Eğer bu işlerin üzerine tam anlamıyla gidilmiş olsa, inanın Gümrük’te çok az görevli kalır.” Bu sözleri söyleyen kişi, villalarda oturan, lüks otomobilleri bulunan gümrük görevlileri olduğunu anlatırken, bazılarının da şirketlerin gizli ortağı olduğunu ekliyor.
“Olur mu böyle şey” dediğimde, çantasından bir iddianame çıkartıyor. Bölümler okuyor, yorumluyordu. “TIR’a yüklenen PVC kapı-pencereydi. PVC olarak Erenköy Gümrük Müdürlüğü’ne giriliyor. Muayenesi yapılıyor. Ardından, TIR’lar malı yükseleeri yere gidiyor ve kapı-pencereyi boşaltıyor. Yerine çimento yüklüyorlar. Ama kayıtlarda gönderilen PVC kapı-penceredir. Bu şekilde Sarp Sınır Kapısı’ndan çıkılıyor. Yapılan ticari işlem belgelere göre 550 bin Euro’ydu. Devletin milyonları yine gitti.”
Organize Olaylar
Gümrük görevlilerinin bazen gönüllü yani menfaat karşılığı, bazen de tehditle suç örgütlerine boyun eğdikleri olaylar da yaşanıyor. Gümrükçü, organize suç örgütünün lideri konumundaki kişinin, Gümrük Müdürü’nün masasına silahını çıkarıp bırakmasını örnek olarak anlatıyor.
İstanbul’da daha önce önemli tutuklamalar olmuştu. Bakan Hayati Yazıcı, zaman zaman açıklamalar yapıyor, Gümrük’te her şeyin düzeldiğini söylüyor ama işler hiç de düzelmiş gibi gözükmüyor.
İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlar Şube Müdürlüğü’ne yapılan ihbarda, bazı isimler sıralanıyor. Bu kişilerin, sahte fatura, hayali ihracat yapanlara mali müşavirleriyle, muhasebecilerinin ortak hareket ettikleri, Vergi Dairesi görevlilerine rüşvet verdikleri öne sürülüyor.
Vurgun Yöntemi Şöyle İşliyor!
Suç örgütü, gerçek bir mal ve hizmet faaliyetine dayanmayan, yanıltıcı nitelikte belge (fatura) oluşturuyor. Böylece, devletten verdi iadesi alıyorlar. Ayrıca, ödemek zorunda oldukları verdiyi de ödemiyorlar. Belgeleri hayali ihracat işlerinde kullanıyorlar. Haksız vergi iadesi alıyor,teşviklerden faydalanıyorlar. İşin ilginç yönü, şirketlerin önemli bir bölümü “gariban” ların üzerine…
Büyükçekmece C. Savcısı Mustafa Kemal Gül, konuyu uzmanlarıyla birlikte ayrıntılı bir biçimde araştırdığında karşısına şöyle bir tablo çıktı.
Garibanlar üzerine kurulan şirketin hesabına gelen paralar, ‘esas oğlanları’ tarafından çekiliyor. Savcı Gül de bu durumu fezlekesinde şöyle açıklıyor:
“Firma hesabına para geliyor. Bazen bu para 18 dakika sonra çekiliyor. Yaklaşık 1 milyon dolar, hep aynı yönetemle yani paranın geldiği gün ya da bir gün sonra çekiliyor. Paravan şirketler kulllanılıp, vergi iadesi alıp devlete zarar uğratmışlardır. Haksız menfaat temin eden, bu eylemleri daha rahat bir belirli organizasyon içinde yapmak için suç örgütü kurdukları anlaşılmıştır.”
Savcı Gül, içinde vergi memurlarının da bulunduğu 65 kişilik suç örgütü çıkarıyor. Başlangıçta, “Bu olay gümrüğe sıçramaz” diye beklendi. Ancak, soruşturmayı yürüten C. Savcısı olayın gümrük bıyutunun da bulunduğunu belirledi. İşte oraya nasıl gelindiğini iddianameden okuyoruz:
“Gerek Başkanlığa, ilgili bakanlıklara, C. Savcılığı’na, İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne çeşitli zamanlarda, farklı isimlerle yapılan ihbarlarda isimleri geçen şahısların organizasyonuyla ambarlı Limanı’ndaki Gümrük Müdürlüğü’nden hayali ihracat yaptıkları, Gümrük Müdürlüklerinde çalışam memurları bazen tehditle, bazen menfaat vaadiyle baskı altına almışlardır.
Bu organizasyondan sonra Cezayir, Tunus, Libya gibi ülkelerden turist olarak gelip, bu ülkelere mal götürmek üzere Laleli’den mal toplamak isteyen kişilere ‘ücretsiz kargo hizmeti’ verildiği, bu kişilerden mal toplanarak, topladıkları bu malları ihracat teşvilerini kapatmak isteyen ihracatçıların sahte ihracat beyannameleriyle eşleştirdikleri, bu ve bunun gibi yöntemlerle haksız parasal teşvik ve iadelerden faydalandıkları anlaşılmıştır. Sadece bir firmanın 5 ayda aldığı vergi iade tutarı 5 milyon liradır.”
3 gümrük müdürünün, çok sayıda muayene ve gümrük memurlarının da iddianamede suç örgütüyle bağlantılı olduğu yer alıyor. Gümrükçüler için “rüşvet almak, vermek, mühürde sahtecilik, ihracat gerçekleşmediği halde gerçekleşmiş gibi göstermek, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak” suçlamasında bulunuluyor.
Cumhuriyet Savcısı’nın raporunu okusanız, devletin nasıl soyulduğunu, soygunun içinde ne yazık ki mali müşavir ve muhasebecilerin de bulunduğunu görürsünüz…
Saygı Öztürk/SÖZCÜ
Yorum Gönder