Ramazan sömürüsü iftar çadırlarında - Emin Çöleşan


TÜRKİYE’nin dört bir yanında iftar çadırları kuruldu. Yapılan hesaplara göre en az üç milyon kişi buralarda iftar açıyor! Ancak bunların yarıdan fazlası beleşçi vatandaşlar! Niyetli olmadığı halde iftarı bekliyor, çadırın önünde iki saat önceden kuyruğa girip yer kapıyor, sonra karnını iyi kötü doyurup “Bugünü de atlattık, darısı yarının başına” diyor!
Okuyucum Adil Hacıömeroğlu bu komediyi dünkü mesajında ne güzel anlatmış. Özetliyorum:
“Ramazan gelmeden önce birçok belediye iftar çadırı kurma yarışına başlamıştı. On bini aşkın kişinin yemek yiyeceği çadırlar günlerce televizyonlarda reklam edilip durdu… Çünkü mahalle baskısı ve din üzerinden siyaset yapma anlayışı, mevcut yönetimleri çadır kurmaya zorluyor!
Sadece İstanbul’un tüm iftar çadırlarının günlük kapasitesine bakıldığında, buralarda yemek yiyenlerin sayısı yüz binleri geçmekte. Burada amaç yoksula iftar sofrası hazırlamak, kentin yoğunluğu nedeniyle eve gidemeyen yurttaşa yemek yeme olanağı sağlamak değil mi?
Eğer bu çadırlarda iftar açan yurttaşların hepsi yoksulsa, vay bizim halimize!
Yüz binlerce yoksulun karnını sokaklarda doyurduğu bir ülkede refahtan, huzurdan, çağdaşlıktan söz edilebilir mi?..
Geçenlerde eşimle birlikte Üsküdar’da akşam yemeğine gittik. Meydan hınca hınç dolu. İnsanlar iftar çadırlarının önünde kuyruk olmuş. Herkes kuyrukta. Çoğu kendilerine mütevazi sofralar kuracak görünümde.
Yemek dönüşümüzde saat 21.30 olmuştu. Çadırların önünde hala kuyruk var! Yemek dağıtılan yere yaklaşıyoruz. Bardakta çorba bitmiş, bekleyenler yalvarmada! Pilav kalmamış, ayran var! Personel yorgun, bir an önce toparlanmanın peşinde. Tulumba tatlıları şerbetin içinde yüzüyor. Kimi kaşıkla, kimi de elleriyle tatlıyı tepsi gibi kabın içine doldurma çabasında.
yoksul olan veya olmayan insanların beleş bir öğün yemek uğruna saatlerce bekletildiği sofracıkların olduğu bir yerde özgür iradeden söz edilebilir mi?..
‘Nerde beleş orda yerleş’ sözünün dillerden düşmediği bir toplumun arınması acaba kolay olur mu?
Bir lokmaya muhtaç yüzbinlerin olduğu kentlerde demokrasinin boy atıp gelişmesi, toplumu sarmalaması mümkün mü?
Yoksula yardım etmek güzel bir davranıştır. Ancak yardımı alanlar gizli olmalı, yardım alan kişinin onurunu rencide etmemeli.
Yoksulu kamuoyu önünde deşifre etmek, konu komşunun yanında küçük düşürmek, insanlık dışı bir davranıştır.
Geleneklerimizde yardımın gizliliği esastır. Boşuna dememiş atalarımız ‘Bir elin verdiğini öbür el el görmesin’ diye.
Dünyanın hiçbir yerinde yöneticiler, yoksullarının artmasıyla övünmez.
Yoksulları senede bir ay doyurmakla mı, yoksa yoksulluğu ortadan kaldırmakla mı sevinmeliyiz! ‘Yoksulumuz çok olsun, ben de onları Ramazan boyunca doyurup sevap alayım’ düşünxcesini egemen kılmak ne kadar acı.
İftar çadırlarıyla toplum dönüştürlmekte, ‘Muhtaç insan’ tipi yaratılmakta. Krallar krallıklarını sürdürsün, efendiler lüks içinde yaşasınlar diye!”
***
Okuyucum Adil Hacıömeroğlu içini böyle dökerken haksız mı? Daha önceki gün İstanbul’da AKP’nin Ümraniye Belediyesi 100 bin kişilik iftar sofrası hazırlamış, kuyruklarda izdiham çıkmış. İnsanlar birbirini ezmiş ve katılanlar “Bu yemekler bozuk, kokmuş” diye bütün yemekleri çöpe atmış, çöp tenekeleri ve sokaklar atıklarla dolup taşmış. İnsaf be, 100 bin kişilik yemek mi olur! Olursa kalitesi ne olur? elbette kokar. Guinness Rekorlar Kitabı’na mı gireceksiniz, kime gösteriş yapıyorsunuz?
Toplumu Ramazan sömürüsü ile kandırmaya yeltenen, bir yandan da “Dindar ve Müslüman”(!) geçinen bu tipler, acaba Fatih Sultan Mehmet’in vasiyetini bilirler mi? Bugünkü Türkçe ile aynen şöyledir:
“Ayrıca külliyemde inşa eylediğim imarethaneden (fakir fukara için yemek pişirilip dağıtılan yerden) şehit karıları ve fukara yemek yiyeler.
Ancak yemek yemeye ve almaya kendileri gelmeyip, yemekleri güneşin loş bir karanlığında ve hiç kimse görmeden kapalı kaplar içerisinde evlerine götürüle.”
Fatih‘ten günümüze dinimizin kimlerin, hangi din tüccarlarının elinde kaldığını iyi görünüz.

 Emin Çöleşan/SÖZCÜ

Yorum Gönder

[blogger][facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget