Cumuriyet'e bombayı polisler attırdı! - Necati Doğru

Ergenekon Davası içinde “Cumhuriyet Gazetesi’ne bomba atılması” eylemini yapanlar da yargılanıyor.
Dava 4 yıldır sürüyor.
190 duruşma yapılmıştı.
191’inci duruşmaya 8 gün önce (5 Ağustos 2011 Cuma)  başlandıı. Duruşmada söz alan sanıklar arasında Bedirhan Şinal adında şimdi 20 yaşında olan bir genç de bulunuyor.
Tamı tamına şunu söyledi:

“Polisler bana bombayı verdi ve Cumhuriyet Gazetesi’ne atmamı söylediler. İlhan Selçuk’u tanımam. İlhan Selçuk’a tehdit mektubunu yazdıranlar da bana bu komployu kurduranlardır”
İsim de verdi.
“Polislerin adı şudur” dedi.
Geçmiş günlere de gitti.
16 yaşındayken Organize Şube’ye bağlı ekiplerin kendisini baskı altına alıp bazı olaylarda kullanmaya başladığını, 1992 olan yaşını 1988 olarak değiştirip yaşını büyüttüklerini ve eline bir silah verip yakalatarak hapse koyduklarını anlattı.
Bugüne kadar susmuştu.
Bugün niçin açıklıyordu?
Bu çok önemli davaydı.

Xxx

Bugüne kadar Cumhuriyet Gazetesi’nin başyazarı  İlhan Selçuk’un ölmeden önce “darbe ortamı yaratmak” için kendi gazetesine bomba attırmış izlenimi verilerek anlatılan olay, tam tersi çıkıyordu.
Sanık iddiaları doğruysa:
Bomba atılmamış. Attırılmıştı.
Attıranlar devletin polisiydi.
Hukuk doktorası yapmış Dr. Alev Coşkun, 191’nci duruşmada “Cumhuriyete atmam için bombayı bana polisler verdi” diyen yaşı büyütülmüş Bedirhan Şinal’in son duruşmada söylediklerinden 6 iddia çıkarttı.
İddia 1:
“Haydarpa’da silahla yakalandığımda 16 yaşındaydım.  1992 doğumlu olduğum halde 1988 yazdırdılar. Yaşımı büyüttükten sonra cezaevine girmem gerekiyordu.”
İddia 2:
“2007 yılında bana Organize Şube’den bir polis tarafından silah verildi.”
İddia 3:
“Gaziosmanpaşa’da Hakan adlı bir işadamının tekstil atölyesinde, polisler bana Cumhuriyet Gazetesi’ne atmam için bir el bombası ve silah verdiler”
İddia 4:
“Anneannem ölünce hesabında 150 milyar çıktı. Beş kuruşu olmayan kadının hesabında bu kadar para nasıl çıktı?”
İddia 5:
“Bana son 15 gün öncesine kadar cezaevine, hiç tanımadığım insanlar, anneannemin ismiyle her ay 1-2 milyar para gönderdiler. Hesaplarım incelensin.”
İddia 6:
“İlhan Selçuk’a tehdit mektubunu bana yazdıranlar bu komployu bana kuranlardır”

xxx

Tututklu Bedirhan anlattı.
Hakimler de dinlediler.
Bu iddialar doğru mu?
Hakimlerin adaleti harekete geçirerek gerçeğin ortaya çıkmasına omuz vermeleri gerekir. Yeni İçişleri Bakanı’nın ismi geçen polislerin gerçekten böyle bir komployu düzenleyip düzenlemediklerini netleştirmesi beklenir.
İddialar doğruysa!
Ergenekon davalarının görüldüğü mahkeme salonlarında “marangozluk hatası” aramak gerekir! Çünkü yabancı gazeteciler bile (The Times muhabiri Alexander Christe) “Balyoz davasındaki bazı kanıtların, üzerinde oynanmış belgelerden oluştuğunu” yazmaya başladılar.


KUTU
(uyan borusu)

Bakan dalgasını
geçiyor!

Çok sayfalı, çok ekli, çok promasyonlu gazeteden biri olan Sabah, birinci sayfasından 7 sütuna 4 tane renkli fotoğraf yayınladı. Bu fotoğraflar kamera kayıtlarından alınmıştı. Atatürk Hava Limanı Gümrük Müdürü’nün odasına gelip  “rüşvet parası dolu zarfları” müdürün masasındaki sümenin altına koyan işadamlarını gösteriyordu. Ertesi gün yine çok sayfalı, çok ekli, çok promasyonlu gazetelerden Hürriyet’in ekonomi bölümünde 8 sütuna Gümrük ve Tekel Bakanı  Hayati Yazıcı’nın bir demeci yayınlandı. Gümrük Bakanı, “iş adamlarımıza çağırı yaptım. Rüşvet isteyen gümrükçüyü bana bildirin dedim” diyordu. Rüşvet veren işadamları belli. Kamera fotoğrafında tespit edilmişler. Bakan bu iki gazeteyi fena halde işletiyor. Dalgasını geçiyor.

Necati Doğru

Yorum Gönder

[blogger][facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget