Gülelim mi, Ağlayalım mı? - Ali Sirmen

Gelişme sürecinde, ulusal gelirdeki her 100 dolarlık artış, yeni toplumsal sorunlar doğurur.
19. yüzyılda pek çok kimsenin değil etraflıca düşünmek, aklından bile geçirmediği konular, 20. yüzyılda, gelişmiş ülkelerin karşı karşıya olduğu sorunlara dönüşmüştür.
Temiz hava soluma özgürlüğünün bir gün önemli bir sorun olacağı, aç ortaçağ insanının aklının ucundan bile geçmezdi.
Artık insanlık büyük ölçüde, yeryüzü coğrafyasının önemli bir bölümünde açlık sorununu geride bırakmıştır, gelişmiştir. Ama gelişme sorunlara yenilerini katmıştır.
Gelişmiş ülkelere gıpta ile ama üstün körü bakan, pek kafa yormayanların şu sözlerini çok duymuşuzdur.
- Görüyor musun elin keferesi bütün sorunlarını çözmüş. Oysa biz hâlâ nelerle uğraşıyoruz.
Bütün sorunların çözüldüğü bir toplum veya ülke yoktur. O ancak cennet ya da var olmayan bir ütopya adası, bu hafta yitirdiğimiz İlhan Mimaroğlu’nun deyimiyle bir YOKİSTAN’dır.
İnsanlığın tarihi, sorunlarla baş etme sürecidir. Sorunlar çıkar, çözülür yerine yenileri belirir.
***
Gelişme sorunsuz bir toplum yaratma değil, sorunları çözerek daha ileri gitme ve ilerlemenin yarattığı yeni sorunları göğüsleme sürecidir.
Çok beğenilecek bir örnek olmasa bile, ABD’ye göz atalım dilerseniz.
Elli yıl önce ABD’de, zenciler resmen ikinci sınıf yurttaşlardı, bütün yurttaşlık haklarına sahip oldukları bile söylenemezdi.
ABD’nin güney eyaletlerinde, beyazlarla birlikte üniversiteye giren ilk zenci olayının üzerinden daha yarım yüzyıl bile geçti geçmedi.
Ama ABD bugün hâlâ o sorunlarla uğraşmıyor.
ABD’de eğitim sisteminin büyük boşlukları, yeni sorunları var. Onlarla uğraşıyor ve ABD’nin başında, en iyi üniversitelerden birinden mezun bir zenci başkan oturuyor.
Güney Afrika Birliği’nde de benzer durumlar yaşandı, hukuki olarak, yurttaşlık hakları açısından zenci beyaz eşitsizliği geride kaldı. Zencilerin haklarından söz edilmesinin tabu olduğu, onları savunanların hapislerde çürütüldüğü Güney Afrika’da bu sorunlar aşıldı. Zenciler yönetimin dizginlerini ele aldılar.
ABD’de de Güney Afrika’da da sorunlar, azalmıyor artıyor. Ama bunlar, eski sorunlar değil, yenileri, eskileri aşanlar gelişmenin getirdiği yeni sorunlarla boğuşuyorlar.
***
Azgelişmişliği, gelişmişlikten ayıran en büyük farklardan biri de buradadır.
Farklılık birinin sorunlu, öbürünün sorunsuz olmasından kaynaklanmaz.
Ama gelişmiş toplum sürekli yeni sorunlarla baş etmeye çalışırken, azgelişmiş hep aynı sorunlarla cebelleşip durur.
17 Temmuz günü Arena Salonu’nda CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun aşağıdaki sözlerini dinlerken, elimde olmadan aklımdan bunlar geçti:
“...Üretimi değil, tüketimi önceleyen bir politika izliyoruz.
Unutulmaması gereken bir gerçek şudur:
Bilgi toplumunun, bilgi ekonomisinin ışık kaynağı üniversitelerdir, eğitim kurumlarıdır.
Özerk olmayan bir üniversite özgür olmayan bir bilim insanı bilgi üretemez.
Bunun içindir ki, üniversiteleri özerk, bilim insanını özgür kılmalıyız....”
Güldüm, aklıma ancak gazetelerden izlediğim elli yıl önceki hatta daha da eski CHP kurultayları geldi.
Oralarda da İsmet İnönü üniversite özerkliğinden söz ederdi.
Aradan elli yıl hatta daha fazla geçti, insanlar gitti, yenileri geldi, hâlâ aynı sorunlarla debeleniyoruz.
Bütün bu süre zarfında dünya Türkiye için boşa dönmüş demek ki.
Gülelim mi, ağlayalım mı?...

Yorum Gönder

[blogger][facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget