Kızılay Başkanı’nın istifası yeni bir Dolmabahçe olayı mı? - Mustafa Mutlu

İktidara yakınlığıyla ve uyumlu çalışmasıyla bilinen Kızılay Başkanı Tekin Küçükali, dün sürpriz bir karar alarak istifa etti...

İstifasına gerekçe olarak da sağlık sorunlarını ve yorgunluğunu gösterdi.

Eğer iki gün önce Başbakanlık ofisinde Başbakan Erdoğan ile bir görüşme yapmış ve bu görüşmeden asık bir suratla çıkmış olmasaydı...

Bu mazerete inanmak mümkündü!



***

Tekin Küçükali iki yıl önce Kızılay‘la ilgili yazılarım nedeniyle ziyaretime gelmişti.

Kendisini tanıdığım kadarıyla, tam da Somali‘deki açlar için başlatılan büyük bir yardım kampanyasının orta yerinde “yorgunluğu” bahane ederek kurumunu yüzüstü bırakacak biri değil...

Bu istifanın altındaki gerçek nedenler elbette birkaç gün içinde ortaya çıkacak; zaten şimdiden onlarca söylenti dolaşıyor...

İlk söylenti, kurban bağışlarıyla ilgili... İddialara göre Tekin Küçükali, kurban bağışları konusunda Kızılay‘ın tek yetkili kurum olmasını ve diğer kurumların devre dışı bırakılmasını istemiş, Başbakan da buna tepki göstermiş...

Ben buna fazla ihtimal vermiyorum...

En yaygın söylenti ise Küçükali‘nin, CHP‘yle birlikte Somali için bir organizasyona “Evet” demiş olması... Zaten bunu Kemal Kılıçdaroğlu önceki gün açıklamış ve en kısa zamanda Somali‘ye gideceğini söylemişti.

Ve üçüncü söylenti; Kızılay‘la ilgili bitip tükenmek bilmeyen yolsuzluk iddiaları...

Buna da fazla ihtimal vermiyorum; çünkü bu iddiaların hiçbiri yeni ve Başbakan‘ın bilmediği şeyler değil!



***

Evet; istifa tek taraflı bir karardır ve kesinlikle saygı duymak gerekir.

Ama Tekin Küçükali‘nin istifası, kesinlikle “tek taraflı” bir karara benzemiyor.

Zaten dün gelen mesajlardan anladığım kadarıyla kamuoyu da Küçükali‘nin istifa nedenlerini inandırıcı bulmadı.
İstifanın “hassas noktası”, Küçükali‘nin iki gün önce Başbakanlık ofisinde yaptığı görüşme...

Eğer bu karar o buluşmada alındıysa ve bir “pazarlık”
ürünüyse; işin rengi o zaman değişir.

Ve Erdoğan-Küçükali görüşmesi, en az Dolmabahçe‘deki Erdoğan-Büyükanıt görüşmesi kadar önem kazanır.



*****

CHP!

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin üst yönetiminde bazı değişiklikler yapılacağını ama bunun, öne sürüldüğü gibi geniş kapsamlı olmayacağını söyledi.
Son Kurultay‘da yaptığı konuşmada, “bundan sonra partideki yönetim organlarında görev alacak kişilerin demokratik yöntemlerle belirleneceğine” söz vermişti...

Çok merak ediyorum:

Acaba partisinin yeni yöneticilerini CHP‘li delegelere ya da üyelere mi seçtirecek; yoksa alışageldiğimiz şeyi yapıp kendisi mi belirleyecek?



*****

GÜNÜN SORUSU

Başbakan Erdoğan önceki gece katıldığı bir iftarda yaptığı konuşmada PKK‘ya mesaj verdi ve “Daha yeni üç yavrumuzu şehit ettiler. Artık bıçak kemiğe dayanmıştır” dedi...

Sorum kendisine:

Bu bıçak, sizin kemiğinize dayanmakta biraz gecikmedi mi?



*****

Federasyon, savcılık iddianamesini mahkeme kararının üstüne koyamaz!

Futbol Federasyonu, futboldaki şike operasyonuyla ilgili kararını dün açıkladı:

Buna göre kulüpler ve şike iddialarına adları karışan şüpheliler hakkındaki kesin karar, savcılık iddianamesinin mahkeme tarafından kabul edilmesinin sonrasına bırakıldı.
Bu şu demek:

Federasyon, İstanbul Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı‘nın iddialarının “kesin karar” olduğunu varsayacak...

Karar bu yönüyle hukuka da Anayasa‘ya da aykırı...

Çünkü bütün sanıklar, haklarında verilen mahkeme kararı kesinleşinceye kadar suçsuzdur.

Eğer Federasyon yönetimi; iddianameyi “karar” olarak kabul ederse ve Disiplin Kurulu kararlarını buna göre verirse, sanıklar hakkında “yargısız infaz” yapmış ve sanıkları mahkeme önünde zor durumda bırakmış olur.

Doğru olan; mahkeme kararı kesinleşinceye kadar Türkiye Futbol Federasyonu‘nun bu konuda karar vermemesi ve yaptırım uygulamamasıdır.



***

Örnek vereyim:

Ben Türkiye Gazeteciler Cemiyeti üyesiyim. Diyelim ki hakkımda bir suçtan dava açıldı ve aynı suçlamayla TGC Disiplin Kurulu‘na verildim.

Hakkımdaki iddiadan mahkeme önünde hüküm giymedikçe; TGC Disiplin Kurulu, o iddiayı gerekçe göstererek beni üyelikten atamaz...

Atarsa, “yargıyı etkileme ve yönlendirme suçu” işlemiş olur.



***

Kısacası; eğer savcılık iddianamesi kabul edilince Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu şüpheliler hakkında bir karar verirse, ciddi bir suç işlemiş olur.

Mustafa Mutlu/VATAN

Yorum Gönder

[blogger][facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget