PKK’nin açıklaması 3 cümle:“Bu gözaltından sonra askeri operasyonlar başlatılmıştır. Askeri operasyonlar Hüseyin Aygün’ün can güvenliğini tehlikeye düşürüyor.
Başta CHP ve kamuoyunun bunu görmesi ve operasyonları durdurtması gerekiyor!”
Belli ki o da sonunda AKP’ye özendi.
Ve bir tür “açılım”a yöneldi...
Milletvekili “rehin alma” çılgınlığına “gözaltı” diyor.
Askeri operasyonları böylesine tehlikeli bir şantajla durdurmak istiyor.
Bu, Kandil’den dönenlere “çadırda adalet” kadar geri tepecek bir eylem!
Son cümle ise iktidarı aşıp, terör oyununa CHP’yi de ortak etmek istediğini gösteriyor.
Tuncelililerin öfkesini, yaratılacak kaosta kullanmak...
İşin özeti...
PKK, Türkiye’yi kendisiyle birlikte “sözün bittiği yere doğru” hızla sürüklemeye çabalıyor..
Sözün bittiği yere giden yollar hem çatal..
Hem de bu yolda bin türlü çakallık var.
Dış destekli süper köstekli kışkırtmaların ötesinde..
Terör demek, zaten en bayağısından çakallık demek.
Milletvekili rehin alınması da çakallıktır, “Foça eylemini PKK değil, TAK yaptı!” demek de çakallıktır.
Çatallık ise iktidarın ikircikli hallerindedir..
Başbakan’ın bu olayın ciddiyetini algılaması ve CHP liderini aramasının bir gün sürmesi ayrı bir bahistir!
Bunun nedeni umalım ki, o milletvekilinin CHP’li ve Tuncelili olması değildir..
“Şehitliği kelle adedi”ne..
Askerliği “yan gelip yatma-ma yerine” indirgeyen anlayışın sözcüsünün elbette “Birkaç Mehmet şehit oldu diye Meclis toplanamaz!” demesi karşısında..
Terör örgütünün de milletvekili kaçırıp “Al sana!” demesidir!
Bir parlamento, bir üyesi silah zoruyla dağa kaldırıldığında toplanmazsa, ne zaman toplanacaktır!
Terörün çakallıkları..
Muhalefeti yok sayan, Meclis’i partisinin arka bahçesi sayan/sanan iktidarın çatal diliyle önlenemiyor..
Son 10 yılımız milletçe bunu sınayıp sınayıp yanılmakla geçti.
Terör kendi kanlı haritasını çizmeye çabalıyor..
Vur kaç eyleminden…
Durdur kaçıra yöneliyor..
550 kişiden biri olan Hüseyin Aygün’ü hemen fark ettik…
Ama…
Reşat Çeçan’ı..
Hadi Gizli’yi…
Ramazan Başaran’ı manşete çıkaramadık..
Başbakan’ın korkusundan mı..
Yoksa..
Reşat’lardan, Hadi’lerden ve Ramazan’lardan daha on binlercesi var diye mi?
Onların adını anan, yokluklarını fark eden, ailelerinden başka pek kimse niye yok?
Çakallık…
Çatallık iç içe..
Çatallık, Norveç’in başkenti Oslo’da terörle masaya oturup..
Kendi ülkesinin başkentinde terörü lanetlemekte!
Hem çatallık hem çakallık ise terör örgütünde…
Örgütün hoparlörü ajansa göre..
“İzmir Foça’daki bombalı saldırıyı PKK değil TAK üstlendi!”
TAK yani Kürdistan Özgürlük Şahinleri!
Tak..
Norveççe “teşekkür” demek!
Parça Tesirli
Kalem!..
Edebiyat ikinci kez okunacak;
Gazetecilik ise bir defada anlaşılacak
Şeyi yazma sanatıdır!
Cyril Connolly
İçişleri Bakanımız İdris Naim Şahin’in teröre değil de kaleme daha şahin olduğu artık cümlenin malumu.
Bu cümleden..
Geçelim onu bir kalem.
Edelim Başbakan üzerine iki kelam!
Önceki günkü iftarda, “can sıkan gazetecileri” kastederek gazete patronlarına..
“Yazıklar olsun size!” dedi ve ekledi:
“O adamları köşe yazarı olarak nasıl tutuyorsun?”
Çünkü, köşe yazmak demek, ona göre, can sıkmamak demekti. (Nitekim bu sözün üzerinden 24 saat geçmeden bir köşe daha kapandı!)
Bizim gazetede ise can sıkan sıkana..
Ama onun kastettiği elbette Cumhuriyet değil.
Çünkü Cumhuriyet’in...
İlhan Selçuk’un da hep yinelediği gibi patronu yok.
Bu gazetenin patronunun okurlar olduğunu o da biliyor.
Bu yüzden de..
O bildiğini okumaya..
Cumhuriyet ise bildiğini yazmaya devam ediyor.
Sloganı icat eden o..
“Durmak yok..
Yola devam!”
Yorum Gönder