Akla Ziyan! - Cüneyt Arcayürek

Kim söylüyorsa bu ülkenin sorunları çözülmez diye, yanılıyor.
Öyle sorunlar var ki yazılı görsel basında tartışılıyor, tartışılıyor ve bir günde, bir açıklamayla
çözümleniveriyor.
Örnek teravih namazı!
Günlerdir teravih namazı var mıdır yok mudur? Kılınır mı kılınmaz mı diye tartışılmadı mı?
O kadar tartışıldı ki kimi din uzmanları peygamberin teravih namazı kıldığını söyledi. Kimileri de hayır kılmadı, diye karşı çıktı.
Oysa bu ülkede sorunlar bakın bir anda nasıl çözülebiliyor.
Diyanet İşleri Başkanlığı; ülkemizi ramazan ayının ilk gününden beri meşgul eden bu konudaki tartışmalara; “İslamda teravih namazı vardır. Peygamberimiz de kılmıştır” diyen bir açıklamayla son noktayı koydu.
Açıklamanın önemli yanı ise; Hazreti Muhammed’in teravih namazı kılmadığını iddia etmenin “akla ziyan olduğunu” vurgulaması!
***
Bu görüş geniş bir alanı kapsıyor.
Akla ziyan söylemi peygamberin teravih namazı sorunu ile kısıtlanabilir mi bu ülkede?
Bu ülkede örneğin özgürlüklerin kısıtlandığını iddia etmek; “akla ziyan” sayılıyor...
İktidara yalakalıkla gazetelerde, iş dünyasında aklını ziyan etmeyenler gırla.
Gerçek demokrasi, özgürlük gibi kavramları yüksek sesle savunanlar, yazanlar ise akıllarını ziyan edenler. Elbette çoğunlukta!
İleri demokrasi aldatmacasıyla özgürlüklerin ırzına geçenlere direnenler ya Silivri’yi mesken tuttular ya da kıt kanaat yaşamaya çalışıyorlar!
***
Son günlerde Amerika ve Avrupa’daki krizin bize de bulaşması olasılığıyla da kafalarımızı yormayalım...
Bu uğraş da bir bakıma akla ziyan.
Zira depremi Allah’ın eseridir diye sindirenlerin yaşadığı bir ülkede, olası bir ekonomik krizi bilimsel nedenlerle açıklamaya, anlatmaya kalkışmak akılcı bir yöntem değildir.
Batı’daki kriz bilançosu: Fransa sıfır büyüme. Yunanistan ikinci çeyrekte 6.9 küçüldü. İtalya 2 yılda 45.5 milyar Avro kısıtlayabilir.
Fransa büyümeyebilir. Yunanistan küçülebilir. İtalya milyar Avro’lar kısıtlayabilir.
Ama bu örneklere bakarak son kriz Türkiye’ye teğet bile geçmez demek akla ziyan değildir.
Zaten Batı’daki salgın krizin, bizi etkilemeyeceği güvencesini veriyor hükümet.
Topluma akıl veren yöneticilerimiz var.
Yanı başımızdaki krizi deprem diye niteliyor, ama hiç değilse ekonomik deprem Allah’ın işidir demiyorlar.
Diyorlar ki; “Önemli olan nedir? Binamız sağlam mı, kolonlarımız sağlam mı, önemli olan bu!”
Bir ricası var hükümetin. Yaşamın gerektirdiği harcamalarda “ufak bir yavaşlamayı” gerekli görüyorlar.
Özetlersek hükümet sloganını: Halkımıza, ayağını yorganına göre uzat, diyor...
***
Bu slogan bir memur fıkrasını akla getiriyor:
ABD Başkanı Obama, İngiltere Başbakanı Cameron ve Başbakan RTE bir araya gelmişler.
Gazeteciler Başkan Obama’ya soruyor:
“ABD’de bir memur ne kadar parayla geçinir? Siz kaç para veriyorsunuz?”
Obama yanıtlamış: “Ben 2 bin dolar veririm. Bin doları ile geçinirler. Geri kalan bin doları ne yaparlar, nerede harcarlar hiç sormam.”
Gazeteciler aynı soruyu İngiltere Başbakanı’na sormuşlar, şöyle yanıtlamış:
“Ben memuruma 3 bin sterlin veririm. Geçinmesi için 2 bin sterlin yeterli. Artan bin sterlin ne yapar, nerede harcar, beni ilgilendirmez.”
Gazeteciler Başbakan RTE’ye sormuşlar aynı soruyu:
“Türkiye’de bir memurun geçim standardı nedir? Kaç para ile geçinebilirler? Siz memurunuza kaç para veriyorsunuz?”
RTE yanıtlamış:
“Türkiye’de bir memurun geçinebilmesi için en az 500 milyon lazım. Ama ben 250 milyon veriyorum. Geri kalan 250 milyonu nereden bulurlar, nasıl geçinirler, hiç bilmiyorum.”
İyi pazarlar!

Cüneyt Arcayürek/Cumhuriyet

Yorum Gönder

[blogger][facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget