklamaların sebebi yasal boşluk değildir.

AİHM içtihatları milli hukukumuza dâhildir. Onlara uyulmasını anayasamız emrediyor.

Bırakın AİHM içtihatlarını, Anayasamızın 19. maddesini dikkatle okuyanlar bile özel yetkili mahkemelerin verdiği tutuklama kararlarının pek çoğunun hukuka aykırı olduğunu görebilir.

Bu haksızlığı sonlandıracak şey yasa değiştirmekten önce kafaları değiştirmektir.

Kininin davacısı olma dönemini kapatmaya artık inanarak, samimiyetle karar vermektir.

Dileriz bu yönde bir değişimin zamanı gelmiştir!

Yorum Gönder

[blogger][facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget