Hipodromdan Aslanlı Yol’a! - Mehmet Faraç
Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ‘ın, 29 Ekim yürüyüşüne katılanları “Ergenekoncu” olmakla suçlaması başlı başına kışkırtma!..
Başbakanın, Ulus’a “cebren ve hile ile girildi” sözleri belli ki paniğin eseri!..
Yandaş medyanın, TGB ve diğer düzenleyici kuruluşları insafsızca hedef alması ve iftira atması ise aldıkları ihalenin gereği!..
Hepsi boşuna panik yaptı, boşuna gerginlik yarattı ve de boşu boşuna kaos beklentisine girdi!..
Hele Cumhuriyet savcılığının, adında Cumhuriyet geçen bir bayram etkinliği için soruşturma başlatması yok mu?.. Tarih bunu eminim kara kalemlerle not etti!..
Oysa tüm bunlara rağmen, Türk halkını “ulus” yapan anlayışın, Atatürk’ün çağdaş uygarlık hedefinin ürünü olduğu unutuldu!..
Çünkü Cumhuriyet’in evlatları, Atatürk anıtlarına çelenk bırakmaları engellense de; 23 Nisanları, 19 Mayısları yasaklansa da, kışkırtmaya gelmediler, çok sakin ve çok uygar davrandılar...
Kaos beklentisi içinde sinsice pusuya yatanlara inat; ulusumuzun bireyleri 29 Ekim sabahı yurdun dört bir yanında olduğu gibi Ankara’da da tertemiz giyindiler, bayraklarına sarıldılar ve Atatürk fotoğraflarını ellerinde sımsıkı tutarak meydanlarda toplandılar...
Yalnızca ama yalnızca ulusu bir arada tutan bayramlarını kutlamak için “yasal” haklarını kullandılar...
Hipodromda Truva atı olmak yerine, Anıtkabir‘de, Aslanlı Yol’da oldular...
Ne mutlu 29 Ekim coşkusunu yaşayanlara ki, cumhuriyeti yıkmak için değil, yüceltmek için varlar!..
Faik’e resepsiyon layık!..
CHP liderinin Ulus’ta basın toplantısı yaptığını televizyondan görebildik!..
Mersin Milletvekili İsa Gök, miting otobüsünün üzerinden canlı yayına bile katıldı...
Uşak Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç Anıtkabir’de yüz binlerin arasında yürüyordu...
Ankara Milletvekili Levent Gök‘ü Ulus’ta, bir duvarın üzerinde mitingi izlerken gördüm...
CHP’nin eski genel başkan yardımcısı Hakkı Süha Okay da miting otobüsünün arkasındaydı...
İzdihamın içinde görebildiklerim yalnızca bunlardı ama kimseye haksızlık etmeyeyim; O kalabalığın içinde muhakkak başka CHP’li vekiller de vardı...
Peki, hangi özelliği nedeniyle ANAP’tan CHP’ye transfer edildiği bilinmeyen ve onlarca vefakar il ve ilçe başkanı dururken paraşütle vekil yapılan Menderes hayranı Faik Tunay 29 Ekim’de neredeydi acaba?..
Ne yazık ki, Abdullah Gül’ün Çankaya’da verdiği resepsiyonda!..
Bir vekil; genel başkanı bile Ulus meydanındayken ve de arkadaşları biber gazı yerken AKP’lilerle birlikte Çankaya’da bir şeyler içebiliyorsa, layığını çoktan bulmuş demektir!..
Ders veren CHP’liler!..
Van Valisi Münir Karaloğlu, Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü Peyami Battal ile birlikte “Medresetüzzehra sempozyumu” düzenlemişti ya?..
Vali efendi de, medrese modelinin yeniden kurulması ve Said Nursi’nin eğitim felsefesinin yaşama geçirilmesi isteyerek cumhuriyet kanunlarına kafa tutmuştu ya?..
CHP milletvekilleri Dilek Akagün Yılmaz ile Nur Serter, vali ve rektör hakkında “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik, etmek ve görevi kötüye kullanmak“ iddiasıyla savcılığa suç duyurusunda bulundular. Bakınız dilekçede hangi saptamalar vardı:
“Şüphelilerin bu kadar açık bir şekilde Türkiye Cumhuriyeti’nin kendilerine sağladığı olanakları kötüye kullanarak, Anayasa’daki laiklik ilkesini hiçe sayarak, din esasına dayalı bir eğitim sistemini savunmaları ve bu çerçevede eğitim yapılmasını önermeleri, medreselerin yeniden açılmasını talep etmeleri asla kabul edilemez... Toplumun gözü önünde işlenen bu suç cezasız kaldığı takdirde, bu eylemler artarak devam edecek ve medreselerin kurulmasının yolu açılacaktır.”
Gördünüz gibi CHP’nin içinde Çankaya kapılarında uysal kedi gibi dolaşanlar da var, cumhuriyeti aslan gibi savunanlar da... Ne diyelim; tüm gaflettekilere ders olsun!..
YeşilAyyyyyy!..
Yeşilay Cemiyeti Mardin Şube Başkanı Lütfü Günlüoğlu, Artuklu Üniversitesi’nde okuyan “öğrencilerin, kente ahlaksızlığı getirdiğini ve manevi çöküntüyü hızlandırdığını” öne sürerek utanç verici laflar etmiş!..
Bakınız, görevi sigara ve alkol gibi zararlılarla mücadele etmek olan bir derneğin başkanı daha neler saçmalamış:
“Fuhuşa davetiye çıkaran, toplumda manevi bir çöküntü oluşturan gençlerimizin başıboş hareketleri bizleri tedirgin etmeye başladı. Yetkilileri göreve davet ediyoruz.”
Tek dertleri okumak olan üniversitelileri, bir kentin ahlakını bozmakla suçlayacak kadar zavallılaşan bu şahsa şu soruyu sormak yeter:
“13 yaşındaki N.Ç., 2002’de Mardin’de, aralarında kaymakamlık yazıişleri müdürü, bir yüzbaşı, muhtar ve korucuların da bulunduğu 28 kişinin tecavüzüne uğrarken neredeydiniz?.. O zaman da tedirgin oldunuz mu?..”
Yeşilay onunla ilgili soruşturma başlatmış ama biz ahlak bekçiliğine soyunan Lütfü Günlüoğlu’na kızamıyoruz; Çünkü tam YEŞİLayyyy!..

Yorum Gönder