Sözcü yazarı Saygı Öztürk,ün 16 Mart 2012 köşe yazısı:
Cezaevlerinde, Nedim'in anlattıklarının fazlası yaşanıyor
Nedim Şener, 22 Şubat’a kadar cezaevinde aynı koğuşu paylaştığı gazeteci-yazar Doğan Yurdakul’u telefonla aradı. “Doğan ağabey, televizyonda kızınızın başına gelenleri sizden izin almadan anlattığım için özür dilerim” dedi. Yurdakul, “iyi ki anlattın” karşılığını verdi.
Gerçekten iyi ki anlattı. Çünkü, Nedim’in anlattığı olayların benzerini belki de daha fazlasını F tipi cezaevinde bulunan tutuklu ve hükümlü ailelerinin hemen hepsi yaşıyor. Onların yaşadıklarını anlatma, bunları kamuoyuna duyurma şansları da pek olmuyor. Eski Genelkurmay Başkanının eşi de, organize suç örgütü elemanının eşi de aynı sıkıntıları yaşıyorlar. Ziyaretlerin nasıl işkenceye dönüştüğünü ancak yaşayan bilir…
İlk ziyarette yaşanan sutyen olayı
Doğan Yurdakul’un kızı Reyhan Hanım Fransa’da yaşıyor. Babasının tutuklandığını öğrendiğinde Silivri’ye ilk ziyaretiydi. Ona, “sutyenin metali öter. Gitmeden çıkart” dediler. O da cezaevine sutyensiz gitti. CNN’de Ayşenur Arslan’ın programında Nedim olayın devamını şöyle anlatmıştı:
“Cihaz sinyal verince görevli, ‘sutyeninizi çıkarın da geçin’ diyor. Bayan ‘sutyenim yok’ diyor. Sonunda inanması için kazağını yukarı çekip sutyensiz olduğunu gösteriyor.”
Nedim, bu olayı anlatırken ağlarken, binlerce kişi de ağlatıyordu. Şu anda Fransa’da bulunan Reyhan Hanım bu olayı telefonda “Beni o gün üzen sutyenimi çıkartmaktan çok babamla görüşemeyeceğim korkusuydu. Fransa pasaportu taşıdığım için alınmayacağım endişesi taşıdım” diye açıklıyordu.
Fransa’dan gelip 5 dakika görüşebilmek
O gün Nedim ve Ahmet Şık gibi Doğan Yurdakul da tıraş olmuş, “cicileri”ni giymiş, ziyaretçisini bekliyordu. Nedim ve Ahmet’in ziyaretçileri geldi. Doğan Yurdakul ise kızının geleceğinden umudunu kesmiş, pasaportu yüzünden alınmadığını düşünmüştü.
Ziyaretin bitmesine 5 dakika kala Doğan Yurdakul’a ziyaretçinin geldiği bildirildi. İnfaz Koruma Memuru Yaşar Bey, Fransa’dan gelen kızın, babasıyla 5 dakika ancak görüşebilmesine üzülmüş, yetkisini kullanıp, diğer koğuşun tutuklularıyla birlikte Yurdakul’u da süresi içinde görüştürmüştü.
Evde haberler izlenmiyor
Odatv Davasının sanıklarından Gazeteci –yazar Soner Yalçın, Ümraniye bombalarıyla ilgili 2007 yılının Temmuz ayında olarak tutuklanan Oktay Yıldırım’la aynı koğuşu paylaşıyor. Yalçın’ın avukatlığını eski eşi Feza Yalçın yapıyor. Nedim, televizyonda ağlarken, Feza Hanım da ağladı. Ne göz yaşını, ne de televizyonda izlediklerini, gazetede okuduklarını 12 yaşındaki oğlu Aren Soner Yalçın’a hiç göstermedi.
Nedim’in kızıyla buluşmasını, elinden tutup okula götürmesini Feza hanım oğluna izlettirmedi.. Oğlunun “Onlar kavuştu ben babama niçin kavuşamadım” diye üzülmemesi için bunları yaptı.
Odatv Davasının tutuklu sanıklarının davası 18 Haziran’a ertelendi. TÜBİTAK’tan bilirkişi raporu bekleniyormuş. Bu kuruluşların da, cezaevlerinde ki insanlar için hayati önem taşıyan bu tür işlemleri uzatmadan sonuçlandırmasının ne kadar önem taşıdığını ancak cezaevindekiler ve onların yakınları bilir….
Müyesser’in kedisi olur mu?
Gazeteci-yazar Müyesser Yıldız Uğur, 9 aydır cezaevinde tek kişilik odada tutuluyor. “Zaten ben kafesteyim. Bir de kafesin içinde kuş beslemek istemiyorum. Cezaevinde hiç değilse bir kedim olsun” diyor. Cezaevinde çiçek yetiştirmek yasak. Kedi beslenmesine ise hiç sıcak bakılmıyor. Ancak açık cezaevinde kedi, köpek beslenmesine sıcak bakılıyor..
17 Haziran 2005 tarihinde yayınlanan “Ceza İnfaz Kurumlarında Bulunacak Madde ve Eşyalar Hakkındaki Yönetmelik” var. Bunun 17. maddesinde bu durum şöyle açıklanıyor:
“Hükümlüler oda sistemine geçmiş ceza infaz kurumlarının koğuş, oda ve eklentilerinde bir adet kafes ile bir çift kanarya, bülbül ve muhabbet kuşu gibi küçük kafes kuşu bulundurabilirler. Koğuş veya odada kuş bulundurulabilmesi için birlikte kaldıklarının rızalarının alınması zorunludur. Kuş içeriye alınmazsa şahsın infaz hakimliğine şikayet hakkı vardır.”
Kedinin yasak olmasına ilişkin ilginç efsaneler var. Bunların uyuşturucu ve haberleşmede kullanıldığı bile olmuş. Anlatan bakan sıradan birisi değil. Adalet Bakanlığı yapmış olan kişi “Kedinin uyuşturucu naklinde kullanıldığı söylendiğine inanamamıştım. Meğer ne yöntemler varmış” diyor. Cezaevinin hijyen koşulları nedeniyle de kediye sıcak bakılmıyor.
Adalet Bakanı Sadullah Ergin yine de bu konuyu incelettirir. Bir bakarsınız Müyesser Yıldız’ın odasına kedi verilmiş…Müyesser yazısına “Bir kedim oldu” diye de başlayabilir. Bekleyelim, görelim…

Yorum Gönder