Nedim Şener Fatih Hilmioğlu’na Ne Yanıt Verdi? - Emre Kongar

Sevgili okurlarım, geçen pazar, Türkiye Gazeteciler Sendikası’nın hapisteki gazetecilerle birlikte çıkardığı Tutuklu Gazeteyi anlatmıştım.
Bugün, bu gazetede Nedim Şener’in yazdığı yazıdan bazı bölümler aktaracağım:
***
“Silivri 2 No’lu Kapalı L Tipi Ceza ve Tutukevi’nin girişinde beni Bakırköy Adliyesi’ne götürecek jandarma ve aracı beklerken odaya İnönü Üniversitesi eski rektörü ve Ergenekon davası sanığı Fatih Hilmioğlu girdi.
…İlk sözlerden sonra Hilmioğlu, sanırım bir süredir içinde tuttuğu ve zamanı geldiğinde yani karşılaşmamızda söylemek istediği cümleyi yüzüme söyledi; Eee, dışarıdayken Ergenekon, Ergenekon diyordunuz, bakın şimdi siz de buradasınız dedi…
…‘Fatih Bey, benim Ergenekon davasıyla ilgim, Hrant Dink cinayetiyle ilgilidir. Ergenekonda yargılanan bazı sanıklarla Dink cinayeti sanıkları arasındaki bağlantıya dikkat çektim. Burada Danıştay saldırısı yargılanıyorsa Dink cinayeti dosyası da Silivride yargılanmalıydı. Ergenekonu da yargı kesin kararını verene kadar iddia boyutuyla ele aldımdedim…
…Silivri-Bakırköy arasında 1-1.5 saat süren yol boyunca düşündüm durdum. Hilmioğlu her ne kadar sitem ediyor gibi konuştuysa da benim ve Ahmetin durumunu da özlü bir şekilde özetlemişti…
Tam zamanlı olarak Hrant Dink cinayetini araştıran bir gazeteci oldum...
…Bunları yazınca çok şeyin değişeceğini düşündüm hep. Evet çok şey değişti. Türkiye ve dünya kamuoyu Hrant Dink’in devletin polisi, jandarması ve MİT’inin gözü önünde öldürüldüğünü gördü, ihmali ya da kastı olan tüm devlet görevlilerini isim isim öğrendi. Ama yalnızca öğrendi. O kadar. Hepsi terfi ettiler, bazıları müsteşar, bazıları vali, bazıları müdür oldu. Jandarmalar 6 ay hapis cezası aldı. Tek ama tek bir polis yargı önüne çıkmadı, çıkarılmadı. Oysa cinayet polisin gözü önünde işlenmiş, Hrant Dink’in hayatını korumakla görevli polis, cinayetin üzerini örtmek için mahkemelere yanıltıcı belgeler göndererek adalet arayanları kör etmişti. Devletin tüm kurumlarıyla üzerini örtmeye çalıştığı cinayetin üzerindeki örtüyü ise gazetecilik, onurlu gazetecilik kaldırdı.
Eee devlet boş durur mu? Sen misin Dink cinayetini araştıran…
…Böylece Hrant Dink’i öldüren katil Ogün Samast 20 yıl hapis istemiyle yargılanırken ben 32.5 yıl hapisle yargılanan bir gazeteci oldum…
…Bu dinleme ve takiplerden bir sonuç alamamış olacaklar ki tetikçileri aracılığı ile haber üzerine haber gönderip sanal âlemde Ergenekon operasyonunda tutuklanacak gazeteciler listesinin başına ismimi yazdırmaya başladılar.
Posta gazetesindeki köşemde başıma gelenleri / gelecekleri yazdım. Ölüme hazırdım ama Ergenekon operasyonunda tutuklanacağım aklıma pek gelmiyordu…
…Ben yazdığım şeylerden sorumlu tutulacağım diye düşünürken hiç beklemediğim bir biçimde yazmadığım şeyler ve yapmadığım şeylerden sorumlu tutularak 3 Mart günü Ahmet ile birlikte gözaltına alındım ve daha sonra tutuklanarak Silivri’ye kapatıldım…
Yakında iddianame çıkar (umarım), o zaman suçumuz neymiş görür, savunmamızı yaparız. Ama dünyada gazeteciler ve kamuoyu tıpkı Türkiye’deki çoğunluk gibi benim başıma gelenin bir intikam operasyonuolduğunu düşünüyor…”
***
Sevgili okurlarım, Şener’in yazısı oldukça uzun.
Buraya sadece bazı çarpıcı bölümleri aldım.
İnternetten yazının tamamını bulup okursanız çok ilginç ve öğretici bulacağınıza eminim.
AKP döneminde,masumiyet karinesininnasıl tersine yorumlandığına, nasıl insanların önce kimi zaman asılsız ve imzasız mektuplarla suçlanıp hapse atıldığına ve sonradan yargılandığına ilişkin bir örnek.
Nedim Şener gibi binlerce kişinin trajedisini yansıtıyor!

Emre Kongar/Cumhuriyet

Yorum Gönder

[blogger][facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget