İmam Gerek - Işık Kansu

Cumhuriyet yazarı Işık Kansu,nun 17 Mart 21012 köşe yazısı:
İmam Gerek

Dörtyüzlü eğitim imdadımıza yetişti. Bize imam gerek, imam.
Öğretim birliği musalla taşında, cenaze namazını kılacak imam gerek. Naylon çadırlarda işçiler cayır cayır yandı, kömür olmuş bedenleri yıkayacak imam gerek. Sivas’ta canları kavuranlar kurtuldu, hatim indirecek imam gerek. Beyefendimiz her gün bizim için bir iyilik düşünüyor, hayır dua okuyacak imam gerek. Başbakanımız cumhurbaşkanı oldu olacak, başımıza başbakan olacak imam gerek. Üniversiteler medrese, yargıçlar kadı olacak, ilimli imam gerek. Vali, kaymakam, savcı atanacak, icazetli imam gerek. Kinimize uygun nesil yetişecek, şanımıza yakışır imam gerek. Cumhuriyeti gömeceğiz, ruhuna Fatiha okuyacak imam gerek. Tam bağımlı piyasasever ılımlı İslam federasyonunu kuruyoruz, bize dört köşe olmuş imamlar gerek...

İş sağlığı ve güvenliği deyince...

İstanbul’da 11 işçi yanınca aklına iş sağlığı ve güvenliği yasası gelen başta Çalışma Bakanı olmak üzere tüm kabine üyelerine:
Kocaeli Üniversitesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu, Dilovası’nda yaptığı bir araştırmada, yeni doğum yapan annelerin ilk sütü ve bebeklerin dışkılarında ağır metaller buldu. Bulgunun analizleri TÜBİTAK Bursa Test ve Analiz Laboratuvarı ile Marmara Araştırma Merkezi Çevre Enstitüsü tarafından yapıldı.
Bu süreçte yörede dördüncü bir demir-çelik fabrikasının temeli atılması üzerine Prof. Hamzaoğlu’nun kuralsız sanayileşmenin insan sağlığını tehdit ettiğini açıklaması, başına işler açtı. AKP’li Kocaeli Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu, Prof. Hamzaoğlu hakkında “halkı galeyana getirdiği” gerekçesiyle savcılığa suç duyurusunda bulundu. Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Dairesi’nin de “halkta panik yaratma” suçlaması ile YÖK’e başvurması üzerine Kocaeli Üniversitesi Prof. Hamzaoğlu’nu uyarı cezasına çarptırdı.
Prof. Hamzaoğlu’nun üniversiteden arkadaşları diyorlar ki:
“Prof. Hamzaoğlu’nun doğrudan bilim alanına giren konularda çalışma yapmasına ve sonuçlarını insanlıkla paylaşmasına yapılan her saldırı Copernicus’a, Galilei’ye yapılan saldırılardan farklı değildir.”

İki CHP delegesi

Arkadaşımız Sertaç Eş, CHP’nin Ankara’daki kongrelerini yakından izliyor. Geçen hafta Çankaya il kongresine ilişkin haberinde, delege seçilen bazı partililerin adları dikkatimizi çekti.
Örneğin, Necdet Basa... Necdet Basa, geçmişte ANAP lideri Mesut Yılmaz’a başdanışmanlık yapmıştı. Daha sonra ANAP’lı TBMM Başkanı Mustafa Kalemli döneminde de Meclis Genel Sekreterliği’ni üstlendi. Meşhur ceylan derili Meclis koltukları yolsuzluğu (her bir milletvekili koltuğu için 4 bin 800 dolar ödenmişti), onların döneminde patlak verdi ve haklarında soruşturma açıldı. Hatta, dönemin CHP Meclis Grubu, aralarında Necdet Basa’nın da olduğu sorumlular hakkında cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda da bulunmuştu. Bildiğimiz kadarıyla bu soruşturma kapsamındakiler “Rahşan affı” olarak bilinen ve Bülent Ecevit’in başbakanlığı döneminde çıkarılan yasa ile kurtulmuşlardı.
Kongrede delege seçilen bir başka isim de Fevzi Gümüş. Kendisi, geçen günlerde Anayasa Uzlaşma Komisyonu’nda derneği adına yaptığı konuşmada, tekke ve zaviyelerin “laiklik korunarak” açılmasını istedi.
Cumhuriyet devriminin ilk laik adımıdır tekke ve zaviyelerin kapatılması. CHP delegesi Fevzi Gümüş, onlar açılınca, laikliğin hâlâ korunabileceğine inananlardan.
Ve bu isimler, CHP’de haziranda yapılacak kurultayda partinin yeni genel merkez yönetimini seçecek delegeleri belirleyecekler!

Biz yapsak

Cemaatin, yeni adıyla da camianın Türkiye Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı, Abant’ta toplantı yapmış. Siyasiler, yazarlar, akademisyenler, gazeteciler, hukukçular, dernek yöneticileri, eski MİT’çiler bir araya gelmişler, anayasanın başlangıcını değiştirmeye, Türkiye’nin idari yapısını başkalaştırmaya filan karar vermişler.
Biz yapsak böyle bir toplantı, ikinci gün hakkımızda iddianame hazırlanır:
“Anayasayı tağyir, tebdil ve ilga etmek üzere darbe girişiminde bulunmaktan...”
Götürü
Necmettin Erbakan’ın çocukları, babalarının “adil düzen”den elde ettiği gelirleri paylaşamıyorlarmış.
Bir de siz “ileri demokrasi”den sonrasını görün!
Kuşatma

Mektup, okurumuz Deniz Banoğlu’ndan geliyor:
“21. yüzyılda, sömürgeleşme artık göründüğü kadarıyla, ekonomiyi, kültürü ve dili yozlaştırmak ve sömürmekle oluyor. Yaşadığım semtte başımı nereye çevirsem İngilizce; minicik bir dükkânın tabelasına bile ‘çeşni’ sözcüğünün ‘ceshni’ diye yazıldığı, tek bir turistin bile pek nadir yolculuk ettiği metroda bir sonraki istasyonların ‘next station’ diye ukalaca duyurulduğu bir Türkiye’de yaşadığımız bu dil zulmüne kim dur diyecek? Çirkin ve utanılası bir İngilizce kuşatması altındayız: Bir de birileri kalkmış dindar nesil yetiştirmekten söz ediyor. Önce dilimizi doğru konuşan dilimizi kullanan bir nesil yetiştirelim.”

Yorum Gönder

[blogger][facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget