“Acaba?” dedik. “Bir benzeri daha mı geliyor?” Kurultayı birkaç televizyon kanalından seyredip dinledik, CHP’nin Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nu, Ecevit’e benzetip benzetmemek için karara varamıyorduk, aslına bakarsanız bu karşılaştırmayı yapmak gereksizdi, elma ile armut toplanır mıydı?
Her ne kadar, ağaçta yetişseler de...
İklim, koşullar o kadar farklıydı ki!
Ya sloganları!
* * *
“Bu düzen değişmelidir, bu düzen değişecektir!”
Ecevit böyle diye diye, haykıra haykıra milyonları peşine taktı gitti.
İnsanların düzenle başı dertteydi, herkes “suçlu düzen” deyip, başka laf etmiyordu.
Kılıçdaroğlu’nun ise ağzından “değişeceğiz” lafı çıkıyor.
“Ama yoldan çıkmadan!”
Bir de Ecevit’e bakın:
“Toprak işleyenin su kullananın!”
“Ne ezen, ne ezilen, hakça bir düzen!”
* * *
Bunları hatırladıkça, Kılıçdaroğlu ile Ecevit’i karşılaştırmak mümkün mü?
Hem ne gereği var?
Ecevit, Ecevit’tir, günahıyla sevabıyla.
Onun için eski kurultayları, eski adayları hatırlamanın gereği yok!
Bugün neye ihtiyacımız var?
* * *
Kılıçdaroğlu’nun konuşmasında değindiği bir iki konu vardı ki!
Kurultay konuşmalarında, kurultay dışı konulara değinmeyi pek sevmezler, hele dış politikaya asla...
Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nun sıfır formülü vardı ya!
Komşularımızla aramız o kadar iyi ki, onlarla sıfır problemimiz var, yani yok.
Azerbaycan’ı kırdık, İran “füze kalkanları”yla bozuk, Irak “düşman” muamelesi yapıyor.
Bu mu sıfır problem?
Suriye ile dostluk ne dostluk?
* * *
Ha az kaldı unutuyorduk, Suriye’nin dostları toplantısında bizimki esip gürlemiş, Rusları Çin’le birlikte “izole” etmek gerekiyormuş.
İşte Kılıçdaroğlu’nun “Kendinize gelin” dediği şey bu.
Haksız mı?
Beğenirsiniz, beğenmezsiniz, ortada milyonlarca oyu olan bir CHP var, bir de Genel Başkan’ı...
Siyaset bu, belli olmaz, gün gelir, “İyi ki Genel Başkan Kılıçdaroğlu’ydu” diyebilirsiniz...
Dedik ya siyaset bu!

Yorum Gönder