Masanın Başında Oturan Kişi Olmanın Bedeli - Orhan Birgit

Başbakan Yardımcısı Arınç’ın, Genelkurmay Karargâhı’nın Çakmak Salonundaki Yüksek Askeri Şûra toplantı masasına tek başına oturarak, teamülleri değiştiren Erdoğan’ı desteklemek amacı ile yaptığı açıklamaya ben de imzamı atarım.
Doğrudur: Bir köyde iki muhtar olmaz. Seçilmişleri temsil ederek yürütme erkinin başı olan başbakanlar, ‘Bizim Köy’ün de elbette tek muhtarıdırlar.
O tek muhtarın da ihtiyar heyeti denilen asker, sivil bürokratlardan oluşan bir danışmanlar ekibi vardır.
Dün YAŞ’ta alınan kararları televizyondan izlerken Silahlı Kuvvetler’deki atama ve terfi işleri için Cumhuriyet ordusundaki teamüllere harfi harfine uyulmuş olunduğunu görmekten memnun olanların arasında ben de vardım. Sanki apoletlerine yeni yıldızlar eklenen bir subay ya da o subayın aile bireylerinden birisi gibi sağduyunun Başbakan’ı terk etmeyişini, hiddet ve partizanlığın Çakmak Salonu’nun kapılarından girmediğini görmek iyi bir şeydi.
O duygular içinde bugünkü yazımı bilgisayarımın belleğine dökerken anılarım 1974’lü yıllara uzanan bir yolculuk yapmam için, “zaman tüneli”nin kapılarının açılmasını sağlamıştı. 12 Mart muhtırasından sonra yapılan genel seçimlerden birinci parti olarak çıkan Ecevit’li CHPye hükümet kurma görevi verilecekti. Ama asker hâlâ Ecevit’in başbakanlığını içine sindirmekte güçlük çekiyordu.
O tarihte Deniz Kuvvetleri Komutanı olan Oramiral Kemal Kayacan, Silahlı Kuvvetler’in sözcüsü, ben de CHP’nin temsilcisi olarak, gazeteci Kadri Kayabal’ın aracılığıyla buluşuyor ve ordunun kışlasına dönmesi, demokrasinin kurallarının bütünü ile ve arızasız olarak işletilmesini sağlamaya çalışıyorduk.
Üç ya da dördüncü buluşmamızda Genelkurmay Başkanı Semih Sancar ve komutanların seçilmiş iktidarın başı olan Ecevit’in başbakanlığında askerin atama ve terfi gibi özlük işleri için olağanüstü bir sorun yoksa sözü YAŞ üyelerine bırakması önerisiyle sınırlı bir isteği oldu. Genel başkana bu öneriyi götürdüm. Kimin ne kadar yetenekli olduğunu bilenler komutanlardıryanıtını aldım.
Aylar sonra Kayacan Paşa, Kıbrıs çıkarmasından da sorumlu komutan olarak cebinde 25 Ağustos’tan geçerli olmak koşuluyla emekliye ayrılma yazısı olduğu halde görevini yapmayı sürdürürken eşi bizim eve gelmiş ve eşime “Acaba” demiş, “Kemalin emeklilik kararı bir yıl uzatılamaz mı?”
Feriha Hanım’ın dileğini Başbakan’a götürdüm. “Hatırlar mısın? Hükümeti kurarken senin aracılığınla Sayın Kayacan hangi isteklerini ısrarla bizden talep etmişti” dedi.
TSK’nin bu geleneksel kuralının bir saat titizliğiyle işlemesi, sivil iradenin YAŞ toplantı masasında tek başına oturan başbakanları tedirgin değil; mutlu etmelidir.
Sivil bürokrasiyi etkileme sevdasından vazgeçmeyen particilik dürtülerinin askerin atama ya da emeklilik işlerini biçimlendirmesi moral bozmaktan başka bir sonuç vermez.
Başbakan tek muhtar olarak elbette masanın başında tek başına otursun. Ama o masada özellikle terörün belini kırma sorumluluğunu da üstlenmiş, yine tek kişinin kendisi olduğunu hatırından çıkartmadan!

Orhan Birgit/Cumhuriyet

Yorum Gönder

[blogger][facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget