Türkiye Yıkılıp - Orhan Erinç

Türkiye Yıkılıp
Bizim kuşak gazeteciliğe başladığında, Cumhuriyet öncesinde doğmuş ustalarımız sayıca çoktu. Bu nedenle de bize gazetecilik konusunda verdikleri öğütler de Osmanlıca ağırlıktaydı.
Örneğin bir haber “muhtasar, müfid” olmalıydı. Yani kısa ama bütün önemli ayrıntıları içeren bir haber olmalıydı.
Ya da “Efradını cami, ağyarını mani”. Günümüz Türkçesiyle “Olayla ilgili ayrıntıların bir araya getirildiği, ilgisi olmayanların dışlandığı” içerikte yazılmalıydı.
Nereden aklına geldi derseniz, dün sabah gazeteleri tararken gördüğüm bir manşet anımsattı, yani durduk yerde yazmadım diyebilirim.
Manşet şöyleydi:
“TÜRKİYE YIKILIP YENİDEN YAPILACAK”
Tam ustalarımızın öğüdüne uygun bir başlık.
Ama gazete, yayın politikası gereği iyi ve başarılı olunduğu varsayılan konulardan söz etmeyi yeğlediğinden “Türkiye’nin yıkılıp yeniden yapılması” konusunu “Kentsel Dönüşüm Projesi” ile sınırlı tutmuş.
19 milyon konuttan 6.5 milyonunun depreme dayanıksız olduğunun saptandığını, bunların da 20 yıl içinde yıkılıp yeniden yapılacağını aktarıyor.
***
Şu konut yapımı furyasına gaz verilmese, Türkiye ekonomisinin dımdızlak ortada kalacağı, işsizlik oranlarının artacağı söyleniyor.
Sanayi üreticileri, sorun yaşayan işletmelerin arttığından söz ediyor. İstanbul Sanayi Odası (İSO) Başkanı Tanıl Küçük’ün açıkladığı “Ekonomik Durum Tespit Anketi” iç talebin durgunlaştığını, işletmelerin üçte ikiden fazlasının finansman sorunu yaşadığını gösteriyor.
Büyüme koşullarının, yap-sat inşaatçılığına bağlı kalınmasının getireceği tehlikeler de cabası.
***
Gelelim “Türkiye Yıkılıp Yeniden Yapılacak” formülü ile akla gelmesi gerektiğini düşündüğüm öteki konulara.
Türkiye’nin ileri demokrasiye evrileceği iddiasıyla anayasanın son değişikliği ile yargı yıkıldı. Yeniden yapılmaya çalışılıyor ama, iyileşme yerine duvara toslama sonucunun yaşama geçirildiği görülüyor.
Meşhur 3’üncü yargı paketi kotarılırken, yasalaşınca neler olacağı konusunda yapılan açıklamalar fos çıkıyor.
Örneğin “ceza infazına dönüşen uzun tutukluluklar” sürüyor.
Sonuca bakarsanız ya yasa yapıcılar açıkladıları amaçları gerçekleştirecek yasa maddelerini hukuk diliyle yazmayı beceremiyorlar ya da özel görevli mahkemeler yapılan yasaları yok sayıyor.
Sözün kısası, yargı yıkıldı ama yeniden yapılamıyor.
***
İleri demokrasiyi yaşama geçirmenin yollarından biri de anayasanın yeniden yapılmasıydı. İktidarın önde gelenleri de zaman zaman laikliğin, demokrasinin olmazsa olmaz olduğunu söylüyorlar ama laiklikten murad ettikleri başka. Laiklik kavramının zaten fiilen boşaltılan içini anayasa kuralı haline getirmenin yollarını aramakla yetiniyorlar.
Yeniden yıkılıp yapılacaklar arasında anayasa da var.
***
Bölücü terörle mücadele de yıkılanlar arasında. Bu kafayla yeniden yapılacağa da benzemiyor. Gün geçmiyor ki yeni şehit ve gazi haberleri gelmesin.
Terör, sonunda Ege’de de at oynatmaya başlamaya çalışıyor. Sayın Başbakan’ın, meslektaşlarımın yanlış aktarmış olmasını dilediğim ve Foça saldırısı sonrasındaki şu sözleri durumu anlatmaya yetiyor: “Ama tabii bu terörün maalesef yayılma noktasındaki attığı adımların bir başka örneği.”
Terörle mücadele eden komutanların bile terör örgütü üyesi yapılmasına yol açan yasalar nedeniyle terör kavramını önce yozlaştırıp sonra da mücadele edildiğini sanmanın ceremesini çekiyoruz.
Allahtan alıntıladığım başlıktaki “Türkiye’nin yıkılması” tanımı şimdilik bu alanı kapsamıyor...

Yorum Gönder

[blogger][facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget