Türkiye Cumhuriyeti kurulalı 87 yıl oldu.
Ama 87 yıl içinde; bu devletin ordusu Türk Silahlı Kuvvetleri parça parça ortadan kaldırılıyor.
Bir de Osmanlı Devleti'nin ordusu olan Yeniçeriler'e bakalım.
Bu ordu tam 500 sene ayakta kalmamıştır.
Tarih kitaplarımızda; Yeniçeri ordusunun (Asıl adı 'Ocak') 1826'da kaldırılmasını, Vaka-yı Hayriyye (Hayırlı Olay) olarak öğretiyoruz çocuklarımıza. Bu ordunun bozulduğunu; sürekli isyanlar çıkartarak devlete ayak bağı olduğunu tekrarlayıp duruyoruz.
Daha Fatih Sultan Mehmet döneminde kazan kaldıran Yeniçeri ordusu; nasıl oldu da vazgeçilmez oldu? Nasıl oldu da kötülenen Yeniçeri, 500 sene ayakta kaldı.
Ve bugün; nasıl oluyor da cumhuriyet ordusu 87 yıl bile dayanamayıp ezilip gidiyor; evrim sürecine sokulup başka bir güce dönüştürülüyor?
YENİÇERİ'NİN GÜCÜ
Yeniçeri Ordusu; keçeye pala çalıp menzile ok atmak biçimindeki kimsenin beğenmediği talimiyle, Osmanlı Devleti'ni bazı kayıplarla da olsa 1826'ya kadar korudu.Yeniçeri ordusunun kaldırılmasından sonra kurulan ordu; beğenilmeyen Yeniçeri kadar işe yaramadı.
İnanmayan; 1826'daki Osmanlı sınırları ile 1920'daki Osmanlı sınırlarını bir karşılaştırsın.
Yeniçeriler yok edilince; Osmanlı Devleti büyük parçalar halinde yutuldu gitti.
Gelelim asıl sorunun cevabına; bu beğenilmeyen ordunun 500 sene nasıl ayakta kaldığı muammasına.
Cevap çok basittir: Yeniçeri ordusu; halk ile iç içe geçmiştir. Yani İstanbul'daki esnaf ile Yeniçeri el eledir. Zaten; esame defterinde fiilen ocakta bulunmayan binlerce İslambollunun adı bulunmaktadır.
Omanlı devlet yöneticilerinin halka yaptıkları zulme; ilk tepki gösteren güç Yeniçeri ocağıdır. Yani; o ordu; öncelikle halkın temsilcisi olmuştur. İktidarın tahakkümüne karşı halkın kalkanı olmak gibi bir görev üstlenmiştir Yeniçeri.
İşin ilginç yanı Sünni İslambol'da Ocak bir Bektaşi tekkesi gibi çalışmıştır. Sünni-Hanefi İslambollu; bu Alevi gelenekli ocağın dinsel yüzünü hiç sorun yapmamıştır. Yeniçeriler; 'Hacı Bektaş-ı Veli demine devranına hu diyelim, hu!' derken; esnaf da aynı huyu çekmiştir. Yeniçeriler; beyaz renkli Hacı Bektaş bayrağını açtığında Sünni esnaf da o bayrakta kendisini görmüştür.
Halk ile ocak arasındaki bu sıkı ilişkide; inanç öğesinden daha derin ve etkili ekonomik-siyasi bağlantı bulunmaktadır.
YA TSK
TSK yönetimi; bugün; bir ordu komutasından çok aristokrat tabaka haline gelmiştir. Subayların halk ile bağlantısı tamamen kopmuştur. Üstüne üstlük bu yapı; halka tepeden bakmış; onu horlamış; ikide bir halka yön verecek operasyonlar (darbeler) yapmıştır.
Yani; TSK komuta kademesi; Osmanlı devlet erkanı ile aynı çizgide bir yönetim zihniyetine gelmiştir.
TSK; en başında bir halk ordusu olarak kuruldu. İkinci Dünya Savaşı sonundan başlayarak, bu ordu; tamamen siyasallaştı. Kendisini; komünizmle mücadele örgütü gibi tanımladı ve yapılandırdı. Böyle olunca; halkın alt katmanlarının düşmanı konumuna geldi.
Bu süreç; TSK'lılaşma sürecidir. Mustafa Kemal'in ordusu zamanla NATO kolordusuna dönüştü ve TSK oldu.
İşte AKP iktidarı; Türk ordusunun aristokrat takımının baskı aracı olmasının yarattığı tepkiyi çok iyi değerlendirerek TSK'yı silindir gibi ezdi.
Ezdi çünkü; bu darbeci TSK; her darbede halkı ezmişti. AKP'nin TSK'ye her vuruşundan darbe mağduru milyonlar memnuniyet duydu
Tarih boyunca hep milletinin içinde olmuş olan bir orduyu alıp milletin dışına taşıyan ve milleti ezen bir sopaya dönüştüren asker zihniyeti dönüştürmek çok zor.
TSK; bugünkü haliyle kendisinin darbeler süreci ile yarattığı AKP'den şikayet etme hakkı olmayan bir kurumdur.
Acaba, bunlar; Yeniçeriler gibi halkın içine girmeyi düşünebilecekler mi?
Umarım ki TSK'nın komuta kademesi ile emekli komutanlar, yazdıklarımdan doğru ders çıkartarak kendisini sorgular. Millete dayanmayan bir ordunun geleceği yoktur; efendiler.
Rıza Zelyut/Güneş
Yorum Gönder