Milli Gazete yazarlarından M.Şevket Eygi, dünkü yazısına “Vahim bozukluklar ve sapıklıklar” başlığını atmıştı…
Eygi‘nin tarikat- cemaat ticaretinden hoşlanmadığı bilinir… Kaldı ki din sömürüsü üzerinden imparatorluk yaratanlara tepkisi de ağırdır…
Eygi, dünkü yazısında da din tacirlerini hedef almıştı… Üstelik hak-hukuk yağmacılığının zirveye çıktığı bu dönemde, muhafazakar geçinen bir sürü yandaş başını kuma gömerken; Eygi çok ağır tanımlamalar yapmıştı!..
Milli Görüşçü gazetedeki bu çığlığı sizin de okumanızı istedim; belki Eygi‘nin tarif ettiği kişileri ve çevreleri tanıyanınız vardır!..
İşte, 1960′lı yıllardaki “kışkırtıcı” yazılarıyla da tanınan Eygi’nin “bozukluk ve sapıklık” olarak tanımladığı bazı gerekçeler:
“-Hizip, fırka, tarikat, cemaat, grup, klik asabiyetine, fanatizmine, militanlığına sahip olmak!..
-Yeterli ilmi, irfanı olmaksızın icazetsiz olarak Kur’an-ı Azimüşşan’dan hüküm çıkarmak…
-Cemaatini, tarikatını, mezhebini, meşrebini din haline getirmek…
-’Hoca efendimiz, şeyhimiz, baronumuz hiç hata yapmaz, o masumdur, ne derse doğrudur, ne yaparsa isabetlidir’ sapık inancına sahip olmak…
-’Her şeyin en iyisi Müslümanlara layıktır’ diyerek israf etmek, lükse kaçmak, aşırı tğketim yapmak, gurur ve kibir sergilemek.
-Müslüman halktan fakirlere yardım ve hizmet için toplanan paraların bir kısmını zimmete geçirmek…
-Sini ve mukaddesatı, kendi şahsi ve siyasi menfaatine alet etmek.
-Rüşvet almak, haram kazanç elde etmek, komisyon almak, çalıp çırpmak, ihalelere fesat karıştırmak ve ‘bunları Müslümanlar güçlensin diye yapıyorum’ demek…”
Ne dersiniz; din-siyasset-sömürü üçgenindeki takıye, bir İslamcı yazarın isyan ve deşifre ettiği kadar utanç verici değil mi?..
AÇLIK!..
M.Şevket Eygi’nin isyanındaki kimi satırlar dikkatimi çekti… Örneğin, “Her şeyin en iyisi Müslümanlara layıktır diyerek israf etmek, lükse kaçmak, aşırı tüketim yapmak”...
Ve bir diğer çarpıcı satır: “Müslüman halktan toplanan paraları zimmete geçirmek…”
Bu satırları okuyunca, gökyüzünden de görünsün diye adını 1 kilometre uzunluğundaki harflerle çöle yazdıran Abu Dabili şeyh Hamad Bin Hamdan El Nahyan geldi aklıma…
Yalnız o mu?.. Karanlık denizlerde el feneriyle hırsızlık ve yağmacılık yapan takkeli ve sakallı korsanlar!..
AKP iktidarı döneminde, muhafazakar zenginlik unvanına kavuşup yalılarda, ciplerde, lükse ve şatafata dalanlar!..
Birleşmiş Milletler’in (BM), açlıktan ölümlerin yaşandığı Somali için yinelediği acil yardım çağrısını görünce bu çevrelere kızgınlığım daha da arttı!..
BM yetkililerine göre; Somali için 1 milyar dolar yardım yapılmış. Ancak sorunun bir nebze olsun çözülebilmesi için bu rakamın en az 2.5 milyar dolar olması gerekiyormuş!..
Üstelik kendilerini “İslamcı” diye tanıtan terör örgütü El Şebab‘ın yardımları engellemesi de açlık ve kıtlığın yayılmasına yol açıyormuş!..
BM’nin diğer uyarısı ise insanlık adına daha da vahim!.. Örneğin 400 bin milteciyi barındıran Dadab Kampı’nda 5 yaşın altındaki her bin çocuk için 1.2 olan ölüm oranı 1.8′e ulaşmış!..
ABD’nin insani yardım görevlilerinden Nancy Lindborg’un yaptığı ürkütücü açıklama ise bebeklerle ilgili vahametin boyutlarını anlatmaya yetiyor!
Lindborg, Somali’nin güneyde son 90 günde açlık yüzden 5 yaşın altında, 29 binden fazla çocuğun öldüğünü söylemiş!..
VE İSRAF!..
Şimdi gel de; dünyanın birçok bölgesinde Müslümanlar açlıkla boğuşurken, bir damla süte muhtaç bebekler kitleler halinde ölürken Türk medyasındaki lüks iftar menüsü reklamlarına isyan etme!..
Gemide mi istersiniz, çadırda mı, boğaz manzaralı mı olsun, köşk bahçeli mi?..
Hacivat- Karagöz mü olsun, fasıllı mı?..
Gazeteport’ta okudum “bu ramazan’da İstanbul’daki 5 yıldızlı iftar menülerinin fiyatı 45 ila 185 lira arasında değişiyormuş!..”
“Lüks oteller, dileyene fasıllı sandal sefası, dileyene ney sesi ve mahya ışıltıları eşliğinde iftar yapma olanağı sunuyor”muş!..
Bakınız, 5 yıldızlı bir otelin fasıl eşliğindeki açık büfe iftar menüsünde neler varmış:
“Ev yapımı mantı, su böreği çeşitleri, pide, lahmacun, yaprak döner, kuzu kavurma, Elbistan tava ve sac fırında gözleme çeşitleri, ev yapımı vişne şerbeti, demirhindi şerbeti ve meyan kökü şerbeti, Türk tatlıları ve dondurma çeşitleri…”
Üstelik tüm bunlar neredeyse bedava!… KDV dahil 115 TL.
Peki; adını saraydan alan bir otelin restoranında 185 TL. karşılığında önünüze neler getiriliyormuş:
“Özel iftar pidesi, gerdan çorbası, saray usulü dolma, Kayseri usulü mantı, paçanga böreğinin yanı sıra ana yemekte kuzu incik, organik piliç veya sakızlı levrek seçenekleri…”
Süper lüks iftar menülerini anlatan haberde, başka otellerin fiyatları da sıralanmış; biri 150, diğer, 135, bir başkası ise 95 TL olarak belirlenmiş saraylara layık sofranın bedelini!..
Ben olsam, şu iftar menülerinin kapağına Somalili bir bebeğin resmini koyardım!… Bakalım adam olanın boğazından kuzu incik geçer miydi o zaman?..
Mehmet Faraç/AYDINLIK
Yorum Gönder