Hocalara da din ve laiklik dersi mi lazım? - Ruhat Mengi


Dün Yeni Şafak yazarı Hayrettin Karaman’ın “Her Müslüman aykırı davranışları olanlara müdahale ile yükümlüdür” veya “Farklı yaşam tarzında olanların mekanlarını ayırmak gerekir” benzeri görüşlerinin yer aldığı yazısını daha çok dini açıdan yazmıştım zira laiklikten de önce din yasaklıyordu zaten yapılan eylemi... Yazıda öyle açık yanlışlar vardı ki dini, Kur’anı iyi bilen herkes bunu yapabilirdi, din adamı olmaya hiç gerek yok.. Yazımda ‘yargısı, güvenlik güçleri olan bir ülkede eğer açıkça yasalara, ahlaka aykırı bir durum varsa şikayet edersiniz, hukuk bunun için vardır’ demiştim. Kaldı ki “laik, demokratik ve kimsenin bir başkasının dinine-inancına-yaşam tarzına karışamayacağı” bir rejimde zaten doğal olarak böyle bir hak yoktur ama bu tür yazılar yazan, konuşmalar yapanlar genelde laik rejimden de hoşnut olmadıkları için onları etkilemiyor. Bizde laikliğin “son yıllarda siyasi nedenlerle halka yanlış anlatılması” artık neredeyse hiç ağza alınmamasını sağladı ama bakın Arap ülkeleri şimdi nasıl hatırlar oldular laikliği ...
EN BÜYÜK OTORİTE NE DEMİŞ..
Haber “Sünni aleminin en büyük otoritesi El Ezher, Mübarek sonrası Mısır’da modern demokrasi ve ‘dini ögelerden arındırılmış anayasal devlet’ çağrısında bulundu” başlığıyla verildi. “Devrim niteliğindeki tarihi bildiri” denen bildiride El Ezher’in büyük imamı Ahmed El Tayyip, Mısır için “din ve devlet işlerini birbirinden tamamen ayıran devlet” gerektiğini söylüyor. Fransız haber ajansı AFP de bu haberi “İslami otorite, modern ve laik bir Mısır istiyor” diye duyurdu. Türkiye’de özellikle son yıllarda iyice tu ka ka ilan edilen ve hatta onu savunan insanlara neredeyse “başka dinden ya da dinsiz” etiketleri yapıştırılan, toplumu “Müslümanlar-laikler” diye en yanlış ayırımla bölen akademisyenlerin bile çıktığı laik ve modern devlet bize 74 yıl önce Atatürk’ün “ileri görüşü” sayesinde gelmişti ki koca Atatürk’ü bu nedenle de suçlayanların olduğu malumdur. MÜSLÜMANLAR LAİK OLACAK!
İşte şimdi, Türkiye’den 74 yıl sonra “laik rejimleri olmadığı için dinler ve mezhepler arası kavgalar nedeniyle kayıplara uğramış ve demokrasiye de kavuşamamış” ülkeler laik ve modern devlet istiyorlar. Her din ve inanca eşit mesafede duran, siyasete ve devlet yönetimine dinin karıştırılmadığı, dinin siyasette istismar edilmediği bir devlet yapısı... Bunu da Mısır’da “Sünni alemin en büyük otoritesi” dedikleri isim söylediğine ve “yüzde 91’i Müslüman” olan bir toplum için istediğine göre, bugüne kadar “Laikliğin dinle bir çatışması olduğunu” tekrarlayıp duran ve buna da toplum kesimlerini inandıranların yalanla aldatıyor olduğu ortada değil midir? Bundan sonra Müslüman ülkeler laikliğin kıymetini anlayıp rejimlerini o yönde değiştirmek istedikçe biz de “kendi kazanımlarımızın nasıl değerini bilmediğimizi ve çarpıtıp durduğumuzu” anlayacağız. Haydi rastgele! ***** Beklenen yasa ve sitelerde komik kavgalar! Türkiye’nin birçok ilinden gelen mektuplar “sokak hayvanlarının korunması, hayvan haklarına ait düzgün, 21’inci yüzyıl Türkiyesi’ne yakışır bir yasanın çıkarılması” için yeni Meclis’in konuyu ele alması gerektiğini vurguluyor. Evet malum, çözüm bekleyen çok fazla sorun var ama ilgisizlik-bakımsızlık yüzünden sayıları artan, perişan şekilde sürünen hayvanlar da artık ötelenecek bir sorun değil. Bu kadar çok sayıda milletvekili arasından kimsenin aklına gelmiyor mu yani? Yoksa “kadın ve çocuk sorunları” gibi bunu ağza almak da onlara gereksiz gayret mi geliyor? Öylece oturup bekleyeceklerine bunları da düşünsünler, takdir ederiz kendilerini.
AMAN RAHATIM KAÇMASIN!
Sarıyer Belediye Başkanı Şükrü Genç ile konuştuğumda kendi bölgesinde bazı sitelerin toplantısına katıldığını, o toplantılarda “site içinde yaşayan kedileri korumak, beslemek için uğraşan” sakinlerle, “bıktık sizin hayvanlarınızdan, istemiyoruz” diyenlerin kapıştığını anlatmıştı. İşte böyle düşünen insanlara “koca alanlara yayılmış sitelerde, sokaklarda elbette kediler de olacaktır. Bıktınızsa sitenin bir köşesine toplanmaları için kedi evi koyarak (internette var, örneğin PODO markasıyla en güzelleri satılıyor, ayrıca yaptırmak da mümkün) orada bakın, kısırlaştırılmaları için belediyeyi çağırın ki sayıları artmasın” demek gerekiyor. O konforlu evlerde, dairelerde oturup yağmuru, karı keyifle izleyenler zavallı sahipsiz hayvancıkların nasıl saklanacak delik, yiyecek, yazın su aradıklarını bir an aklına getirmiyor çünkü.
HAYVAN HAKLARINA SAYGILI ÜLKE..
Oysa yalnız kendi rahatına değil, başka insanların ve başka canlıların sorunlarına da kafa yoran, çaba gösteren siteler, mahalleler, üniversiteler de var. Bundan sonra bencilce davrananlara “bizim de artık daha çağdaş, hayvan haklarına saygılı bir ülkede yaşamak istediğimizi, bu tepkilerin kolaycılıktan başka bir şey olmadığını” söylememiz lazım. Kısırlaştırma son derece önemli. Bazı hayvanseverler, hatta veterinerler bile “bir kez doğursun ondan sonra” veya “erkek kediyi kısırlaştırmaya gerek yok” diyebiliyor. O bir kez doğuran kedinin veya köpeğin “bir kez doğuracağı” yavruların da henüz 7 aylıkken bile doğurabileceğini düşünürsek hiç doğurmadan kısırlaştırmanın önemi anlaşılır. Erkek kediler ise hem çiftleşmek için diğer erkek kedilerle “dişi kovalama” sırasında ettikleri kavgalarda alacakları yaralar, hem de “dişi kokusu aldıklarında kilometrelerce uzağa giderek nasılsa bir dişiyi bulmaları ve çoğalmayı arttırmaları” nedeniyle mutlaka kısırlaştırılmalılar. (Tekrarlayayım, kedi ve köpeklerde aşılar-parazit ilaçları çok önemli, ishal fark ettiğinizde zaman geçirmeden kliniğe koşun.) Öyle uzun süredir bir çok semtin ve barınağın en iyi veterinerlerinden bilgi alıyorum ki sonunda kendim de ders vermeye başlayabilirim galiba.. Bana bu konuda da inanabilirsiniz yani!

Ruhat Mengi/VATAN

Yorum Gönder

[blogger][facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget