“Varoluşçuluğun” öncüsü olarak kabul edilen ünlü felsefeci Martin Heidegger (1889-1976) Freiburg Üniversitesi rektörü iken 1933 yılında Nazilerle işbirliği yapmıştır.
1933’te Heidegger faşistlerle işbirliği yaparken, yine aynı yıl Almanya’nın ünlü bilim adamı Prof. Fritz Neumark, genç bir akademisyen olarak Hitler rejiminden kaçıyor ve Türkiye’ye sığınıyordu.
Daha sonra, 1939 yılında, ünlü “Boğaziçi’ne Sığınanlar” kitabını yazdı.(*) 1936 yılında İktisat Fakültesi’nin kuruluşuna öncülük etti.
Prof. Sabri Ülgener başta olmak üzere benim hocalarım, Neumark’a asistanlık yaptılar.
Prof. Fritz Neumark kitabında da yazdığı üzere, Almanya’dan kaçtıktan sonra eski dostları ikiye ayrıldılar.
- Bir kısmı Hitler rejiminden çekindikleri için Neumark’ın mektuplarına yanıt bile vermediler. Rejimle işbirliği yapanlar da vardı.
- Buna karşılık diğer bir bölümü, onunla daha yoğun bir haberleşme içine girdiler. Hatta, “Acaba biz de gelebilir miyiz?” diye yazanlar bile oldu.
1976-1987 arasındaki birlikteliklerimiz sırasında, bütün bunları bana anlatmıştı.
80 yılda değişim
Otuzlu yıllardan bugüne kadar seksen yıl geçmesine karşın insan ilişkilerinde ve değişme sürecindeki toplumlarda çelişkiler bugün de sürmektedir.
Türkiye’deki “dostlarımdan” demiyeyim, eski tanıdıklarımdan bir kısmı, aynen Neumark olayında olduğu gibi, benimle temaslarını sınırladılar.
Hatta, “negatif” bir tutum içine girenler bile oldu. Buna karşılık hiç tanımadığım insanlar destek vermeye başladılar. Destek derken, karşılaştığımızda sevgilerini yüzlerinden ve gönüllerinden belli edenleri kastediyorum.
Gözleri yaşaranlardan elimi öpmeye kalkanlara kadar geniş bir kesim.
Bu, “turnusal kâğıdı” gibi ayrıştıran bir durum. Kimi elit çevrelerde bu ikiyüzlülüğü daha rahat hissediyorsunuz.
Mütevazı, sade vatandaş sevgi ve gönüldaşlığını kendi üslubu içinde içtenlikle ifade ediyor, sıkıntılarımı paylaşıyor. Eski, kimi seçkin tanıdıklarım ise Neumark’ın Almanya’da saklanan kimi dostları gibi, yerin altına inip kayboluyorlar.
Toplumsal olaylar genellikle yaşandıkları anda değil, çok daha sonra, kesin çizgilerle ortaya çıkmış oluyor. Hitler döneminde Almanya’da; işgalde Fransa’da olduğu gibi.
Tony Blair, Heidegger ve Neumark
Tony Blair hükümeti 2003’te Irak’ın işgali sırasında İngiliz halkına ne gerekçeler söylüyordu? Sonra 2010’da Blair çıktı parlamentoda “Kusura bakmayın, doğruları söyleyemedim, çok özür dilerim” dedi. Dedi de ne oldu? Ünlü felsefeci Heidegger’i üniversitelerde okutan Alman hocalar, onun Nazilerle olan işbirliğine acaba bugün, ne kadar zaman ayırıyorlar?
Fritz Neumark 1933’te Atatürk’ün Türkiyesi’ne sığındıktan sonra, eski dostlarının kimileri onu daha çok takdir etmiş; kimileri de Nazi rejimine karşı çıktığı için onu dışlamışlardır.
Bu ikilem bugün Almanya’da bir anlam taşıyor mu? Onun düştüğü durumu kimi zaman benimki ile karşılaştırmaktan kendimi alamıyorum.
(*) Prof. Fritz Neumark, “Boğaziçi’ne Sığınanlar”, İ.Ü. İktisat Fakültesi, 2006, ikinci baskı
Erol Manisalı/Cumhuriyet
Yorum Gönder