Vah, vah, vah! Bunu da gördük.
Bu savcılar ne isterler deniz fenerinden?
Deniz feneri nede olsa gemilere çok gereklidir. Deniz feneri olmazsa gemiler kayalara bindirebilirler, tehlike içine girebilirler değil mi?
Bu gemilerin içerisinde ne de olsa başbakanımızın sevgili oğlunun gemiciği de var.
Savcılar kendilerini ateşe atmışlar.
Şimdi nereye sürülecekler acaba? Alıştık artık.
Allah verede, Suriye’ye filan sürülmeseler! Çünkü orada da Amerika’nın çapulcuları onları hükümet yanlısı diye öldürüp denize atarlar. Sonra da Devlet Başkanı Beşşar Esad öldürdü diye beyanat verirler. Malum, Amerika’nın Suriye’yi karıştırıp rejimi değiştirmek istemesinin ardında İran olduğunu herkes biliyor artık. BOP projesi NATO vasıtası ile yola devam ediyor.
İkinci şıksa daha vahim, Ergenekon davasına bağlarlar ve Ergenokon’cu diye Silivri’ye gönderirler.
Bunun adı ileri demokrasi işte. Türkiye öylesine demokratikleşti, öylesine ileri gidiyor ki tıpkı AB nin istediği gibi.
Bu memlekette hükümete dokunacak en ufak bir eleştiri, açıklama, suçlama yapılmayacağını öğrenmemiş mi bu namuslu savcılarımız acaba?
Hukukun bağımlı olduğu bir ülkede cesur davranan yürekli savcıları yine de kutlamak gerekir.
***
Bir önceki yazımda Kansız Devrim başlığı attım diye bazı okurlarım eksik olmasınlar bana devrimi anlatmaya kalkmışlar.
Anlatamadım galiba Türkiye’de DEVRİM elbette oldu. Devrim deyince siz ne sandınız? Atatürk Devrimlerinin daha ilerisi mi? Haydi canım oradan. Bu devrim % 50 nin geriye dönüş devrimidir.
Şeriatın ayak sesleridir. Bazı yandaşlar buna RÖNESANS bile diyorlar.
Bir yandaş, orduya ders vermeye kalkmış. Yeni komuta kademesine ve tüm asker erbabına birinci tavsiyem, ‘siyaseti unutun’. Demiş.
Eyvallah, biz de ordu siyasete karışmasın diyoruz, ancak siyasette askeri kendi vesayeti altına almasın diyoruz.
Adam, “Hükümetlerin kimliği, ideolojisi, politikaları sizi ilgilendirmez. Hükümetlerin kimliği, ideolojisi, politikaları sizi ilgilendirmez Ne ülke sizin ne de ordu. Ordu da, ülke de bu halkın ortak malı ve değeri.” Demiş.
Olur, olur da bu kadar saçma sapan sözler olmaz. Sanki ordunun içindekiler uzaydan gelen yaratıklar. Elbette ki Ordu bu halkın göz bebeğidir ama malı değildir.
Be Allah’ın adamı, orduyu bu kadar hakir görmen beni çıldırtıyor. Yarın sana bir höt deseler, nerede bu ordu dersin.
“Siz Kemalist’siniz diye millet de Kemalist olacak değil.” Demiş.
Kemalist’lik sonradan değil doğuştan olur yani insanın damarlarından akan kanla oluşur. Zaten sen ve senin kafadakiler asla olamazsınız.
Sizin gibi iktidarlardan beslenen yazarlar Kemalizm işinize gelmediği için meydanı boş buldunuz. Atıp tutun bakalım.
***
Herkes Ordu denetçisi, uzmanı oldu.
Ordudan bahsederken bir televizyon kanalında henüz askerlik yapmamış bu günlerde her kanalın yıldızı olan Rasim Ozan Kütahyalı’nın askere tavsiyelerde bulunması, fetva vermesi inanın çok komik oluyor. Kardeşim sen önce askerliğini yap sonra konuş bari. Masa başında atıp tutmak kolay değil mi?Derdimiz yalnız ordu mu?
Memlekette bu kadar işsiz, yoksul varken biraz da onlara değin. Silivri ve Hasdal’da bulunan onca aydının, komutanların sanki suçları sabit görülmüş hüküm giymişler gibi onları birer katil, ajan, darbeci göstermen çok ayıp oluyor. İktidar hırsı seni de sarmış ve yüreğinde biraz vicdan kalmamış.
*****
Emekli Paşamız Ramiz İlker’e de seslenmek istiyorum. Paşam lütfen o programa çıkmayın artık. Çünkü sizin konuşmalarınızı engellemek için karşınızdaki bayan elinden geleni yapıyor. Sizi PKK lı bile yaptılar. O televizyonda olmanız ordumuza zarar veriyor. Nagehan Alçı ve eşi Kütahyalı ateşli birer AKP’lidirler. Siz ve sizin gibi vatanseverlerin sözlerini özellikle çarpıtmak için oradadırlar. Onların işleri budur ve bunun için para alıyorlar. Lütfen çıkmayın. Kendinizi dinletmek istiyorsanız paneller yapın severek katılalım.
****
Başbakanın ÇILGIN Projesi’nden sonra şimdi de İstanbul-Hicaz demiryolu gündeme gelmiş.
Her şeyimiz tamam bir o eksikti zaten. İstanbul’dan Ankara’ya hızlı trenle gidebildik de, o kusur kalmıştı zaten.
Tünay Süer
Yorum Gönder