Victoria Abla için sürpriz olmayan şey, ne yalan söyleyeyim, bir Türk olarak benim için sürpriz!
Bu da demektir ki ABD’li bu hanımefendi ya bizi bizden daha iyi tanıyor ya da “Yürü koçum, kim tutar seni” diye bizim iktidarı açıkça dolduruşa getiriyor!
Aslında “ya o ya bu” demeye bile gerek yok...
Çünkü bu abla, bir sonraki cümlesinde, “Türkiye bugün sert bir açıklama daha yapacak. Bundan haberimiz var” diyor!
Ve dediği oluyor...
Daha onun ABD’de söylediği sözlerin mürekkebi bile kurumadan bizim Dışişleri Bakanı kameraların karşısına geçiyor ve o sert açıklamayı yapıyor:
“Suriye’de sivil halka yönelik operasyonlar derhal durdurulmalıdır. Eğer operasyonlar durmazsa bundan sonra konuşacak bir şey kalmaz. Nihai sözümüz budur.”
Dışişleri Bakanı’nın gerçekten “sert” bu açıklamasından ve Türkiye’nin Suriye’nin iç meseleleriyle ilgili duyduğu rahatsızlıktan Meclis’teki CHP’nin ve MHP’nin haberi var mı? Yok...
AKP’li milletvekillerinin haberi var mı? Yok?
Bu konuda toplumda oluşmuş bir tepki ya da infial var mı? O da yok...
Ama iktidar durup dururken, düne kadar ortak bakanlar kurulu toplantısı yaptığı, “dost ve kardeş” ilan ettiği bir ülkeyle köprüleri atıyor...
Ve bunun böyle olacağını bizden önce, ABD’deki Victoria Abla biliyor...
İyi de nasıl oluyor bu?
İktidardakilerin dedikleri doğruysa... Yani bizi bu konuda dolduruşa getiren, ABD değilse ve “ABD’nin yönlendirmesinde olduğumuz iddiaları külliyen bir yalan”sa...
O zaman bizim Dışişleri Bakanı’nın “sert bir açıklama” yapacağını, ABD Dışişleri Sözcüsü Victoria Abla nereden biliyor?
Yoksa bu hanımefendi diplomatlığın yanında, ek gelir sağlamak için ikinci iş olarak “falcılık” mı yapıyor?
ABD yönetimi, kendi ekonomisindeki çöküşün olası siyasi faturasından kurtulmak için tüm enerjisini dış politikaya veriyor...
Obama Abi, ABD’li seçmene, “Bakın dünyanın tek süper gücü hâlâ biziz... Öyle olmasaydı, Orta Doğu’yu dizayn edebilir miydik” demeye çalışıyor...
Ve ne acıdır ki, bunu yaparken de “Aslan asker Şvayk” rolünü bize yüklüyor...
Bu durumda bizim için gerekli tek şey, Atatürk’ün ünlü sözünü anımsamak:
“Yurtta barış, dünyada barış!”
Tablo, görmesini bilen gözler için gayet net:
Bizi ilgilendirmeyen bir savaşa, hem de cepheden girmek zorunda bırakılıyoruz.
Neo Osmanlıcı bir Dışişleri Bakanı da, “Yeni Osmanlı İmparatorluğu” düşlerini hayata geçirmek kolayca gaza geliyor...
Ve ne ilginçtir ki, iktidarın “savaş tehditleri” yağdırdığı bir dönemde, kamuoyu nasıl bir tehlikeyle karşı karşıya olduğumuzun farkında bile değil...
Ne diyeyim; Allah bizi ABD’li falcı Victoria’nın şerrinden korusun!
OY VEREN!
Başbakan her seçimden sonra geleneksel hale getirdiği balkon konuşmasında hep, “Bize oy versin, vermesin herkes bizim vatandaşımız. CHP’lisi de, MHP’lisi de bizim için aynı... Hepsini aynı sıcaklıkla kucaklayacağız” der ya...
Eski TOKİ Başkanı, bugünün Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, Ereğli’de yaptığı konuşmada, adeta Başbakan’ı tekzip etmiş:
“Oy verenlerle vermeyenler de bir değil tabii bunu bir kenara koymak lazım...”
Bakalım Başbakan, kendi bakanına yanıt verecek mi?
GÜNÜN SORUSU
Din istismarcıları boş durmuyor... Cami yaptırma derneklerine bağış topladıklarını söyleyen iki kişi Tahtakale’deki bir mağazadan bağış adı altında 12 kadın külotu, 13 atlet, 8 boxer, 55 şort almış... Sorum bu bağışı yapıp, sonradan şikâyetçi olan esnafa:
Saf mısın kardeşim?
Tank birinci, demokrasi sonuncu!
AKP, seçim vaatlerini internet sitesine koymuş ve vatandaşın beğenisine sunmuş...
Tüm vaatler Facebook ve Twitter üzerinden puanlamaya açılmış...
Puanlama sonucuna göre AKP’nin en çok beğenilen seçim vaadi, 232 puanla “Milli tank üretilecek” olmuş...
Bunu, 208 puanla, “Dünyanın ilk 10 ekonomisi arasına gireceğiz” vaadi izlemiş...
Başbakan’ın ve AKP’nin en çok yankı bulan projesi, “Kısa ve öz, demokratik ve çoğulcu yeni anayasa yapılacak” vaadi ise 45 puanla son sırada yer bulabilmiş...
Tank birinci...
Çoğulcu ve demokratik anayasa sonuncu...
İşte; AKP seçmeninin gerçek beklentisi!
Mustafa Mutlu/VATAN
Yorum Gönder