Bazı TV kanallarında -elbette yandaş medyanın- öyle bilgiç, öyle saçma sapan görüşleri, yorumları dinliyor ve artık deneyim sahibi olmaları gereken meslektaşlarımızın çoğunun yakın tarihi hiç ama hiç bilmediklerini görüyorum. “Bu eksiklik belki de o devri yaşamadıklarından olsa gerek” diyerek gülüp geçiyorum.
Eskiden Türk dış politikasını “Hariciye kadrosu” dediğimiz, şimdi kendilerine “Monşerler!” denilerek dalga geçilen Dışişleri Bakanlığı’nın deneyimli kadrosu yönetirdi. Şimdi o kadro değil, ideolojik farklı düşüncelere sahip, başka bir Dışişleri tarafından yönetiliyor. Hatta çoğu kez liderleri dış ilişkilerinde yanına tercüman olarak ille de bir yakın arkadaşını almakta, büyükelçileri kapı ardında bekletmekte, “Proceverbal” denilen tutanakların tutulmasına izin vermemekte.
Asıl sorun gündelik, olaylara göre uygulanan ilkesiz politikada olmalı.
1950′den sonra Menderes iktidarı, Dışişleri’nin başına Fatin Rüştü Zorlu geçene dek bocalamalar geçirmişti.Irak’ta Nuri Said iktidarı devrildiğinde -1958 (Rahmetli elinden gelse, İsmet Paşa‘dan korkmasa Irak’a asker gönderecekti), İran’da Musaddık devrildiğinde -1953 aynı yanlışı yapmıştı. Oysa Atatürk ve İnönü‘nün dış politikaları, Doğu’dan Batı’ya yönelik, ilkeli bir politikaydı. Deneyimli diplomatlar dinlenir, gündelik ayaküstü konuşmalarla politika yapılmazdı.
Batı’dan Doğu’ya yani İslam’a yöneliş, Erbakan‘la başladı. Erbakan Hoca derdi ki: “Artık Batı taklitçiliği sona eriyor! Artık Ortak Pazar yok. Avrupa Birliği yok! NATO da yok olacak. Artık adil düzene geçiyoruz” Sonra elindeki Arap dinarını sallar ve devam ederdi: “AB, ortak gavur parası kullanıyor. İşte bizim İslam dinarımız. Biz bu topraklarda İslam’ın birleştiricisi olacağız. İslam NATO’sunu da İslam Ortak Pazarı’nı da biz kuracağız!”
Hayret değil mi? Erbakan Hoca’nın rahle-i tedrisinden çıkan bu iktidar, hem onu reddimiras ediyor, hem de ABD yandaşı ve BOP’çu olarak neredeyse İslam ülkelerine cihat açmaya hazırlanıyor.
Öncekiler dış politikayı yüzlerine gözlerine bulaştırdılar. Ve yeniler, Graham Fuller’in “Yeşil Kuşak-Ilımlı İslam Modeli”ni uygulamak ve kararsız ve ilkesiz bir dış politikayla ülkeyi maceralara sürükleyebilirler. Üstelik karşılarında İsmet Paşa gibi bir muhalefet lideri de yok.
Karayılan Yakalandı Mı?
O TV kanallarında konuşan, yaşları benden küçük meslektaşlar, ya cehaletten ya da patronları “Öyle konuşun” dediğinden nabza göre şerbet veriyorlar.
Hiç kimse şunu sormuyor, soramıyor: “Karayılan yakalandı ya da yakalanmadı. Niçin İran’ın elindekinin kimliğini araştırısınız. PJAK onun işi. PKK bizim işimiz. O Kandil’e girip bir çetebaşını yakaladı da siz devlet olarak oraya girip Karayılan’ı derdest etmediniz?”
Bu soruyu soramıyorlar. Biliyorlar ki bu ayıbın altından ne iktidar kalkar ne de Irak sınırını aşıp da eşkiyayı barınağında kıstırmadan, hakkından gelmeden ters dönen anlı şanlı, madalyalı-lüks zırhlı paşamız.
İşte şimdi Başbakan diyor ki: “Ramazan geçsin. Onlara derslerini vereceğiz!” Galiba bu kararı almak için Sayın Erdoğan’ın Oval Ofis‘i bir kez daha ziyareti gerekecek. Ya TSK ne yapacak?..
Efendiler; PKK her gün vuruyor ve evlatlarımızın kanı yerde kalıyor. İran Kandil’e giriyor da siz ABD’den izin almadan girdiğiniz gii ABD Savunma Bakanı’nın bir emriyle arkanıza baka baka Irak’tan dönüyorsunuz. Hani nerede kaldı, ABD ile birlikte hareket ve istihbarat alışverişi? Nerede kaldı TC Devleti’nin ilkeli, kararlı dış politikası?
Karayılan olmuş, Murat bilmem ne? İkisi de bizi ilgilendirmiyor.
Nasır’la başlayan Arap milliyetçiliği, bakın Irak’ta ABD askerlerini ne hale getirmiş? ABD, Irak topraklarına kan ve gözyaşıyla iç savaş götürdü. ABD şimdi BOP‘la açıklarını kapatmak için Kuzey Afrika’dan Suriye’ye atladı.Sonra sıra kime gelecek? İran’ın deneyimli ve bilgili diplomasisi bunun farkında. Bizim Dışişleri Bakanımız Beşar Esad‘la 6.5 saatlik konuşmadan sonra geldi ve dedi ki: “O konuşmadan sonra Esad tanklarını Hama önünden çekti”
Tankları çeken Esad mı, onun bile sözünün geçmediği tartışılan Suriye ordusu mu?
Sayın Bakan döndü ve dün Suriye denizden ve karadan Lazkiye‘yi bombalamaya başladı.
Siz lütfen Karayılan mı yakalandı, başkası mı onu bir yana atın ve yakında İran sizi İslam düşmanı ilan ederse, bunu yüzde 99′u Müslüman olan Türk halkına nasıl anlatacaksınız, ona bakın.
Kurtul Altuğ/AYDINLIK
Yorum Gönder