İstanbul’da Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) adlı bir gazeteci örgütü var.
Ben de üyesiyim.
12 Eylül darbesinden sonra kendisini büyük gösteren bazı gazeteciler yüzünden bu mesleğin nasıl rezil edildiğini görmüştüm. Gazeteciler Sendikası’nın adım adım nasıl çökertildiğini izlemiştim. Bunların TGC üyesi de olduklarını öğrenince bu örgüte içim ısınamamıştı.
Ama örgütlülüğe olan inancım yüzünden sonunda TGC’ye başvurup üye olmuştum.
Geldiğim noktada sormaya başladım:
-Bu TGC kimin örgütü?
-Gazetecilerin mi yoksa hükümetin mi?
***
Cuma günü Bekir Coşkun Cumhuriyet’te yazdı: “Ülkenin başbakanı bir yazar için, ‘Kaleminden pislik damlıyor.’ diyor... Arkasından yardımcısı, ‘Ağzından lağım akıyor’ diye ekliyor... O kaleme törenle ‘Basın Özgürlüğü Onur Ödülü’ veren TGC’den ses çıkmadı, çıkmıyor. Elin Reuters Ajansı’na düştü iş.”
Sevgili Coşkun; bir yazı yazdı diye ortalık karışıyor; Başbakan başta olmak üzere AKP’liler ile yandaş medya ona karşı cephe saldırısı yürütüyor. Anlıyorum ki TGC başını kuma gömmüş.
Bu haliyle de cephenin gizli destekçisi olmuş.
Şimdi soruyorum:
-Bu TGC kimin örgütüdür?
-Gazetecilerin mi iktidardaki siyasetçilerin mi?
***
Geçenlerde TGC’yi aradım; birisi çıktı telefona; dedim ki:
“Hanımefendi; söyleyin yöneticilere; biz gazeteci değil miyiz? Köşe yazım yüzünden yargılandım; TGC bu durumu görmezden geldi. Ama şimdi mahkeme 16 ay ceza da verdi. Yazıyorum; meslek örgütlerimiz duysunlar; tepki göstersinler istiyorum ama hiç birisinin aldırdığı yok. Gazeteciler Cemiyeti yönetimi; ben muhalif olduğum için mi sesini çıkartmıyor?
Ölümle tehdit ediliyorum yine arayan, soran yok. İlla da TGC’nin ilgilenmesi için yandaş medyadan birisi mi olmalı?”
Söylediklerimle kaldım. TGC yönetimi için benim sitemim vız geldi tırıs gitti.
Şimdi yeniden soruyorum:
-Bu TGC kimin örgütü?
-Gazetecilerin mi?
-İktidara güzelleme düzen yandaşların mı?
CASUS GAZETECİYE ÖDÜL VERDİ DE
Bu TGC; Taraf isimli özel imalat gazetede; kurgulandığı belli olan dokümanları yayımlayan sözde gazeteciye ödül verdi. Böylece iktidarın işine gelen büyük bir operasyona psikolojik destek sağlanmış oldu. Kopya CD’leri gerçek gibi kabul eden TGC zihniyeti; James Bond havalarında gazetecilik yapanları kınayacağına; onlara ödül veriyor.
Şimdi soruyorum:
-Bu TGC yönetimi ile hükümet arasında herhangi bir özel ilişki var mıdır?
-Bu yönetimin üyelerinden birilerinin iktidardan beklentileri mi bulunmaktadır?
-Yoksa bu TGC; Türkiye’de ileri demokrasi olduğunu düşünüyor da bizim gibi muhaliflere yargının ceza kesmesini normal mi buluyor?
Yoksa yoksa... Fikir özgürlüğünü sadece hükümeti desteklemek olarak mı tanımlıyor?
O yüzden Bekir Coşkun’a edilen hakaretler karşısında “Duymadım!” havalarına girdi?
Acaba yazar La Fontaine bugün yaşasa idi; bu TGC’nin tavrını hangi hayvan hikâyesi (fable) ile anlatırdı?
TEKZİP KEPAZELİĞİ
Bütün iktidarlar gibi AKP yönetimi de basından çok rahatsız. Adalet Bakanı Sadullah Ergin de bu rahatsızlığı en fazla dile getiren isim gibi görünüyor.
Basın Enstitüsü Derneği yöneticileri kendisini ziyaret edip “basın özgürlüğünü sınırlandıranve gazetecilerin tutuklanmasına yol açan yasaların değiştirilmesini” istemişler.
Sayın Bakan; bu istek karşısında, Bakanlar Kurulu’ndaki arkadaşlarının; “Basın doğru olmayan haberler yapıyor; sonra da ne cevap hakkı veriyor ne de tekzip yayımlıyorlar.” diye yakındıklarını dile getirmiş.
İşte bir kuyruklu yalan daha.
Bugün Türkiye’de, doğru haberlere bile tekzip yollanıyor; mahkeme de bu istekleri hiç incelenmeden; “Yayımlansın!” diyerek kabul ediyor. Hem de öyle tekzipler ki birçoğu da hakaret içeriyor. Hükümet; işte bu rezaleti önlemek için tekzip işini yeni çıkarılacak paket içine almalı; gerçek haberin tekzibine izin vermemelidir. Gerekirse tekzib işi duruşmalı mahkemede karara bağlanmalıdır.
Doğrusu ya; tekzibi yayımlanmamış olan bakanları ve bu haberlerin ne olduğunu çok merak ediyorum.

Yorum Gönder