“Parlamento, hükümet ve yargı bağımsız olacak!” dedi François Hollande; Elysee Sarayı’nda çiçeği burnunda başkan sıfatıyla yaptığı ilk konuşmada:
“Ben herkes adına her şeye karar vermeyeceğim. İktidar ağırbaşlı ve ilkeli kullanılacak. Devlet yansız olacak. Daima laikliği savunacağım ve ırkçılıkla mücadele edeceğim. Fransa bütün halklara saygı gösterecek, özgürlükler ve ezilenlerin onurunu, kadın haklarını hep koruyacak…”
Güçler ayrımı…
Laiklik mücadelesi…
Özgürlükler…
Kadın erkek eşitliğine atfedilen önem…
Birkaç cümlelik paragrafta, modern devletin olmazsa olmazı sayılan değerlerinin hepsi var.
Bir Hollande’a bakın…
Bir… Fransa’daki başkanlık sistemini örnek göstererek Türkiye’de cumhurbaşkanı koltuğuna geçmek isteyenlere…
Aradaki fark, “Ben devletin hizmetkârıyım” diyenle; “Devlet benim!” diyenin farkıdır…
Bölücü değil birleştirici
Hollande kendisini “devletin sıradan, basit bir hizmetkârı” olarak görüyor.
Aynı konuşma kapsamında; bunu böyle bire bir (“Ben devletin hizmetkârıyım: sosyal demokrasiye inanıyorum”) diyerek dile getiriyor; başkan olarak ilk ve öncelikli görevinin, Fransızları “bir araya getirmek” olduğunu söylüyor.
Halkı bölen ve “iyi Fransızlarla”, “kötü Fransızlar”; “öz Fransızlarla”, “öz olmayan… (ithal!) Fransızlar”; “Hıristiyan Fransızlarla… Fransız vatandaşlığına rağmen Fransızdan sayılmayan Müslümanlar”; “devletten alınan maaşlara avuç açanlarla… maaş almayan Fransızlar”, “çalışanlarla… işsizler” arasında alabildiğince kışkırtıcı ayrımcılık yapan; yurttaşları “makbul yurttaşlarla”, “makbul olmayan yurttaşlar” arasında ikiye bölen Sarkozy’ye karşı; Hollande… şimdi birleştirici ve bütünleştirici olmak vaadi ile göreve başlıyor.
“Fransa’nın dayanışma ve iç barışı tesis etmeye ihtiyacı var” diyen Fransa’nın 7. Cumhurbaşkanı, bu “birlik, beraberlik” mesajlarını özel olarak Sarko dönemiyle arasına mesafe koymak için vurguluyor.
Kampanya boyunca Sarkozy’nin açtığı ayrımcı çatlaklara sürekli dikkat çekegelmiş olan Hollande; seçim zaferi gecesi önce Tulle kenti, ardından da Bastille Meydanı’ndaki kutlama konuşmasında olduğu gibi Elysee sarayındaki ilk sözlerinde de döne döne “toplumsal barış” göndermesi yaptı. Bunun yanı sıra aldığı tüm kararlara “adalet” ölçüsünün yön vereceğini söyledi. “Adil bir cumhurbaşkanı” olmaya söz verdi.
Fransa ‘reset’leniyor
Fransa özetle milat gibi bir başlangıç yaşıyor. François Hollande, Fransa toplumunu Sarkozy döneminin ardından yeniden “resetlemek” ve Fransa’ya farklı bir ruh, yeni bir anlayış getirmek istiyor.
Önceki gün bu nedenle Elysee’de yapılan kutlamalar tamamen farklı bir üslupla gelişti...
Paris’in en lüks restoranlarından “Fouquet’s” de Sarko’nun beş yıl önce tertip ettiği ilk başkanlık yemeğindeki gösteriş tutkusundan apayrı biçimde bu kez törenin tüm ayrıntılarına “ciddiyet” ve “sadelik” hâkim olmuştu.
Sade Hollande değil… çocuklardan… eski ve yeni hayat arkadaşına dek… tüm aile… Elysee’yi yönlendiren bu yeni “itidal” ve “ağırbaşlılık tarzını” bayrak edindi.
Hollande’la çeyrek asır boyunca hayatı paylaşan ve birlikte dört çocuk sahibi olan Segolene Royal, Elysee’deki yemin töreni arifesinde verdiği röportajlarda; ne kendisinin ne çocuklarının törende bulunacağını söyledi.
Buna gerekçe olarak; “Cumhurbaşkanlığına biz cümbür cemaat, maaile olarak seçilmedik” dedi: “Fransız seçmeni cumhurbaşkanlığına yalnız François Hollande’ı getirdi. Ailenin paylaştığı mahremiyet anları farklı; harfiyen uygulanacak protokol kurallarının yeri ayrı. Cumhuriyetin yönetimi kusursuz olmalı. Yemin töreninde yalnız anayasal organlar hazır bulunacak!”
Yeni kriter ağırbaşlılık ve ciddiyet
Tören aynen Royal’in önceden ilan ettiği gibi cereyan etti. Devir teslim faslına başkanın gayri resmi yeni eşi, Valerie Trierweiler ile Trierweller’in ilk eşinden olan çocukları da katılmamışlardı…
Söylemlerinde “eşitlik” kavramına hep geniş yer ayıran Hollande; Elysee’ye ve daha sonra zafer tankındaki törene (Fransız yapımı!) sıradan orta sınıf bir Citroen DS5’le gitti.
Yol boyunca cumhurbaşkanına refakat eden güvenlik, geçen hafta İtalya gezisinde Roma’da karşılaştığım Erdoğan’ın kalabalık kortejinden çok daha basit ve mütevaziydi...
“Mütevazilik”, “itidal”, “ağırbaşlılık”, “ciddiyet”….
Hollande sözde değil özde de… bu değerleri devlet yönetimine hâkim kılacağını… Elysee’de yaptığı ilk başlangıçla gösterdi.
Dünya sahnesinde nicedir böyle bir “devletlu” görmemiştik.

Yorum Gönder