Kıtlık ve Ekmek - Cevat Kulaksız

Somali gibi bazı Afrika ülkelerinde açlık ve kıtlığın devam ettiği günümüzde, ekmek, israf, kıtlık konusuna değinelim dedik.
1925 veya 1925 yılları; ülke savaştan, Kurtuluş Savaşından çıkmış, toplum kıtlık, yokluk içindedir.
“O günlerde buğday unu daha çok “çarşı ekmeği”inde kullanılmakta, herkesin evinde veya sokağında bulunan fırınlarda kendi yaptığı ekmek için arpa ile buğdayın varlığına göre değişik ölçülerde karıştırılıp, “karıklı” diye isimlendirilen unlardan ekmek yapılırdı”. Çünkü buğday ve un kıtlığı vardı.
O zamanları babasına “Arpacık Ahmet” diye anılan Merzifon’lu çiftçilik, zahirecilik yapan (arpa alıp satan) Ahmet Ağa’nın oğlu, o kıtlık yıllarında çocukluğu Merzifon’da geçen Orgeneral Kemal Yamak yazdığı kitabında bunları anlatıyordu.
“Çarşı ekmeği o kadar nadir yenilirdi ki, bazıları çarşı ekmeğini ev ekmeğine zeytin, peynir gibi katık bile yaparlardı”. [i]
Hepimiz, yakınlarımızın anlattıkları, okuduğumuz kitaplardan pek çok ekmek üstüne öyküler, anılar duymuşuzdur.
İkinci Dünya Savaşının kıtlık yıllarında başta ekmek, gazyağı, bez vb bazı maddeler karne ile verildiğini, unun serbest piyasada bile satışının yasak olduğunu babalarımızdan, dedelerimizden duyduk. 
Aradan 50 yıldan fazla bir zaman geçtikten sonra 1956 yılında, rahmetli babamla eşeklere binerek İlçemiz Kaman’a pazara gelmiştik. Savcılı Durağında bir fırın vardı. Fırının önünden geçerken, Müderis Köyünden olduğunu duyduğum bir yaşlı adam, fırından taze bir ekmek almış, “yuha ekmekle dürüneyim de karnımı doyurayım”  diye söylenerek gidiyordu. Bunu, epey bir yıl sonra 1970 li yıllarda fırıncıdan da duymuştum. Yani çarşı ekmeğini (somunu) yufka ekmeğin arasına koyup katık niyetine yiyen yoksullar vardı, ülkemizde. Kendi evinde şöyle veya böyle pişirdiği yufka ekmek varsa da, “çarşı ekmeği” veya “somun” denilen ekmeği herkes her zaman alamıyorlardı.
Rahmetli Zeynep Ebem (babaannem), o kıtlık yıllarını gördüğü ve de ekmeğin değerini çok iyi bildiği için, ne zaman yerden bir ekmek parçası görse üç defa öper alnına koyar, sonra da, yüksekçe bir yere koyardı. Asla evlerde bayat ekmek çıkmazdı.
1980 lı yılların birinde, fırından iki alıp filenin içine koyup eve giderken, yolda 70-80 yaşlarında uzun sakallı yaşlı bir adama rastladım. Adam, ekmeği file içinde sallayarak götürüşümü görünce, bana dönerek, “bana bak oğlum, ekmeği g…den aşağıda taşıma günahtır”  şeklinde canımı sıkan anlamsız bir laf söyledi. Bu söz yakışıksız bir söz olsa da, ekmeğe olan saygıyı anlatmak istemekte. Eski insanlarımız nezdinde ekmek o denli kutsal, mübarek bir varlıktı.
2011 yılının yaz ayları; Somali’de binlerce insanın açlık çektiği, binlerce çocuğun açlıktan öldüğünü TV lar, gazeteler yazmakta; Somali’de açlık çeken insanlar için yardım kampanyalarının düzenlediği günlerdi.
Bu kıtlık ekmeğini anımsadıktan sonra, günümüzde “bayatlamış” diye çöpe, sokağa atılan ekmeklere değinmek istiyorum.
Bu satırları yazdığım 16.8.2011 günü bir TV haberinden, İstanbul’da mı, Ankara da mı yılda mıydı, ayda mıydı iki milyon ekmeğin çöpe atıldığını duydum. Yılda da ülkemizde böylece milyonlarca ekmeğin, bayatlatılarak çöpe atıldığını dehşetle duyuyoruz. Oysa evimizde fazla geldiğini tahmin ettiğimiz ekmekleri, artık zengini de fakirin de evinde bulunan soğutuculara koyduğumuz zaman, ekmeğin uzun süre bayatlamadığını hepimiz deneyerek görmüşüzdür. 
DALLARA ASILAN EKMEKLER
Her gün sabah ve akşam, bana müthiş derecede bağlı olan “Badi” adlı küçük köpeğimizi parklarda gezdirir, çişini, kakasını hallettikten sonra da eve getiririm.
İşte Badi ile gezdiğim parklarda, kaldırımlarda ekmekle ilgili üzüldüğüm bazı olaylara da tanık oluyordum. Bazı aileler, aradan bir veya iki gün geçtikten sonra, arta kalan ve yenilmeyen, fazla gelen ekmekleri, “bayatladı” diyerek poşete koyup, site duvar demirlerine, parklardaki ağaçlara astıklarını görüyordum. Bazıları da, sokak köpekleri, kuşlar yesin diye, parklardaki otların, ağaçların arasına ekmekleri attıklarına tanık oluyorum. Bunu Ankara’nın, öbür kentlerin tüm semtlerinde, mahallelerinde görebilirsiniz sanıyorum.
Bu bayatlayan, küflenen ekmekleri, mahallede seyyar süt satan ve de inek besleyen sütçüler almakta. Atılan, poşetlerle asılan bayatlamış ekmekleri, ekmeğe saygı olduğu kadar, “sütçüler alsın” diye de asılmaktadır.
Ekmekler oralara atıldıktan üç, beş, yedi vb günler geçtikçe ekmeklerin önce mavileşen, zaman geçtikçe kararan küf şeklinde bozulduğunu görüyorduk. Yani bayatlayan ekmek bir süre sonra, zehir, mikrop saçan hale gelmekte.
Bu durumu Batıkent’teki Bir nolu Sağlık Ocağındaki Aile Doktorum Dr. Nihat Kaya’ya anlattığımda şunları söyledi:
“O ekmekler bayatladıkça, poşet içinde durdukça mantarlar, bakteriler hızla çoğalır, bunlar da toplum sağlığını tehdit eder; o nedenle ekmekleri o şekilde poşetlerde bekletmek çok yanlış”.  
Açlık çekilen, doğal kaynakları, bitki örtüsü gittikçe azalan, artan nüfus karşısında ekmekleri israf etmeyelim; yiyeceğimiz kadar ekmek alalım. Bayatlayacağını düşündüğümüz ekmekleri, poşetle soğutucularda koruyalım.
HER GÜN 12 MİLYON EKMEK ÇÖPE GİDİYOR
İstanbul’da her gün 2 milyon ekmek, Ankara ve İzmir’de ise toplam 600 bin ekmek çöpe atılıyor.
Türkiye’de her gün üretilen 120 milyon ekmeğin yaklaşık 12 milyonunun israf edildiği belirtilerek, bunun ekonomiye zararının günlük 2,6 milyon YTL olduğu bildirildi.
Sağlık Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre, Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi Başkanlığı’nca hazırlanan, “Sağlıklı Beslenme ve Gıda İsrafı” konulu raporda, ekmek israfının ulaştığı boyuta işaret edildi. Raporda, Türkiye’de, üretilen her 10 ekmeğin 1’inin israf edildiği belirtildi. Günde üretilen 120 milyon ekmeğin yaklaşık 12 milyonunun çöpe gittiği vurgulanan raporda, bunun ekonomiye zararının günlük 2,6 milyon YTL olduğu kaydedildi. Ekmek israfıyla ilgili çarpıcı rakamların da yer aldığı raporda, ülkede her yıl yaklaşık 44 milyar adet ekmek üretildiği, bu ekmeklerin yüzde 16’sının evlerde olmak üzere, yaklaşık 40 milyarının tüketildiği, 4 milyarının de israf edildiği kaydedildi. Raporda, Türk halkının her yıl ekmeğe 7 milyar dolar para ödediği, israf edilen ekmeğin yıllık ekonomik kaybının ise 700 milyon doları bulduğu bildirildi. Her gün 2 milyon ekmeğin çöpe atıldığı İstanbul’un, en fazla ekmek israf edilen illerin başında geldiği kaydedilen raporda, Ankara ve İzmir’de ise toplam 600 bin ekmeğin çöpe atıldığı belirtildi. [ii]


--------------------------------------------------------------------------------
[i]  Gölgede Kalan İzler ve Gölgeleşen Kemal Yamak Bizler Doğan Kitap 2006 sf 13

[ii] AA http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/345968.asp

Yorum Gönder

[blogger][facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget