Bu ülkede Genelkurmay Başkanlığı yapan 81 yaşındaki İsmail Hakkı
Karadayı’nın, polis tarafından adeta yaka-paça götürülmesi hemen herkesi
üzmüştür. Karadayı’nın Özgürlük Mahkemesi Hakimi Halil İbrahim Kütük
tarafından tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılması da açıkçası
takdirle karşılandığı gibi, benzer suçtan aylardır yatan insanlar için
de umut ışığı oldu…
Karadayı’nın 12 polisle evinden alınması hoş
bir görüntü değildi. O tabloyu “ülkeye demokrasi geldi” diye
alkışlayanlar da olmuştur. Ama, eğer alkışlanılacaksa, Savcılık’ta
Karadayı’nın nezaketle karşılanışı alkışlanmalıdır.
Savcılığın tutuklama talebinin gerekçesi
Batı
Çalışma Grubu’nda görev aldıkları iddiasıyla 60 asker tutuklanırken,
Karadayı’nın da tutuklanmasına kesin gözüyle bakılıyordu. Karadayı’nın
avukatı Erol Aras, soruşturmanın merak edilenlerini SÖZCÜ’ye şöyle
anlattı:
Soru: Soruşturma Savcılığı, neyle tutuklama kararı talep etti?
-
Sayın Savcı, sevk yazısında, ayrıntılı olarak, müvekkilin hiçbir
belgede imzası olmadığını, hiçbir belgeyle irtibatı bulunmadığını açık
açık yazmıştı. Sevk nedeni “ Bütün bu hukukdışı saydığımız yargılanmanın
Genelkurmay Başkanı’nın bilgisi olmadan yapılması mümkün değildir diye
değerlendiriyoruz” olarak belirtti.
Sorgu için 8 ay niçin beklediniz?
- Sorgu hakimine bu iddiaya karşı hangi tezle savunma verdiniz?
-
Bir kere Cumhuriyet Savcılığında daha başında ‘Anayasal olarak bu
soruşturmayı yapmaya yetkiniz yoktur, çünkü iddia edilen dönemde
Genelkurmay Başkanı olduğu için soruşturmaya yetkili makam Yargıtay
Cumhuriyet Başsavcılığı’dır’ dedik. Ayrıca müvekkil açık olarak o
dönemde hükümete hiçbir baskı yapılmadığını ve 28 Şubat’ın kesinlikle
bir darbe olmadığını gerekçeleriyle anlattı.
Bu ana çerçevede
savcılığın tutuklama tezine karşı ‘Varolduğunu iddia ettiğiniz hukukdışı
yapının Genelkurmay Başkanı olmadan oluşmayacağı tezinizin hiçbir
dayanağı yoktur. Tam tersinin ise en belirgin kanıtı 27 Mayıs 1960
darbesidir. Orada Genelkurmay Başkanı'nın bilgisi dışında darbe
yapılmış, Genelkurmay Başkanı'nın rütbeleri sökülmüş, er yapılmış ve
hapse atılmıştır.
Ayrıca eğer elinizdeki bu ihtimali kanıt
sayıyorsanız neden 8 ay beklediniz? Herkes biliyor ki bu soruşturma
cezaevinden gelen bir komutanın şikayeti üzerine Karadayı’ya
yönelmiştir. O kızgınlığın ve kırgınlığın nedeni ise müvekkilin TBMM
Darbeleri Araştırma Komisyonu'na verdiği ifadede ki kimi yanlış
anlamalardır. Bu iki temel mantıki gerekçeler ve hukuki nedenlerle
tutuklama talebine itirazımız oldu.
İmza zorunluluğunun kaldırılması için başvuru
-
Karadayı paşa, adli kontrolle serbest bırakıldı. Haftada bir kez
karakola gidecek, yurtdışına çıkamayacak. Bunu nasıl değerlendiriyor?
-
Kendisi böyle bir karar verilmesine üzüldü. İki çekince koyarak şunu
diyebilirim: Gerçek bir ‘Özgürlük hakimi kararı’ ile karşı karşıyayız.
Kararın üst kısmında yer alan ‘kuvvetli suç şüphesinin varlığını
gösteren olguların bulunduğunu gösteren soruşturma dosyasındaki şu şu
belgeler diyen tespitlere katılmak olanaksızdır. Her fırsatta imza;
imza atılmasındaki temel espriye aykırı olarak 82 yaşındaki bir insan
için ağır sayılabilecek bir yaptırımdır, bunun tamamen kaldırılmasını,
bunun kabul edilmemesi halinde imzaya ayda bir gidilmesinin daha uygun
olacağını düşünüyoruz.
-
Gerekçe yaşlılık ve hastalık değil
- Tahliyeyi nasıl değerlendirdiniz?
-
Birçok kişinin aksine ben tahliye, yani tutuklama talebinin reddine
dair kararın beklentisi içindeydim. Bazı basın organlarının yazdığı şu
husus doğru değildir: Tahliye ya da tutuklama talebi red gerekçesi,
yaşlılık ve hastalığa dayandırılmamıştır. Yasanın ruhunda bulunan kural
serbestlik, istisna tutukluluk anlayışı gereği son değişikliklerin çok
güzel bir sonucu ortaya konmuş ve tutuklama talebi reddedilmiştir.
Eski C.Savcısından ilginç değerlendirme
Eski
Ankara C.Savcısı Fahri Artunç, 12 Mart Muhtırası’ndan, 12 Eylül
darbesine, 28 Şubat kararlarından, Ecevit’in sağlık sorununda oluşan
şüphelere, andıçlara kadar değişik olayları yargının aynı çuvalın içine
koyarak incelemesinin “külliyen yanlış” olduğunu belirtiyor. Artunç, şu
uyarıda bulunuyor:
“Hükümetlere karşı da bir eylem varsa, mağdur
ve muhatabı o hükümet ve onun başı olmalıdır. Bu nedenle şikâyet ancak
onlardan gelebileceği gibi, yasal gereğini de o günkü yargı erkini
elinde bulunduranların yapması gerekirdi. O tarihte bir işlem
yapılmamışsa hükümet ve yargı bunu suç saymamıştır. Bugün yargı erkini
kullananların ise bu nedenle o günü bu nedenle sorgulaması mümkün
değildir.”
Karadayı’nın tutuklanması C.Savcısı tarafından yeniden
istenir mi bilemeyiz ama Özgürlük Hakimi Halil İbrahim Kütük, kararıyla
hep anılacak ve örnek gösterilecektir.

Yorum Gönder