Adalet Bakanı hukuk şikesi yapmasın - Rıza Zelyut

Adalet Bakanı Sadullah Ergin;  geçen akşam; hükümeti tutan gazetelerin yayın yöneticileri ile iftar etmiş.  Bu arada da onlara; Türk Ceza Kanunu'nun (TCK)  285. ve 288. maddelerinde değişiklik yapılacağını müjdelemiş.
Bu müjde; basın özgürlüğünü genişletme müjdesi imiş.
Eğer; Sayın Bakan; 'Basın özgürlüğünü artırıyoruz.' deyip sadece bu iki maddede değişikliğe gider ise; açıkça şike yapmış olur.
Çünkü; Türkiye'de bizim gibi tarafsız ve her hükümete muhalif/uzak duran gazetecilerin sorunu; bu maddelerle pek ilgili değil.
Sayın Bakan'ın sözünü ettiği  TCK'nın 285. maddesi, bir soruşturmaya ait dava dosyasının gizliliğini ihlal etmek suçunu kapsıyor.
Peki buradan nereye varmak istiyor hükümet?
Hatırlayınız; Ergenekon ve Balyoz davalarında; daha iddianame bile ortada yok iken; bu soruşturmayı yürüten polisten veya savcılıktan yandaş gazetelere bilgiler-belgeler uçuruldu. Bu  iktidar gazeteleri de o belgeleri hukuka aykırı olarak yayımlayıp şüphelileri peşinen suçlu ilan ettiler.
Yani; iktidarın istemediği kişileri kötü gösterecek bir atmosfer yaratmak için ceza kanunu çiğnendi. Bu çirkin işi yapanlar da mahkemeye verildiler. Bunlar hakkında yüzlerce dava açıldı.
İşte Adalet Bakanı; özü itibariyle gazetecilik ahlakına aykırı yayın yapan bu kişileri kurtarmak için yasada değişiklik yapılacağını söylüyor.
Eğer bu olursa; adına ben siyasi şike, derim...
Çünkü; özel savcıların yürüttüğü soruşturma bilgilerini özel yollardan (!) elde eden bu özel gazeteciler; bile bile suç işlediler. Yaptıkları iş; bir düşünceyi savunmak; bir görüş ortaya koymak değildi; başka insanların haklarını çiğnemekti.
Eğer Adalet Bakanı, dediğini yaptırır ise... Bu hükümet; sadece düşüncelerini yazdığı için hapse tıkılan gerçek gazetecileri kurtarmayacak amma yandaşların vicdansızca yaptıkları o iftira dolu haberleri aklamış olacak.
İşte adli şike bu olur.

ASIL SORUNLAR DURUYOR
Adalet Bakanı Sayın Ergin; hükümet aleyhinde yayın yapanların 'terör örgütü üyesi' gösterilerek hapse tıkıldığını görmezden geliyor.
Sayın Bakan; Başbakan Erdoğan'ın basını ceza ve tazminat davaları ile nasıl kıstırdığını görmüyor mu?  Bu tazminat rezilliğine neden el atmıyor?
Sayın Bakan; tekzib işinin tam bir rezalet olduğunun farkında bile değil. Mahkemelerin; ipe sapa gelmez tekzib metinlerini; hiç okumadan, 'Yayımlansın!' diye gönderdiğini bilmiyor olmalı.
Sayın Ergün; Basın Kanunu'nda suç olmayan eylemlerin Türk  Ceza Yasası ile suç haline getirildiğini  çok iyi biliyordur. Hem de basındaki ihlallerin yüzde 50 kadar daha fazla ceza ile cezalandırılması istenmiyor mu? Türkiye; basına yönelik bu ayıbı daha ne kadar yaşayacak?
Sayın Bakan; TCK ile bürokratların  koruma altına alındığından habersiz olamaz. Onları eleştirmenin çok ciddi hapis cezalarını kapsadığını biliyordur mutlaka. Peki niye o tür maddeleri değiştirmeyi düşünmüyor?
Adalet Bakanı Ergin; Salih Memecan, Mustafa Karaalioğlu vb... iktidar gazetecilerini  memnun etmek yerine; gazeteci örgütlerini dinlerse daha doğru düzenlemeler yapabilir. Beklentimiz de bu yöndedir.

CHP NEREDE?
Türkiye'de basın tam bir kuşatma altında ama CHP; bu kuşatmayı yarabilecek  ciddi bir algıya sahip gözükmüyor. Bu parti; ülkemizdeki düşünce ve anlatım özgürlüğünü; hapisteki belli birkaç ismin sorununa bağlı imiş gibi görüyor. Bu da; hem basının hem CHP'nin zaafına yol açıyor.
CHP Lideri Kılıçdaroğlu'nun, konuyu gazeteci örgütleri ile ele alarak özgürlükçü bir basın programı geliştirmesini bekliyoruz.
Bu parti; kurultay ve MYK değiştirme ile uğraşmak yerine; basının sorunlarını çözmeye odaklansa eminim ki daha yüksek sempati yaratacaktır.
Bakalım; Sayın Kılıçdaroğlu bu çağrımızı duyabilecek mi?

Rıza Zelyut/Güneş

Yorum Gönder

[blogger][facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget