Emperyal güçlerin Türkiye’ye biçtiği “rol model” artık iyiden iyiye kendini göstermeye başladı...
Kahire’de Tahrir Alanı’nı dolduran gençler, sakallı, sarıklı, beyaz entarili Müslüman Kardeşler “Arap Baharı”nın işaret fişeğini “demokrasi ve özgürlük” için mi ateşlemişlerdi?
ABD kendine yakın liderleri devirip, aynı ideolojideki başka kişileri iktidar koltuğuna oturturken, Neo-liberalizm sarmalındaki yoksul Ortadoğu halkları, ABD ve AB ülkelerinin oyununa geldiklerinin farkında değillerdi.
Bir çatışma süreciydi bu...
Eski diktatörler devrilecek yerine başkaları gelecekti...
Hüsnü Mübarek fazla direnemedi...
Libya lideri Kaddafi hâlâ direniyor...
Suriye’de Esad da tüm olumsuz koşullara karşın direneceğe benziyor, başka çaresi yok!
***
Türkiye için biçilen “rol modeli”, “Yeni Osmanlıcılık”, “Müslüman demokratlık” ve “Müslüman liberal” kavramlarını içeriyor.
“Arap Baharı”nın içeriği “demokrasi ve özgürlükler” değil... Mısır’a baktığımızda bunu rahatlıkla görüyoruz...
ABD ve kimi AB ülkeleri Afganistan ve Irak’tan çekilecek...
NATO’nun Afganistan’da bir işlevi kalmadığı apaçık ortada.
Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da etnik, mezhepsel, aşiret-tarikat eksenli çatışmaların olduğu Suriye örneğinde ortaya çıkıyor.
Afganistan ve Irak’ta askeri işgallerle bir sonuca varamayan ABD, BM kararlarıyla kimi ülkeleri NATO çatısı altında toplama çabasını değişik yöntemlerle uygulamaya çoktan başladı bile.
Amaç Ortadoğu’yu tıpkı Balkanlar’da olduğu gibi bölüp parçalayıp 1-2 milyon nüfuslu devletçikler haline getirmek.
Bu Libya’da da yapılmak istendi ama Kaddafi NATO güçlerine karşı direniyor... Ölüm kalım savaşı veriyor.
***
Aynı durum Suriye için de geçerli.
Suriye’de Esad yönetimi Nusayri Alevi... Sünnilerin yönetimindeki Arap ülkeleri bu nedenle elçilikleri geri çekiyor.
ABD Afganistan’da Taliban liderini Usame bin Ladin operasyonu yöntemiyle öldürmeye kalkınca olayın rengi değişmedi mi?
Bu kez tuzak ABD vurucu timine kuruldu, helikopter roketatarla düşürüldü.
31 ABD askerinin ölümü Obama’yı iyice sarstı...
Başa dönecek olursak, Suriye’de mezhep çatışması var... Bu çatışma giderek bir iç savaşa dönüşüyor...
ABD bu tezgâhı 1978’de Kahramanmaraş ve Çorum’da, 1993 yılında Sivas’ta, ardından Gazi Mahallesi’nde tezgâhlamış olmasın?
***
Bakın şu anda dünya piyasaları yerle bir oldu, borsalar düştü, ABD’nin kredi notu kırıldı... İtalya ve İspanya’nın ekonomik krizin içinde olduğu söyleniyor ama dolar, Avro ve altın almış başını gidiyor.
İtalya’nın piyasalara 2, İspanya’nın ise 1 trilyon dolar borcu var...
Bu Avrupa Merkez Bankası’nı aşar. Bu nedenle ikinci bir resesyon kaçınılmaz gözüküyor.
***
İçişleri Bakanı Davutoğlu, Başbakan Erdoğan’ın buyruğuyla Suriye’ye gitti.
Suriye’ye bir bakalım...
Suriye’nin dini yapısının yüzde 74’ü Sünni, yüzde 13-14 Nusayri Alevi, yüzde 10’u Hıristiyan, yüzde 3 Dürzi...
Suriye’de iktidar ise Nusayri Alevilerde!
Muhaliflerin amacı Nusayri Alevi iktidarını devirip, Sünni, ABD yanlısı bir iktidar kurmak.
Başbakan Erdoğan, Suriye’deki çatışmalara ilişkin “bu bizim içişlerimize giriyor, sabrımız taşmak üzere” demedi mi?
Sünni Arap Suriyelilerin Urfa’da akrabaları var.
Nusayri Arap Alevilerin Hatay, Adana ve Mersin’de akrabaları yok mu?
Var!
Onlarda bizim kardeşlerimiz değil mi?
Ortadoğu’da bir oyun oynanıyor...
Nedir bu oyunun adı:
“Demokrasicilik... Yani ABD güdümlü iktidarlar... Ilımlı mı olur ılımsız mı burası hiç önemli değil... Bir süre kullanılırlar sonra Mübarek gibi demir kafese konulup yargılanırlar.”
Hikmet Çetinkaya/Cumhuriyet
Yorum Gönder