Bir Nevruz Yazısı - Orhan Birgit
Bugün 21 Mart. Orta Asya ve Mezopotamya kültürleri içinde doğup büyümüş olanlar için yeni bir günün başlangıcı mı dersiniz? Yoksa ilkbaharın geliş müjdesi olarak mı tanımlarsınız?
İfade özgürlüğüne saygı duyan bir toplumda yaşayanlardansanız, sizin ne düşündüğünüz kadar; başkalarının da 21 Mart’ı diledikleri gibi anmakta özgür olduklarını onaylarsınız.
Hiçbir etnik oluşum Nevruz ya da Newroz’u salt kendisinin bayramı olarak görmemelidir. Üstünde çok şey yazılıp söylendiği için bilmişçesine nedir, ne değildir diye ahkâm kesmek yerine böylesine bir değişim gününü başkalarına zehir etmeye kalkışmanın ayıbını sorgulamalıyız?
Yurttaş dilerse 21 Mart gelmeden, örneğin 18 Mart’ta başlayamaz mı, Nevruz ya da Nevroz’u kutlamaya? Ya da Nevruz bazı Kürt kökenli politikacıların büyük bir inatla söyleyegeldikleri gibi salt kendilerine ait bir bayram mıdır?
Bu tezi savunanlar, bu sabah çok erken saatlerde televizyonlarının başına geçerek mesela TRT’nin Azerbaycan’dan Orta Asya’ya kadar uzanan yayınlarını izleyecek olurlarsa nasıl yanıldıklarını da anlayacaklardır.
Zira çekik gözlü Özbeklerin de, Kazaklar, Kırgızların da, ya da Azerilerin de Nevruz’u, ya da Nowruz, Navruz’u, bir ulusal bayram olarak kutladıkları için, cumhurbaşkanları, hatta yer yer askerlerin de bulunduğu coşkulu törenleri de seyretmiş olacaklardır.
Bir ortak kültürden çıkarak değişik versiyonlarla kutlanan bir günü, dileyenlerin haftanın pazar gününden başlayarak kendi yandaşlarının ilgisini çekmek için kutlamaya kalkışmalarında ne tür bir sakınca görülüyor ki, mesela İstanbul ya da Van veya Diyarbakır’da BDP’lilerin önlerine barikat oluşturmaya kalkışılıyor?
Bazılarımızın şeker bayramını, çağdaş takvime bakarak değil de gece hilalin doğuşunu görerek Diyanet İşleri Başkanlığı’nın belirlediği günden erkene çekmesi niçin tepkiye neden olmuyor da, Nevruz ateşini erken yakarak üstünden atlamaya kalkışanlara polis copu sallayarak; ya da gaz püskürterek müdahale etmek istiyoruz? Resmi ağızların “izinsiz Nevruz” olarak adlandırdıkları 18 Mart’ta başlayan kutlamalarda İstanbul’da Kazlıçeşme’ye gitmek isteyen göstericilerle engel olmak isteyen polis arasındaki arbede sonunda, büyükşehir belediyesine verilen zarar 1 milyon TL’yi buluyormuş!
Tabii sorunu, bir gelenekleşmiş bayramı kutlamak yerine çirkin politika stratejilerinin aracı yapmaya kalkışanlara da öteki yüzü ile yöneltmeliyiz. ‘Yeni gün’ün politik çıkarların değil bir arada yaşama kültürünün getirdiği bir bayram olmasını anımsatmalıyız.
Bu yüzden dünkü gazetelerden birisinin manşetinde yer alan “sağduyulu” davetten alıntı yaparak bu yazıyı noktalayacağım:
Batman, Adana, Mersin, Hakkâri valileri, 21 Mart mesajı verdi: “Nevruz sevincini kimse gölgelemesin. Bayramı bahar tadında kutlayalım.”

Yorum Gönder