Sanat dünyasında son zamanlarda bir ezan tartışması yaşandı. Tartışmayı, Film Arası adlı sinema dergisine konuşan Yılmaz Erdoğan başlattı.
'Günde beş kez ezan okunur ama filmlerde ezana yer verilmez' diyen Erdoğan aslında önemli bir gerçeğe parmak bastı.
Sosyologlar iyi bilirler ki; milletleri millet yapan; onların sembolleridir. Hiçbir topluluk; belirli semboller çevresinde toplanmadan millet haline gelemez.
Batı dünyasına bakınız: Bu dünya; milli (ulusal) devletlerden oluşmuştur. Her devletin kendine özgü bir temel ulusal sembolü (bayrağı) ile bir de dinsel sembolü bulunur. Ki Batı'daki bu dinsel sembol genellikle haçtır.
Batı dünyasını yöneten ABD'ye baktığınızda bu gerçeği çok net görebilirsiniz. Hemen hemen her Amerikan filminde mutlaka bir kilise sahnesi yahut haç görüntüsü bulunur. Her ABD filminde Hıristiyan kimliğin açık yahut gizli reklamı yer alır.
Amerikan milletinin milli kimliği ise çok yıldızlı o bayraktır. Bu bayrak sık sık karşımıza çıkartılır. Hatta birçok filmde Amerikan bayrağı kutsanır; açık açık insanın gözüne sokulur. Kimse de bunu faşistlik olarak görmez.
SEMBOLSÜZ TÜRKİYE
Müslümanlar'ın çoğunlukta olduğu bu ülkede; fillmlerde 'ezan' simgesinin veya 'cami-minare' motifinin yer almaması bir eksikliktir. Yahut; bu sembollerin bulunması gerilik-sanatdışılık değildir. Bilinmelidir ki bireylerin dinsiz olması; toplumun dinsiz yaşayacağını göstermez. Bu yüzden doğru örneklerin verildiği dinsel sembollere bizim milletimizin de ihtiyacı vardır. Ama bunu kabaca; reklam veya açık baskı unsuruna dönüştürmeden yapmak gerektir.
Çok dinli bir yapısı bulunan milletimizin içindeki Hıristiyan ve Musevi kitlelerin dinsel sembollerini şimdiye kadar 'kötülük sembolü' olarak gösterdik ki bunun da bir insan hakları suçu olduğunu hatırlamamız gerekiyor.
***
Filmlerimizde 'ezan' olmadığı için yakınan Yılmaz Erdoğan' dan 'Niçin filmlerimizde figürtif anlamda olsa bile Türk bayrağı kullanılmıyor?' diye sormasını da beklerdim. Üstüne üstlük Türk bayrağının güçlü bir sanatsal anlatımı var. Bunu; dünyaca ünlü İtalyan mimar Flavio Albanese da dile getirdi. 2010 yılında Sicilya Adası'nın güneyindeki Pantelleria Adası'ndaki villasının damına Türk bayrağı asınca jandarma ile başının belaya girdiğini açıklayan ünlü İtalyan mimar Albanese, Corriere della Sera Gazetesi'ne yaptığı açıklamada ne demişti: ' Türkiye'den bir ayyıldızlı bayrak aldım. Villamın damına astım. Çünkü Türk bayrağı son derece etkileyici, güçlü, şık ve güzel, onurlu bir aksesuvar. (...) Türk bayrağı villamın damında dalgalanıyor ve en çok da komşularım stilist Giorgio Armani ile şarkıcı Sting'i etkiliyor.'
Yılmaz Erdoğan sadece ezana takılıp Atatürk devrimlerini divan şiiri üzerinden kötülemeye kalkışacağına sinematografik alanda kalıp 'Neden filmlerimizde bu güçlü sembolü kullanmıyoruz? ABD yapınca vatansevirlik oluyor da biz yapınca niçin faşistlik gibi gösteriliyor?' diye sorsa tam dengeyi kurmuş olurdu.
KURUCU SEMBOL
İleri dünya dediğimiz ulus devletlerden oluşan Batı dünyası; ayrıca kurucu kimlik olarak üçüncü bir sembol daha kullanır. Bunlar; ulusal devletleri kuran kişilerdir. Amerika'da bu isim George Washington'dır. Bütün Amerikalılar ona saygı duyarlar. Amerikan toplumuna kurucu kimliğe saygı duyulması fikri aşılanır.
Türkiye'de de kurucu kimlik olan Mustafa Kemal Atatürk'e karşı toplum ortak bir saygıda buluşmuştu. Lakin; son yıllarda Mustafa Kemal'i karalamak; kötülemek; onun halk arasındaki itibarına zarar vermek için yaman bir kampanya yürütülüyor. Bu kampanyayı; Kemal Atatürk'ün tarihsel hasmı konumunda olan Avrupa anakarası da körüklüyor.
Evet; ezan Müslümanlar için ortak bir semboldür ama Atatürk Müslüman olmayan yurttaşlarımızı da kapsayan daha genel bir semboldür. Ezana saygı isteyenin Aktatürk'e de saygı göstermesi şarttır.
Unutulmasın ki milli sembolleri yıkılan milletlerin geleceği de yıkılmış sayılır.

Yorum Gönder