Cumhuriyet dediğin nevresim takımı değildir, gazeteden biriktirdiğin kuponlarla vermezler...
Laiklik kontörlü değildir... Biterse dolduramazsın.
Ensesi kalınsa...
Canı sağolsun.
Garibansa...
Vatan sağolsun...
Sarı'msaklasak da mı tutuklasak...
Sarı'msaklamasak da mı tutuklasak...
AKP öksürse...
Türkiye zatürree olur.
Ak'ciğer hastalığıdır.
Maazallah yani.
Ukrayna, portakal devrimi.
Gürcistan, gül devrimi.
Kırgızistan, lale devrimi.
Tunus, yasemin devrimi.
Mısır, zaten adı üstünde.
Ya bizimki?
ABD Büyükelçisi izah etti:
Patlıcan devrimi.
İnsan olarak yaşamak zor... Hayvan olarak daha zor bu ülkede.
Günde 18 bikini değiştiren tikiler, kıçının kılları ağarmış amcalara aşkito, totişko diye sesleniyor, amcalar da birbirine kankito filan diyor, Bodrum'da...
Metrekarede 80 kişi, yemek yiyorsun, kalabalıktan masana çarpıyorlar, garson tabakları üstüne düşürüyor, çatalı burnuna sokuyorsun, yandan geçen tiki çıtladığı çiğdemi tükürüyor, kabuğu salatana düşüyor, hesap 500 lira, bu kepazeliğe az bile, Alaçatı'da...
Halk içinde muteber bir nesne yok tivi gibi, olmaya devlet cihanda rütük şikayet hattı gibi...
Ancelina Coli'yle Kızılay çadırında yemek yiyen kadınların, Suriyeli mülteci ayaklarıyla sofraya oturtulan torpilli bürokrat eşleri olduğu ortaya çıktı sayın seyirciler, azzz sonra...
19 Mayıs Gençlik ve Spor
Atatürk'ü an-ma Bayramı
Yılmaz Özdil gibi yazmaya heveslendiğimi düşünmüş olabilirsiniz.
Bırakın onun gibi yazmayı, taklit bile edemem!
Okuduğunuz satırlar, son kitabı ''İsim Şehir Bitki''den alıntılanmış bölüm önsözleri...
Benim için Yılmaz'ı anlatmak hem çok kolay, hem de çok zor.
Kolay... Çünkü dürüst, cesur, delikanlı, dost, alçakgönüllü, kısacası, adam gibi adam Yılmaz Özdil...
Çok zor... Çünkü aynı Yılmaz Özdil büyük bir yaratıcı, eşsiz bir
kalem...
Sözde değil, özde Atatürk ve Cumhuriyet sevdalısı...
İyi ki onu tanımışım, iyi ki onunla çalışmışım, iyi ki ona “sevgili kardeşim'' demişim.
Ne mutlu bana...
“İsim Şehir Bitki''yi okuduğunuzda siz de, bir kez daha hak vereceksiniz...
Çünkü bu kitap, yağcılık ve yalakalığın gazetecilik olarak yutturulduğu...
Gazeteci ayaklarına yatan jurnalci-tetikçilerin tutuklanmasını istedikleri meslektaşlarının listesini yayınladığı...
Gazetecilerin mesleki faaliyetleri nedeniyle cezaevlerine tıkıldığı...
Tutukluğun cezaya dönüştüğü kapkaranlık bir dönemde, mangal gibi bir yürekle kıldan ince kılıçtan keskince kalemin, tarihe bıraktığı eşsiz bir onur belgesidir .

Yorum Gönder