Cumhuriyet yazarı Güray Öz, ün 7 Mart 2012 yazısı :
Pan
Çağıltılı bir ırmağa benziyor tarih. Kimi zaman hızlanıyor, önüne gelen ne varsa devirip geçiyor. Kimi zamansa sessiz, sakin, sanki hiç akmıyor gibidir. Bunun biraz da kendi ömrümüzün hızıyla ilgili olduğunu herhalde kabul etmeliyiz. Ne yaparsanız yapın hızlanıyor işte.
Tarih güdülenebilir, tahmin edilebilir bir şey de değil. Bir şeyler olsun, ırmak şu tarafa ya da bu tarafa aksın istiyor olabilirsiniz, ama o sizi dinlemeyecektir. Onu, büyük insanlığın doğayla olan sonsuz kapışması belirliyor. O sizin determinist hesaplarınıza yüz vermiyor. Bilmediğiniz, beklemediğiniz, hesaplayamadığınız olgular bu çağıldayan ırmağın içinde sizi bir çöp gibi oradan oraya savuruyor.
Hesaplar tutmuyor. Masanın başında kurduğunuz hayalleriniz bir anda dağılıyor. Çünkü yukarıdakilerin tarihi, aşağıdakilerin çok ağır akan magmasını belirleyemiyor. O çağıltılı sular sizin pek hızlı akan, sizi heyecandan heyecana sürükleyen nehrinizin dibindeki çok yavaş ilerleyen magmaya fena halde bağlıdır.
Siz on günde her şey değişsin istiyorsunuz. Kimi zaman yaşadığınız on günün bir ömre bedel olduğunu da düşünüyorsunuz. Sonra tarih, o on günü elinizden alıveriyor.
***
Şimdi siyaset erbabının ve onlarla pek sıkı fıkı olan gazeteci tayfasının tarih yapmak gibi bir işe giriştiğini görünce insan gülüyor ister istemez. Yapmaya çalıştığınız tarih, yarınlara intikamcılığın, kindarlığın pek kötü bir hikâyesi olarak kalacak.
Hükmetmenin zevkini çıkarmayı tarih yapmak sanıyorsunuz. Hırslandığınız ve “işte zamanımız geldi, işte artık tarihi biz yazıyoruz” derken, tarih sizi yazıyor, farkında bile değilsiniz.
Peki, tarih sizi nasıl yazıyor?
Bir türlü terk etmeye yanaşmadığınız küflü fikirlerinizle yazıyor.
Tıpkı “tüm Avrupa birleşsin; ötekiler, yani barbarlar dışarıda kalsın” berbat fikrinin Avrupalıları terk etmemesi gibi, siz de o eski kalıbın içinde yeni bir Osmanlı hayal ediyorsunuz. Şimdi büyük bir öfkeyle hesaplaşmaya çalıştığınız Cumhuriyetin her anını, her fırsatta hırpalamaya çalışmanızın, kendinize göre “demokrasi” yaratmaya çabalamanızın nedeni budur.
***
Tarih zalimlerin hep mahkûm olduğu, ama hep yeniden ayağa kalktıklarını gösteriyor. Buna mı güveniyorsunuz? Sonunda yenildikleri, mahkûm oldukları da gerçeğin öteki yüzü değil mi?
Pan Avrupacılar da tarihte hep aynı fikrin peşinde koştular. Birbirlerinden farklı olduklarını söylerlerdi, gerçekte savundukları tek ideoloji “Avrupayı birleştirmek ve barbarlara karşı korumak”tı. Charlemagne’dan Napolyon’a, Hitler’den günümüze, Avrupa Birliği’ne kadar bu Pan Avrupa fikri hep aynı kaldı.
Avrupa bu amacına ulaşabilmiş değildir. İyi olan her şeyin tarih dışına itilmesi de onları birleştiremedi. Sosyalizmin tarih sahnesinden çıkarıldığına inandıkları zaman da birleşemediler.
Çünkü kapitalizm birleştirmez.
Aynı şekilde farklı olanı inkâr etmek, saygıyla değil, zorla bir arada tutmak da olanaksızdır. Denerseniz, farklılıkların zenginliğini de heba edersiniz. Bakın Avrupalılara, ideolojik maya sayılabilecek Helenlerin haline bakıp “O müthiş Pan Avrupamıza ne oldu!” diye söylenip duruyorlar şimdi.
Siz de öylesiniz. Alttakilerin tarihi ilgi alanınızda değil. Asıl olanın o tarih olduğunu bilmiyorsunuz. İçinde Pan olan o eski hikâyeyle mutlusunuz ve intikam çığlıkları atıyor, “Osmanlı vilayeti Şam” düşleri kuruyorsunuz.
Farkında değilsiniz belki ama, öteki Pan, aşk tanrısı Pan elini çekmek üzere Türkiye’nin üzerinden.
Panikleyeceksiniz yakında.
Yorum Gönder