Özür dileme özürlüsü! - Güngör Mengi

Hesap verme ve özür dileme geleneği siyaset kültürümüze maalesef yerleşmedi.
O nedenle, hesap soran bağırışların uğultusunda geçiyor günler.
Neredeyse beş ay dolacak kamuoyu 34 kişinin öldüğü Uludere bombardımanına kimin karar verdiğini, operasyon kararına temel olan istihbaratın nereden geldiğini soruyor.
Hükümet de TSK da istihbaratın “milli kaynaklardan” geldiğini belirttiler ama aynı soruların her gün tekrar sorulması, korkunç bir güven zafiyetinin varlığını haber veriyor.
Aynı sorulara muhatap olma sırası dün İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’e gelmişti.
Ama ilerleme olmadı.
Çünkü o da bilinen şeyleri kendine özgü şifrelerle tekrarlamaktan öteye gidemedi. Mesela şunu dedi:
“Vur emrini kim vermiştir? Hava Kuvvetleri’nde görüntüleri izleyen, olayı analiz eden komutanlar vermiştir!”
Bu ifade ile büyük balık peşindeki avcılara “avucunuzu yalayın” demek istiyor.
Sonra... “Olay güvenlik güçlerimizin tecrübe hanesine işlenmiştir” diyor.
Tercümesi şu olmalı:
Hata yapıldıysa da 34 insan boşuna ölmedi; bir yanlıştır oldu ama bu kaza kulağımıza küpe olacaktır.
Bakan Şahin’in şu sözleri de mesaj taşıyor:
“Sağ ele geçirilmiş olsalar kaçakçılıktan yargılanacaklardı. Özür dilemeye gerek yok!”
Galiba bakan “Kaçakçı lekesiyle yaşayacak yerde şerefleriyle öldüler” demek istiyor. Bereket “Bu nedenle teşekkür borçları var” demiyor.
Bir korkunç söz de şu:
“Terör örgütü çılgınlaştığı için alışılmadık eylemler yapabileceğini bekliyoruz!”
Bu sözler, terörün halkta korku yaratma amacına hizmet eden bir gaftır.
Korkuyu büyüterek Uludere’deki zayiatın önemini küçültmek kurnazlık bile değildir düpedüz ayıptır.
İktidar, ciddi bir devlete yakışanı yapmalıdır.
Gerçeğe ulaşmak bu kadar zor olmamalı!
***
Top var barut yok

Türkiye “yarı özgür bir melez demokrasi” diye anılıyor ya;
Kamu personeline bu sofradan toplu sözleşme değil ancak ve sadece toplu müzakere hakkı düşüyor.
Sarı sendikacılığın referandumda “Evet” dedirtip de şimdi sokağa döktüğü memurlar boşuna cop ve biber gazı yemesinler.
Memur eylemleri işe yararsa polisler de kazanacak.
Ama komediye bakın ki polisler, onların da haklarını savunan insanları copluyor, gazlıyor, itip kakıyor.
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç acı gerçeğin yarısını ortaya koydu:
“Kanuna göre memurun grev hakkı yok!”
Yani... Topuna güvenme barutun yok.. Bu tabloda büyümeden pay almak bir yana enflasyonu karşılayacak artışı almak bile mucizedir.
Çünkü son kapı olan Hakem Heyeti’nin yapısı da içindeki hükümet güdümlü çoğunluk nedeniyle ümit vaat etmiyor.
Sarı sendikalar yüzünden kamu çalışanları referandumun o pek ünlü sloganını tekrarlamaya mecbur kalacaktır:
“Yetmez ama EVET!”

Yorum Gönder

[blogger][facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget