Sevgili okuyucularım, geçen gün televizyonu tıklarken BBC’de ilginç bir söyleşiye tanık oldum. Bir bölümünü izleyebildim, sonra başka kanala geçtim.
BBC muhabiri, İran Cumhurbaşkanı Ahmedinejad’la bir söyleşi yapıyor ve akla gelecek her soruyu kendisine soruyordu. Sonra aynı söyleşiyi bu kez Euronews kanalında baştan sona izleme fırsatı buldum. Hem de Türkçe çevirisi veriyordu.
Muhabir, bu şahsa soruyordu:
-“Muhaliflerinizi cezaevine koydunuz. Bu nasıl iştir, nedenleri nedir?”
Adamın verdiği yanıt tarihe geçecek nitelikteydi:
-“İran’da yargı bağımsızdır! Biz mahkemelerin işine karışamayız, mahkemelere emir veremeyiz!”
Şimdi bir düşünün ki, bunu İran gibi şeriatçı, çağdışı ve baskıcı kurallarla yönetilen bir ülkenin cumhurbaşkanı, kendi emrindeki ve mollalardan oluşan mahkemeler için söylüyor.
Daha da açıkçası, yalan söylüyor!
İran’da yargının bağımsız olduğunu, hükümetten emir almadığını iddia ediyor!
Ahmedinejad’ın sözleri bana Türkiye’de başta Tayyip olmak üzere iktidar yetkililerinden sık sık duyduğumuz aynı doğrultudaki sözleri anımsattı:
“Biz yargı kararlarına asla karışamayız. Türk yargısı bağımsızdır, kimseden emir ve direktif almaz!”
Bu tür sözleri örneğin İngiltere başbakanı söylerse, ben ona inanırım…Çünkü İngiliz yargısı gerçekten bağımsızdır ve emir komuta zinciri altında çalışmaz.
İsveç kralı, ne bileyim başka batılı ülkelerin yöneticileri söylerse, onlara da inanırım.
Ama gelin görün ki, bu sözleri Ahmedinejad söylüyor!..
Ve Tayyip söylüyor!..
İşte o zaman inanmam. Sadece ben değil, hiç kimse inanmaz.
X X X
Türkiye’nin bağımsız yargısı son olarak epeyce sayıda komutanın yakalanmasına karar verdi. İçlerinde orgeneraller, tümgeneraller, amiraller, albaylar var.
Orgeneral Nusret Taşdeler şu anda Ege Ordusu Komutanı. Son YAŞ toplantısında Ankara’ya atandı, 30 ağustos itibariyle görev yeri değişecek.
YAŞ toplantısı sonrasında Çankaya’daki AKP’li tarafından komutanlara bir iftar yemeği verilmişti. Her an yakalanması beklenen Ege Ordusu Komutanı orada Tayyip’in iki solunda, Çankaya’daki AKP’linin tam karşısında oturuyordu.
YAŞ toplantıları öncesinde, şimdi Genelkurmay Başkanlığına getirilen Necdet Özel, yapılan yoğun ikili ve çoklu görüşmelerde bu konuyu herhalde gündeme getirmiş ve onlara şöyle demişti:
“Komutanlar hakkında verilen yakalama kararı üzücüdür. Bu karar geri alınırsa iyi olur…”
Ve büyük olasılıkla kendisine şu yanıt verilmişti:
“Ama Paşam, bildiğiniz gibi Türk yargısı bağımsızdır! Biz onlara karışamayız ki!..”
Şimdi manzarayı bir düşünün sevgili okuyucularım!
Türk ordusunun nice komutanları, orgeneraller ve oramiraller dahil tutuklu. Bunlardan halen görev başında olanlar İstanbul’da Hasdal, emekli olanlar ise Silivri cezaevinde yatıyor.
Onları yargılayan mahkemelerin, Türk ordusunun komutanlarına bir daha güneşin yüzünü göstereceğine hiç inanmıyorum.
Çünkü onlar darbeci!..Onlar silahlı terör örgütü üyesi!..
Hep birlikte darbe yapmaya, Tayyip iktidarını devirmeye kalkışmışlar ama ne hikmetse başarmaları mümkün olmamış.
Bunlar ne kadar yeteneksiz, niteliksiz komutanlarmış!
Hani “Şeyini şey ettiğimin şeyi”, suikast mağduru Bülent bir laf etmişti ya, valla ne kadar da haklıymış! Ne demişti?
-“Biz iyi ki bu orduyla, bu generallerle savaşa girmemişiz!”
Bence de öyle.
Allah korusun, bir darbeyi (!), hatta kendisine yapılacak suikastı (!) bile beceremeyip yüzlerine gözlerine bulaştıran bu adamlarla biz bırakın Yunanistan’ı falan da bir yana, Suriye veya Ermenistan’la bile savaşamazdık.
Yani mahvolurduk, bizi Allah korumuş!
İyi ki Kıbrıs barış harekatını taa 1974 yılında, eski komutanlar döneminde yapmışız. Yoksa bunların döneminde adaya çıkmayı bile beceremez, Rum ordusunun karşısında güme gider ve bütün dünyaya rezil olurduk!
X X X
Bazen gazeteci arkadaşlarla laflarken bazı senaryolar üretiyoruz. Örneğin şu soruyu kendi kendimize soruyoruz:
“Varsayalım üst düzey bir komutan hakkında yakalama veya tutuklama kararı verildi ve komutan üstlerinden onay alıp kışlasına kapandı. İçeriye polis giremiyor. O takdirde ne olur?”
Yanıtını hiç kimse veremiyor.
Şimdi bir düşünün, haklarında yakalama kararı verilen bu komutanların kaçma şüphesi olabilir mi?
Bazıları belki diyecektir ki “Kaçmazlar ama delilleri değiştirmeleri mümkündür!”
Deliller değişecekse, şimdiye kadar çoktaaan değişmiştir. Kaldı ki, bildiğimiz kadarıyla bu deliller (her ne ise) zaten yargının elinde.
X X X
Bütün bu olanlarda amaç çok belli:
AKP iktidarı, işbaşına geldiği kasım 2002’den bu yana Türk ordusunu, karşısındaki en büyük karşıt güç olarak görüyordu.
Bu gücün çözülmesi, yıpratılması ve sesinin kesilmesi gerekliydi. 200’e yakın komutan boşuna tutuklanmadı.
Uygulanan plan işte budur.
Açık söyleyelim, itiraf edelim, bunu büyük ölçüde başardılar.
Bu operasyona girişirken sivil sektörü de korkuttular. Ülkede “Korku” egemen kılındı. Türkiye’de bunlara karşı ses verecek bir güç bırakılmadı.
Yargıyı ele geçirdiler. Özel sektörü vergi silahıyla sindirdiler. Medyayı devşirdiler, önlerinde diz çöktürdüler.
Sendikaları bitirdiler. Dikkat ediniz, emekçilerin böylesine horlandığı ve ezildiği, işsizliğin kol gezdiği, iş gücünün büyük çoğunluğunun ayda 600 liralık asgari ücretle yaşamak zorunda bırakıldığı Türkiye’de, bir tek grev bile yok!
Bu gerçekleri kamuoyundan gizlemek için her alanda binbir atraksiyon yapıyorlar. Kendi kendilerine “Dünya devi olduk” havası basıyorlar. Bir Suriye olayı ortaya çıktığında adam hiç sıkılmadan “Suriye bizim iç işimizdir, Dışişleri bakanımı Suriye’ye gönderiyorum” diyebiliyor. Şu kafa yapısına bakın:
“Dışişleri bakanım!..Gönderiyorum!..”
Ne ilginç rastlantıdır, önceki gün başbakanlıkta Suriye toplantıları yapılırken, bunların dış siyasetini yönlendiren ABD’nin Ankara Büyükelçisi de aynı binada onlara taktik veriyordu!
Mavi Marmara gemisinde bu hükümetin göz yummasıyla dokuz insanımız can verdi. Şimdi bu konuda “İsrail özür dilesin” diye bastıran hükümet, onbinlerce insanımızın ölümüne neden olan Öcalan’ı yıllarca başkentinde barındıran Suriye’ye bir gün olsun “Türkiye’den özür dile” diyebildi mi?
Bunlar için bu konular hiç önemli değil. Suriye muriye hikaye! Önemli olan Türk ordusunun kolunun kanadının kırılması, her gün yeni komutanların tutuklanıp içeri atılması.
Çiçeği burnunda Genelkurmay Başkanı Necdet Özel bu olacakları mutlaka düşünmüştür ve bilmektedir! Silah arkadaşlarının emeklilik isteyip gittiği, ya da birer birer tutuklandığı bir ortamda o makama özellikle seçilip getirilirken, bunların hesabını mutlaka yapmıştır!
Belki de bundan sonra yapacaktır!
Emin Çöleşan/SÖZCÜ
Yorum Gönder