‘Ruhunuzu ve vicdanınızı’ test etmek için bu filme mutlaka gidin - Can Ataklı


Yaklaşık 6 ay önce izlemiştim bu filmi. Henüz Türkiye’ye gelmediği için de yazmamış, sadece notlarımı almıştım.

Bu hafta başladı. Adı Unthinkable. “Akılalmaz” adıyla Türkçeleştirilmiş.

Filmin konusunu bilmeden izledim. Başrolünde çok beğendiğim Samuel Jackson’ı görünce tereddüt etmemiştim. Ancak filmi izlerken nasıl gerildiğimi, ruhumla vicdanımın nasıl inanılmaz sürekli bir gel-git içinde olduğunu anlatamam.

Gazetelerde filmle ilgili ilanları okudum. Hiçbiri filmin özünü yansıtmıyor, Hollywood’un son yıllarda çok yaptığı klasik “İslam terörü” filmi gibi sunuluyor. Özünde doğru. Ancak verdiği mesaj, olayın insani boyutu ve korkunç propagandası ile zihinlere kazınacak bir konusu var.

Bugün “demokratik” bir Batı ülkesinde “Torture” yani işkence kelimesini kullandığınız anda size “lanetli” gibi bakarlar.

ABD’nin kendi toprakları içinde “işkenceyi en büyük suç ilan etmesinin” üzerinden uzun yıllar geçti. Ama ne oluyor, ABD topraklarında işkence “yasak” olduğu için “bilimsel” işkenceli sorgular ya başka ülkelerde yapılıyor ya da uçaklara bindirilen sanıklar ABD hava sahasını terk ettikten sonra işkenceye maruz bırakılıyor.

“Akılalmaz” bir işkence filmi. Müslüman bir kadınla evlendiği için İslam’ı seçen bir Amerikalı, 11 Eylül’den sonra Müslümanlara uygulanan ayrımcılığı protesto etmek için milyonlarca kişinin yaşadığı bir kente “üç nükleer bomba yerleştirdiğini” söylüyor.

FBI adamı sorguluyor ama bombaların yerini öğrenemiyor. O andan itibaren devreye “ABD ordusu” giriyor. Bombacı kentin ortasındaki “metruk” bir fabrikaya getiriliyor. Oysa burası metruk bir yer değil “olmayan bir yer.” Yani kayıtlarda görünmüyor ama orası bir ABD askeri sorgulama merkezi.

FBI bir kadın ajanını askerin yanına veriyor. Askerle birlikte çalışan FBI ajanının gayretine rağmen bombacı konuşmuyor ve zaman daralıyor. Askerler artık “tek çare” kaldığına inanıyor.

İşte ‘H’ lakaplı Samuel Jackson orada devreye giriyor. İki çocuklu “Bosnalı bir Müslüman” kadınla evli H, “bilimsel” işkencecidir.

İnanılmaz yöntemler kullanarak sanığı konuşturmaya çalışıyor. Askerler hiç ses etmezken FBI ajanı “sivil” mantıkla işkenceye karşı çıkıyor, H’ye hakaretler yağdırıyor.

Buna rağmen işkence sürüyor, bombacı konuşmuyor. Ve H en sonunda filme de adını veren “akılalmaz” işkenceye başvuruyor. FBI ajanı karşı çıkınca “Bak” diyor “Bu bombalar patlarsa milyonlar ölecek, sen bunu bildiğin için kendi aileni şehirden uzaklaştırdın. O zaman neden kendi aileni kurtarıyorsun? Karar ver, ya milyonlar ölsün, yahut bırak da ben bu adamı konuşturayım!”

Ajan donup kalıyor. Çaresi yok. H adamı konuşturuyor. Bombalar bulunuyor.

Ancak H’in son bir şüphesi vardır. “Bana bir şans daha verin” der.

O ana kadar çaresiz kalan FBI ajanı bu kez net tavır koyar. “Hayır, asla; bu kadarına bile nasıl izin verdiğimi bilemiyorum, kendimden utanıyorum” der...

Film inanılmaz bir finalle bitiyor.

Bu filmi önemsememin ve “mutlaka görün” diye tavsiye etmemin nedeni şu: Her sorunu demokrasi ve hukuk içinde, insan haklarına saygılı olarak çözmek gerektiğini söylüyoruz.

Ama ya sorun bizi çaresizlik içinde bırakıyorsa? Amerikan propagandacıları diyor ki “Sorunsuz günlerde konuşmak kolay. Başınıza geldiğinde ne yapacağınıza karar vermek. Zor olan bu.”

İşte ruhların ve vicdanın test edilmesinden kastettiğim bu. Gidin, görün filmi ve karar verin.



***


Helal olsun

İnternet andıcı konusunda haklarında dava açılan subaylar hakkında savcı “yakalama” istemişti. Ancak tam o sırada Yüksek Askeri Şûra başladı. “Aranan” generallerden biri Şûra üyesiydi ve Başbakan’ın yanında oturuyordu.

Mahkeme Şûra boyunca bir karar almadı. Şûra bitti, mahkeme toplanarak Başbakan’ın yanında oturan generalin de yakalanmasını istedi.

Şimdi herhangi biri “yargı tamamen bağımsız çalışıyor, iktidardan hiçbir talimat veya telkin almıyor” diyebilir mi?

Bu kararın neden Yüksek Askeri Şûra’dan sonra alındığını biri açıklayabilir mi acaba? Anayasa değişikliklerine “yetmez ama evet” diyenler hâlâ aynı kanıda mı?



***


Medyanın haline bak

Yüksek Askeri Şûra’da yaşanan olaylar özellikle yandaş medyayı çok mutlu etti. İstifa eden, emekliye ayrılan generallerle fütursuzca alay ettiler, demokrasinin zafer kazandığını iddia ettiler, Türkiye’nin artık tamamen yenilendiğini söylediler.

Türkiye’de artık askerin ciddiye alınmadığını, hiçbir gücünün de kalmadığını kanıtlamak isteyen neredeyse tüm yandaş yazarlar ve o kervana katılan kimi yazarlar “O kadar istifa oldu ama halk hiç ilgilenmedi bile, hatta farkında bile değil” diye yazdılar. Amaç hakaret, küçültmek, aşağılamak tabii.

İyi de bunları yazanlar neden dönüp kendilerine hiç bakmazlar. Madem halk bu konuyla hiç ilgilenmiyor neden bunların manşetlerinde ve tüm köşe yazılarında hep asker konusu yer aldı günlerce ve hâlâ da alıyor?

Halk ilgilenmiyor bile ama yandaşlar sadece bunu yazıyor. Halkla ters düşmek, halkın anlamamak, halkı okuyamamak değil mi bu?



***


Ya diğer Müslümanlar?

Okurlarımdan Demet Erel merak etmiş “Afrika için büyük kampanya açıldı, harıl harıl para toplanıyor” diyor ve ekliyor “Benim anlamadığım, Afrika’daki açları bizim kadar düşünen Müslüman ülke var mı acaba. Biz bütün Müslüman âleminin yardım babasıyız galiba. Şeyhler, emirler, krallar 7 yıldız otel yapanlar, ada satın alanlar. Bunlar nerede?”



***


80 yıllık cumhuriyet döneminde 246 milyar dolar olan dış ticaret açığı AKP döneminde 440 milyar dolar olmuş. Demek ki AKP’nin, “80 yılda yapılamayanı 8 yılda yaptık!” cümlesi çok yanlış değil! (Gani Yıldız)



***


anneboyutu.com

Başlıktaki internet sitesi, adından da anlaşılabileceği gibi aile, çocuk, sağlık, ilişkiler gibi konuları içeren bir haber, yorum portalı.

Bir süredir ben de bu sitede yazılar yazıyorum. Bu köşenin özelliği gereği yer veremediğim birçok konuyu burada yazıyorum.

O konularda yazmak bana çok keyif veriyor.

Ancak bu sitede yaptığım bir iş daha var.

Artık teknoloji çok gelişti, görüntülü yayın sadece televizyonlardan yapılmıyor. İnternet üzerinden de televizyon yayınları var ve gelecekte asıl televizyon yayıncılığı da internet üzerinden olacak.

anneboyutu.com’da her hafta yenilenen ve süresi 10 dakikayı aşmayan videolar çekiyoruz. “Kadın beyni, erkek beyni” adını verdiğimiz bu video sohbetlerinde hepimizin yaşadığı küçük gibi görünen sorunları, haberleri Belit Özükan’la “kadın nasıl bakar, erkek nasıl bakar” mantığı ile tartışıyoruz.

Çok esprili, bilgi yüklü, heyecanlı ve şaşırtıcı tartışmaları “kaçırmayın” derim..

Yorum Gönder

[blogger][facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget