Dün 19 Ocak... İnadına bir güneş. İnadına bir aydınlık. İnadına güzel
havalar!
Sabah erken saatte bindiğim taksinin sürücüsü, gideceğim adresi
söylememle konuşmaya başladı: “Allah, Birand’ı da
Hrant’’ı da çok seviyormuş” dedi. Hoşuma gitti,
tekrarlasın istedim. “Anlamadım, ne dediniz?”
Daha da
genişletip yineledi: “Allah dedim, Hrant Dink’i de Mehmet Ali Birand’ı
da çok seviyormuş... Baksana hava ne güzel açtı!”
Gün böyle
başladı... Gün boyu Behçet Necatigil’in dizeleri benimleydi:
“Adı, soyadı / Açılır parantez / Doğduğu yıl, çizgi, öldüğü
yıl, bitti / Kapanır parantez / (…) / Parantezin içindeki çizgi / Ne varsa orda
/ Ümidi, korkusu, gözyaşı, sevinci / Ne varsa orda.”
Açıldı parantez
Adını yazdım, açtım parantezi: Mehmet Ali Birand.
(1941-2013) Kapadım parantezi.
Aradaki o minicik çizgiye önce meslek aşkını,
gazetecilik tutkusunu yerleştirdim. Sonra başladım yığmaya: Güler yüzünü,
kendisiyle de dalga geçebilme yeteneğini... Gazetecilik ve başarı hırsını...
Asla yılmama, başına ne gelirse gelsin hep dik durma, başını eğmeme huyunu...
Cesaretini... Öncülüğünü... Hep daha uzağa, daha derine ulaşma çabasını...
Çalışkanlığını ve üretkenliğini... Kalp kırdığında özür dilemeyi, gönül almayı
bilmesini... Sıradışılığını, sahiciliğini koydum çizgiye... En üstüne de
dostluğu yerleştirdim...
(Milliyet’ten kovulduğumuzda, kimileri selam
vermeye korkarken, ilk anda arayıp yazmayı sürdürmem, ne zaman nerede olursa
olsun, mutlak devam diye beni kamçılamasını nasıl unuturum!)
Parantezin
içindeki çizgiye, en son olarak da şansı yerleştirdim. Bir ömrü
Cemre kişiliğindeki bir insanla geçirebilmek şansı... Son
ana dek bunca sevdiği işini yaparak, ayakta ölebilmek şansını!
Kapanmadı parantez
Adını yazdım, açtım parantezi: Hrant Dink.
(1954-2007...
Hayır, kapanmadı parantez... Kapanmadı, çünkü 2007 yılının 19
Ocak günü hunharca katledilişinden sonra yaşadığımız süreçte hukuk sınıfta
kaldı. 6 yıldır vicdanlar kanıyor, yargı ahlaksızlığı sürüyor.
Parantezin
içindeki o minik çizgide yeryüzünün en cömert, en sevgi ve saygı dolu, en
duygulu, en akıllı, en yaratıcı insanı olsa da... O eşsiz insan, tepeden tırnağa
eşitlik, özgürlük, demokrasi, adalet tutkusuyla yanıp tutuşsa da... Yol
gösterici, yaratıcı, dost kişiliğiyle örnek insan olsa da... Etik ve insancıl
değerleri yüceltse de... Hakkaniyete bürünmüş olsa da... O parantez, adalet
yerini bulmadıkça asla kapanmayacak!
Cinayetin arkasındaki gerçek örgüt
ortaya çıkmadıkça... Devlet içindeki görevli, sorumlulara ulaşılmadıkça...
Katliamı kışkırtan siyasi ve bürokratik güçlere erişilmedikçe... Azmettirenler,
planlayanlar, yaptıranlar ve onları koruyanlar, kaçıranlar, üstünü örtenler,
önlem almayanlar cezalandırılmadıkça... Kısaca vicdanlarımız kanamaya devam
ettikçe bu parantez kapanmayacak...
Dün 19 Ocak’tı... “Allah,
Birand’ı da, Hrant’ı da çok seviyormuş” dedi taksi şoförü... Hoşuma
gitti...

Yorum Gönder