Evet.
Yanlış okumadınız.
Artık konsere gitmek suç.
“Gençliğe Hitabe” okumak ise en büyük suç.
Üstelik bunlar AKP’nin “İleri Demokrasi”sinde oluyor…
Dünyada, yeryüzünde, evrende…
Bir tek örneği var mıdır böyle bir uygulamanın?
Konsere gitmek,
“Terör örgütü üyesi olmak” anlamına gelmektedir artık ülkemizde.
Siz siz olun, konsere monsere gitmeyin.
Sonra, bir sabah kapınızı çalıp, “Sizi terör örgütü kurmak” suçundan gözaltına alabilirler…
Sevil Sevimli’nin yaşadıklarını siz de aynen yaşayabilirsiniz.
Fransa’dan Eskişehir’e okumaya gelen Sevil, Grup Yorum’un konserine gidince başına gelenler pişmiş tavuğun başına gelmedi.
Hele bir de 1 Mayıs mitingine katılmışsan…
Hele bir de Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) tarafından gösterimi yapılan “Damında Şahan Güler Zere” adlı belgeseli izlemişsen…
Hele bir de “Parasız eğitim”i savunan propaganda yapmışsan…
Üstüne üstlük, bir de sol kitaplar okuyorsan…
Yandın.
Orhan Kemal’in deyişi ile
“yandın ki yandın…”
Hem de cehennem ateşlerinde yandın…
Bir sabah kapını çalarlar, alır götürürler seni beş arkadaşınla birlikte…
Eğlenmen, oynaman, gülmen, şarkı söylemen, âşık olman gereken o 19 yaşında kanadını, kolunu kırarlar.
Sana dünyayı dar ederler.
Zindan ederler…
Güneşini karartırlar.
Çiçeklerini soldururlar.
Ve seni dört duvar arasına atarlar…
Annesi, babası Fransa’da yaşayan ve yoksul bir ailenin çocuğu olan Sevil savunmasında şunları söyledi:
“Hep hasretle bahsettikleri için vatanımı tanımak amacıyla Türkiye’ye Erasmus programı dâhilinde geldim. Fransa’da ne şekilde bir yaşam sürdüysem, Türkiye’de de o şekilde yaşanması mümkündür diye hareket ettim. Yani sansür ya da toplatma kararı diye bir şey olabileceğini tahmin etmiyordum. Özümde solcu bir insanım ve bu şekilde büyüdüm. Fransa’dayken her türlü sol yayını okumaktaydım. Ekonomik sıkıntıları bilen bir kişi olarak Türkiye’deki öğrencilerin ‘parasız eğitim’ istemelerine dair kampanya ilgimi çekti. Bir kere okulda parasız eğitim istendiğine dair bir afişi tek başıma yapıştırdım. Bu yasak bir faaliyet değildir. Ben sadece bir öğrenciyim, hiçbir örgütle, hiçbir şekilde bağlantım yoktur…”
Bir başka öğrencimiz Sinem Gülcan ise, TBMM Başkanı Cemil Çiçek’in Gazi Üniversitesinde “Fahri Doktora” aldığı törende, Atatürk’ün “Gençliğe Hitabesi”ni okuduğu için hem yurttan atıldı hem de bursuna son verildi.
Bu hangi vicdana sığar?
İnsan olan insan, bir gencin geleceği ile istikbali ile oynar mı?
Hem de vatanı savunduğu için…
Hem de Cumhuriyeti ve ülkenin bağımsızlığını korumak uğruna ant içtiği için…
Dillerinden insan haklarını, insan eşitliğini ve özgürlünü düşürmeyen liboşlar nerdesiniz?
Neden sesiniz soluğunuz çıkmıyor?
Neden dut yemiş bülbüllere döndünüz?
Ya durmadan azınlık hakkı, “Kürt Açılımı” diye yırtınan AB, işte size bir hak, hukuk, demokrasi, özgürlük ihlali, hadi şimdi de bağırın… Çağırın…
İnsan haklarından söz edin…
Gencecik çocukları içeri atıyorlar, direnişe katıldı, “Hitabe okudu” diye istikbali ile oynuyorlar…
Gösterin bakalım demokrasinizi(!), insanlığınızı(!), özgürlük(!) yanınızı, insan hakları sevdanızı(!).
Bir görelim bakalım…
Neden AKP’yi uyarmıyorsunuz? Neden konuşmuyorsunuz? Hani, sizin insanlığınız?
Lafla peynir gemisi yürümüyor…
Eylem, görelim, eylem…
Ali Eralp

Yorum Gönder