Şimdi işçi kardeşlerimize iki istatistik rakamı vereceğim. Bu rakamlar işçi ölümleri ile ilgidir.
AKP iktidarının ilk yılı olan 2003'te, ölen işçi sayısı 8 bin küsur.
AKP'nin tam güç olarak hükmünü yürüttüğü; işçilerle ilgili düzenlemeleri bitirdiği 2011'de ölen işçi sayısı 15 bin küsur.
Yani; Ak Parti'nin ak iktidarı işçiler için ölümlerin hızla arttığı bir iktidar.
Peki sebebi nedir?
Sebebi çok açık: Bu iktidar; işçilerin ekonomik ve yaşam haklarını koruyan yasaları birer birer yok etti.
İşçiyi; vahşi kapitalistlerin kölesi haline getirdi.
İşçinin canı; affederseniz bir kedinin canı kadar bile önemsenmez hale geldi.
Ne yapsın; acından ölmemek için insanlar gidiyorlar; yeterli önlem alınmamış iş yerlerinde çalışmaya başlıyorlar.
Ve sonra ölüyorlar.
Ben söylemiyorum; rakamlar söylüyor.
8 binde aldığı yıllık işçi ölümlerini kısa zamanda yüzde yüz artıran AKP; bu başarısıyla övünebilir.
***
Gelelim işçilere...
Vallahi şu meşhur Stockholm Sendromu var ya... Hani kendisini esir alana aşık olmak... Bu psikolojik hal, en fazla bizim işçiler için geçerli gibi gözüküyor.
İşçiler ezildikçe; kendilerini ezen iktidara koşuyorlar.
Öldükçe; bu ölümlere yol açan zihniyeti destekliyorlar.
İnanmazsanız; işçilerin yoğun olduğu yerlerdeki oy dağılımına bakın; gerçeği görün.
Ey işçi kardeşlerim; sizler böyle yaptıkça...
Hak-İş gibi hatta Türk İş gibi 'evet'çi sendikalara destek verdikçe...
Hem daha çok öleceksiniz...
Hem daha çok aç kalacaksınız...
EVETÇİ MEMUR
AKP iktidarı işçiye böyle de memura pek farklı mı davranıyor?
O kesimi de almış avucuna; istediği gibi oynuyor.
2010 Anayasa değişiklik referandumunu hatırlayın.
'Nikah masasında bile bu kadar iştahla evet dememiştik!' diye pankart açmıştı Memur-Senliler.
İşte hükümet; memuru kandırmak için bunlarla ortak iş çeviriyor.
Hükümetin; Türkiye'nin sesini kısmaya; adaleti siyasetin emrine sokmaya yönelik o malum anayasa değişikliklerine canla başla evet diyen Memur-Sen; şimdi; hükümetin yaptığı devede kulak zam teklifine şaşırmış gibi yapıyor.
Hükümetin; iyice budayıp küçülttüğü resmi enflasyon rakamı bile yüzde 12 iken; memura parçalı biçimde toplam yüzde 6 öneriyor bu yıl için. Gelecek sene de yüzde 5.
Memur Sen'in başındaki memur da bu teklife kızmış gibi yapıyor.
Hayır! Kızgın memurun gazını almaya çabalıyor.
Ama suç onlarda değil; suç bunlara destek veren memur kesiminde.
Eğer siz iktidarın emrindeki bir örgüte üye olursanız; o zaman sofranızdaki ekmeği alırlar.
Fazla ileri giderseniz de üstünüze gazlı coplu polisi yollarlar.
O da yetmezse özel yetkili savcılar harekete geçer; sizi Ergenekon torbasına atarlar.
Fakat; sarı sendika değil de gerçek sendika iseniz; bütün bunlara karşı emek mücadelesini yürütmek zorundasınız.
TOPLUSÖZLEŞME NE OLDU?
Ey, 2010'daki referandumda, nikahından bilen daha iştahla evet diyen Memur-Senliler!
Evet dediğiniz o anayasa değişiklikğinde, 'Memurlara toplusözleşme hakkı verilir.' diyordu.
Siz de bunu gösterip üyelerinizi evet demeye çağırdınız.
Onlar da evet dediler.
Şimdi soruyorum: Nerede o toplusözleşme hakkı?
Kullanabiliyor musunuz evet dediğiniz o değişiklikteki toplusözleşme hakkını?
Kullanamadığınız ortada değil mi?
O zaman kendinizi aldatılmış hissediyor musunuz?
Kendinizi iktidarın emrindeki sendika olarak görüyor musunuz?
Üyeleriniz olan memurları kandırdığınızı düşünüyor musunuz?
Yoksa; 'Olsun; bu iktidar bizimdir; bu hükümet ne yapsa haklıdır.' diyerek her şeyi sineye mi çekiyorsunuz?
Ve memurları sendika görüntüsü altında kandırdığınızı söyleyenler haklı değil mi?
Biliyorum ki bu sorulara cevap veremezseniz; verseniz bile eğip büker; bu acı gerçekleri gizlemeye devam edersiniz.
Memur; bu oyunu görmez ise; onun lokmasını çalanlar; buna devam edecektir.

Yorum Gönder