Uludere faciası - Güngör Mengi

Uludere’de terörist zannıyla üstlerine bomba yağdırılan 34 vatandaşı kim öldürdü; beş aydır onu arıyoruz.
Terörist olduklarına kim, nasıl karar verdi?
Cehennemi yaratan F-16’ları kim gönderdi?
Aralık ayından beri aradığımız cevap dün Wall Street Journal gazetesinden geldi.
Gazete Uludere olayını değerlendiren bir Pentagon raporuna dayandırdığı haberinde katliama uğrayan kaçakçı konvoyunu Irak toprakları içinde ilk, rutin devriye görevi yaptığı sırada ABD hava kuvvetlerine ait “predator” insansız uçağının belirlediğini yazıyor.
ABD-Türkiye ortak istihbarat biriminin uyarılması üzerine konvoyun hareketi bir süre izleniyor.
Olay yeri, PKK’nın geçiş noktası olarak çok kullandığı bir bölge. Ama konvoydakilerin terörist olup olmadıkları görüntülerinden net belli olmuyor.
Bunun üzerine Amerikalı subaylar predator’ün alçalarak daha yakın çekim yapmasını öneriyorlar.
İşte kader çizgisinde ulusal felâket yaratan kırılma burada yaşanıyor.

Çuvallayan işbirliği

Bizimkiler “alçalalım” önerisini dikkate almadıkları gibi insansız hava aracını bölgeden çekmelerini Amerikalılardan istiyor.
Sonra predator’ün işini TSK’nın heron’ları devralıyor, onu da 34 sivil vatandaşı öldüren F-16’ların bombardımanı izliyor.
Tabii buradaki dramatik an, Amerikan işbirliğini devre dışı bırakan karar anıdır.
O kararın zeminindeki psikolojik şartlar doğru değerlendirilmelidir.
Muhtemeldir ki Türk yetkili, kalabalık konvoyun saldırı için Türkiye’ye ilerleyen bir terörist grubu olduğuna inanmış ve zaman kaybetmenin doğuracağı riskleri düşünerek kararını vermiştir.
Acele karar, yanlış karar olmuştur.
Sonra bir de “Amerika’nın aklı ile hareket etme”nin getireceği risklerin ve hakaretamiz suçlamaların ağırlığı...
Nitekim olaydan sonra siyaset sahnesi, Türk askerine Uludere’de katliam yaptıran istihbaratın CIA ve MOSSAD tarafından verildiği iddialarından hiç kurtulmamıştır.

Olay önlenebilirdi

Keşke böyle bir kompleksimiz olmasa..
Nitekim Amerikalı subayların tavsiyesine uyularak Predatör alçak uçuşa geçirilse konvoydaki insanların niteliğini, yani terörist olmadıklarını anlamak muhtemelen mümkün olacak ve bu facia başımıza gelmeyecekti.
Wall Street Journal, Pentagon’daki yetkilinin “Uludere saldırısı bir Amerikan kararı değildi. Vurma kararını Türkler verdi” diyor.
İstihbarat işbirliği keşke vurma kararına dayanak oluşturan aşamaya gelene kadar kopmasaydı.
Hükümet de, Genelkurmay da bombardıman kararına gerekçe olan istihbaratın “milli kaynaklardan” sağlandığını söylemeye devam ediyor.
Mesele o değil ki... Uludere’deki suçluyu yanlış yerde arıyoruz.
Uludere “tekrarına asla izin verilmeyecek bir istisna” olarak tarihteki yerini alsın istiyorsak takıntılardan arınmamız gerekir.
Karanlıkta kalmak kötüdür ama kalitesiz ve eksik istihbarat daha kötüdür.
Uludere’de doğruyu bulmak mümkünken saplantılı bir tercih bunu önlemiştir.
Amerika’ya hiçbir şey olmamış ama olan bize olmuştur!

Yorum Gönder

[blogger][facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget